yurt dışında nasıl hapisane ortamı var gidin bi bakın yurt dışında hapis yatanlar dilekçe üsütüne dileçe veriyolar burda hapisane şartları çok kötü bizi türkiyeye gönderin diye burda f tipine düşeceğini bile bile yurt dışında hapis yatan türkle konuşun onların çocuklarına bi sorun ne çekmişler diye
@harman dostum
anlaşıcaz
f tipleri gitsin istiklal mahkemesi ya da divan-i harp benzerleri gelsin, nufusu ucbesbini gecen her yere daracagi dikilsin orada sallansin hem siyasiler hemde adliler !
F tipi cezaevleri bakış açısı ile ilgilidir.
lakin dünya'ya düz bir pençereden bakıyorsanız elbette güzeldir!
neden çünkü herkeslerin sizin gibi düşünmesini istiyorsunuz.!
katillikten vs...bahsedenler F tiplerini savunurlar,savunacaklardırda.
f tipi kapitalist sistemin kendisine karşı gelenlere karşı oluşturduğu bir cezaevidir.!
Kapitalist sistem pisliği,çürümüşlüğü oluşturmaktadır ve buna karşı koyanlarıda elbette cezasız bırakmamaktadır.
Dünya tarihine bakıldığın da bunlardan daha fazlası vardır.
Bakın Şeyh Sait isyanına evet kapitalist sisteme karşı gelmiştir. Kendi bağımsızlığını savunmuştur ve öldürülmüştür haince...
Bugün türkiye gündemini oluşturan insanlar daha doğrusu medya önceden f tiplerini güzel göstermek için beş yıldızlı otel demiştir televizyon,radyo vs var demiştir...
evet bugünde var bu aletler bugünde f tiplerinde televizyonlar ve radyolar var ama kime var bunu sordunuz mu hiç?
ihanet edenlere var...içeride ki tecrit koşullarını kabul edenlere var. aniden arama yapmaya gelen gardiyana karşı koymayanlara var daha doğrusu kişiliksiz insanlara var!
hepimize dayatılmıştır isteğimiz dışında istekleri yerine getirmemiz için dayatmalara bu f tiplerinde daha çok var...
kişi sosyalizme inanıyor bunun için mücadele veriyor tamam silahlanması ülke hukukunun ihlali anlamına geliyor. ne yapmak lazım o zaman bu arkadaşın düşüncelerini zorla değiştirmek mi gerek? yada hadi sen tehlikelisin tek kişilik hücrede kitap,defter,gazete'den yoksun bir şekil de kal demek mi?
Kaldı ki f tiplerine sadece eli silahlı insanlar kalmıyor eğimtim-sen'in ankara eylemi vardı! Onları bile terörist yaptı bu devlet bu hükümet kaldı ki o insanlar eğitimci ve t.c devlet okullarında öğretmenlik yapıyor.
f tipi cezaevleri tecrit yuvasıdır hiçbir tecrit yuvası insana dair değildir.
insan; arkadaşı,dostu,ailesi,sevgisi,sevgilisi var ise insandır!
F tipini savunanlar...Kendinizi tek başınıza beyaz bir oda'ya kapatın bir ay! var mı cesaretiniz!
A. Cabral
"... Çağımızın dünyasında kurtuluşları için savaşan ve çile çekenleri desteklemek için, yiğit olmak zorunlu değildir; haysiyetli olmak yeterlidir...;"
kimsenin kimseyi beslediği yok f-tipinde mahkumlar kendi hücrelerinin elektrik ve su masraflarının yanı sıra yeme içme masraflarınıda kendileri öderler...
insan varlığını harcamak bu kadar kolay olamaz. Ne kadar hata yapılmış ne kadar günah işlenmiş olsada çamura çamurla yanıt vermek insalık erdemine sığmaz. İnsan varlığı bu kadar ucuzlatılamaz. Hele birde kurunun yanında onlarca yaş yakacaksanız.Hiçbir değeriniz kalmayacaktır.Bu nedenle f tipi cezaevleri insanlık onuruna aykırıdır.
f tipi insanlık onuruna aykırıdır diyen arkadaşlara sormak istiyorum orda yatan şahıslar sizin canınızı yaksalar ailenizden birisini öldürseler aynı düşünceyle bakabilecek misiniz olaya?
ailemi öldürdü ama olsun o da insan onun da onuru var f tipine yatırmayalım bunu gelsin bizim evde kalsın ben bakarım beslerim diyebilicek misiniz
yaptıklarının cezasını çekmek zorundasın
İşkenceyi,İdamı,F tipini destekleyen yapay zekalar ; Sizler kendi izalosyonunuzu kendiniz sağlamışsınız zaten, aynen direttikleri gibi.Bakın ileride at gözlükleriniz var onlarıda takın isteyen istediği rengi seçebilir siyah olmak kaydıyla...
Bir kitaptan aldığım, F tipi cezaevindeki hücrelerden yazılan mektup. Devamıda çok güzel ama ancak bu kadarını yaza bildim:
Merhaba canım yoldaşım güzelim mektuplarınızı aldım, börtü böcek hepsi dahil! Yalnız şu kitap ayracı dediğin şey içinde yoktu... “Güme gitmiş” anlaşılan. Neyse!... Satırlarını/satırlarınızı keyifle okudum. Üstelik teklilerdeyken konuk oldunuz bana, üstelik havalandırma kapısı kapalıyken!... Niye mi? 19 Aralık sebebiyle Bursa cezaevi bize on günlük hücre cezası vermiş. Henüz dün bitti “tatilimiz”. İşte orada “pineklerken” birden bire doluştunuz küçücük yere, sığmadınız/sığamadınız ki siz oraya!... Ühüüü cümbür cemaat, kim var kim yok bir sürü yoldaş doluştu içeriye mazgaldan, küçüklü büyüklü zarfların, birbirinden çoşkun satırların içinde... Bakırköy, Uşak, Sincan, Tekirdağ ve tabii ki siz, adım atacak yer kalmadı valla. Kaç zamandır bir birini görmemiş bir yığın komünist. Gülenler, kucaklaşanlar her kafadan bir ses koro! Hayır geçin oturun diyecektim ama topu topu bir ranza bir sandalye. Fırından ekmek almak için kuyrukta bekleşirken ayak üstü laflaşan mahallelilere döndük senin anlayacağın. Tekliler mi! “Aldım verdim...” adımıyla 17 ye 8 adım. Amaaaa, bu 8 e ranza ve dolap dahil, yani 8 diye Bir şey yok!... Hani cezalıyız ya!... Havalandırma da “yassah” bize. Sabah bir saat akşam bir saat... Ulen on gün güneş bile göremedik adam gibi, görüşte “yassah”... Emme ve lakin siz içeri doluşunca, yukarıdaki sarı sıcak zat-ı muhtereme hiç gerek kalmadı.
Ama “tatilim” güzeldi be yoldaş. Aylardır görmediğimiz ve belki bir daha da göremeyeceğimiz dostlarla sarıldık, yan avludaki Kadir ve onun bir yan avlusundaki Ali ile sesleştik. Benimle aynı havalandırmada Hasan ve Erdal Tiryaki vardı. Aha bu Tiryaki var ya bu Tiryaki on gün zulmetti bize, yav yoldaş bir çene var sorma. Gece gündüz heç farketmez, car car car bir makineli ritminde çalışıyor çene, çok tatlı bir arkadaştır onu belirteyim. Zati yoksa çekilmezdi. Bu vatandaş dışarda dolmuşçuymuş...Bunun 95lere uzanan bir hikayesi var, dur anlatayım (duruyon mu!...) Bir gün trafikte durdurmuşlar Tiryaki'nin dolmuşu...Mübarek dolmuş değil TIR in in bitmiyor müşteriler... Trafik polisi faltaşı gözlerle saymış tam 60 kişi. Gözünün önüne bir dolmuş ve 60 adam getir, görüntüyü hesap et... Polis şöyle demiş “Ulen Tiryaki, sen bu adamları tekrar sığdır dolmuşa sana ceza kesmeyecem!..” Nerdeee! Tiryaki rüyasında bile sığdıramaz o kadar adamı!... Vesselam, 95ten bu güne Tiryakinin hikayedeki yolcu sayısı yoğun baskı ve kahkahalar sonucu krizdeki borsanın grafik çizgisine dönmüş durumda. 60-50-40 ve son olarak 30 yolcu olduğunu idda etmekte bizim arkadaş. Tabiii on gün boyunca biz de onu mahvettik o dolmuş vakası sebebiyle, her kahkahamızda fırça bıyıkları diken diken oluyordu.
Canım yoldaşım mektup girişindeki kelebeğe bakıp da sakın ola “caniane duygularla” mest olduğumu düşünmeyesin. Hücre cezası sırasında bir saatlikçik nefes alma molamızda bulduk onu. Kalın duvarların dibine tutunmuş duruyordu öylece. Uçamıyordu. Ve yağmur ha yağdı ha yağacaktı. Kanatlarından usulca tutup aldım içeriye, masaya bıraktım. Gökyüzünde istediğince kanat çırpamıyordu ama henüz yürümeyi becerebiliyoru. Bazen kitabın bazen şeker kutusunun üstünde salınıp durdu minik adımlarla. Ama her gün adımları daha da cılızlaştı, kanatları daha da soldu. Ve üçüncü gün her sabah olduğu gibi gözlerimi açtığımda tam karşımda onu gördüm, bu sefer hiç kıpırtısız. Kalktım baktım ölmüştü. Hani paytak gibi sohbet etmedim kelebekle ya da isim koymadım. Adı yeterince güzeldi zaten. Ama bazen parmaklarıma tırmandığında inmek istemiyordu -masaya bırakmaya çalıştığımda kalmak ister gibi elimden yukarı doğru hızlı adımlarla tırmanıyordu. Yok be can yoldaşım idealize etmiyorum da hayvan cağız öyle davranıyordu işte. Ordaki tek canlı bendim ya ondan olsa gerek. Kelebekleri bilirsin ömürleri kısadır. Ama o kısacık ömürlerinde yaşamın tüm güzelliklerini tatmayı bilirler. Ve her süzülüşlerinde gözlerimize harika güzelikteki gözlerini yaslarlar -onlar gibi yaşamayı düşleriz bazen, belki kısa ama dolu dolu... Sonsuz mavide kanat çırparak, doğanın bahşettiği renk cümbüşü çiçekler arasında salınarak ve rüzgara kapılmadan her kanat çırpışında yaşamdan bir yudum alarak... Özgürlük duygusu yayar yeryüzüne her kırpıntısında. Mutlu öldü biliyormusun yoldaş, boşa geçmemiş bir ömrün bahtiyarlığıyla ayrıldı aramızdan... Belki, belki değil elbet bir barikat başında dövüşmeyi yeğlerdi... Olmadı!... 17-8 aldım verdim adımı bir mekanda “terk” etti yaşamı... Fakat canım yoldaşım gördüğün gibi onun tüm yalınlığı, doğadan kotardığı tüm renkler, kısacık ömrüne sığdırdığı her şey hala burada... O hala mektuplarda satırlarda kanat çıpmaya devam ediyor bitimsiz mavinin kıvrımları arasında... Aslolanda budur!... Belki yedi tepeli koca şehri son kez görmek, belki bir vapur düdüğünün ezgisini solumak, belki varoşların çamurlu yollarında geleceği elleriyle yaratacak olanların öfkesini tatmak, aralarına karışmak isterdi!... Olmadı!... Ama yüreğince İstanbul'u, yüreğince martı kanadını, sisli akşamlarda gecekondu evlerinin cılız ışıklarına eşlik eden köpek havlamalarını ve mavi tulumların ter içinde, yağ içinde Taksim'i adımlayışlarını yanında götürdü. Aslolan budur!
sadece f tipi cezaevleri degil,insanları yalnızlaştırmaya ve psikolojik baskı ile yıldırmaya çalışan tüm cezaevleri insanlık onuruna aykırıdır..özellikle bunu düşünce suçları ve siyasi suçlular üzerinde denemek bir korkunun göstergesidir,insanları f tipi cezaevine koyup cezalandırmaya çalışan örümcek kafalılar yeri geldiginde de demokrasi nidalarını atmaktan ve agızlarındaki salyayı saklama gayreti pişine düşerler..her ne olursa olsun,verilen ceza insanlık onuruna aykırı olmamalıdır..hele ayırım yaparak uygulamak çok daha kötüdür.empati yetenegini kullanmak bir erdemdir.halklar kardeştir
Zamanında almanyada Aber-meinhof militanlarına da aynı sistem uygulandı. Almanlar kafası çalışan bir millet olduğu için içlerinden bize nazaran çok azı bu uygulamayı" insanlık dışı" olarak gördü. Sonuçta cezanın bir de "caydırıcı" olması lazım değil mi ey entellektüel, insan seven, terörist fetişisti aymaz pembe bulutlar topluluğu? Şimdi eskiden bu adamları bir araya koyarlardı, adamlar sabahlara kadar politik eğitimden tut yakın döğüşe kadar her nevi "sivil hayatta işe yarayacak" bilgiye tezelden abileri tarafından ulaştırılırlardı. Eh tabii ilk yakalandıkları zaman sağlam bir hırpalarlardı bunları ama o da artık kaçınılmaz, sen böyle yol seçtiysen başına gelecekleri de kabul etmişsin demektir.
Şimdi tabii bu devlet tarafından sıcak koğuşlarda uyutulup, birlik beraberlik içinde "esaretin onurunu" cilaladıkları akademileri dağıtılınca pek bozuldular. Bir anda teröristlik yakalandığın takdirde münasip biryerine kocaman bir şemsiyeyi sokup iyicene açıverikleri bir olay haline dönüştü. Oysa bu muydu planladıkları, en kötüsü (öldürülmezlerse) biraz dayak yedikten sonra sıcak hapishanede kardeşleriyle beraber "onurlu onurlu" gün sayacaklardı. Nerden çıktı bu F -tipi?, bu izolasyon. Yani teröristlik bu kadar ağır bir suçmuymuş yahu? İnsanım ben...Size diyorum ...
F- Tipi ile ilgili en büyük sıkıntım uygulama tabanının darlığıdır. Bence bu şahane zihinsel ve bedensel deneyim tecavüz, kapkaç ve çocuk pornosu suçlularına da birebir yaşatılmalıdır.
neden f tipine koyup besliyolar ki assınlar hepsini
DELİ KURT
herkes hakettigi gibi yasıyor oylemi..o zman acıncak durumda olmayı da hakediyor bir cogu.
o zaman ırakta olen once cocuk haketti?
aclıktan olmek hakedildi?
oldurulen annesini durterek uyandırmaya calısan bebek de haketti.
afrikadaki binlerce "insan" su anki hallerini hakediyor?
bu vatan icin kanını akıtan binlerce insan su anda ite kopuga satılmıs olmayı da haketti..
zavallı cocuklar tecavuzu siddeti fabrikalarda calısmayı hak etti..
herkes hakettigi gibi yasar diyenler de zavallı olmayı hakediyor bu durumda
akıllı olun.beyin yerine sunger tasımayın demisler
Ah keşke o F tipinde yatan insanları bir yakından tanıya bilseydiniz. Sadece gazete ve haberlerden değil. Onlarda geçek insanı tanırdınız. Onlar bütün azametiyle İNSAN dır. Ve o yüzden F tiplerinde her türlü sosyal insani ilişkiden soyutlanarak yok edilmek isteniyorlar. Çünkü isteniyorki bügünün gelceği olmasın. Karanlık sür git devam etsin.
F tipi yani tecrit projesi amerikalı bir doktora aitti. Her türlü ses koku ve renkten yalıtılmış insanda yaratılan piskolojik tahribatı deneylemiş ve onun üzerinden tecrit politikası çıkmıştır.
ne kadar da akıllısınız...
kimse kimseyi kandırmasın f tipi dediginiz dusunce suclularını öldurmekten beter etmek icin tasarlanmıs igrenc hucrelerdir.
tam anlamıyla igrenctir.hele ki adaletin ayaklar altında oldugu ulkemizde f tipinin dogru amaclar icin kullanıldıgını savunanlar da kordur ,akılsızdır ,bos konusur ,konusmak icin konusur..yarası olan gocunur.
oturdugunuz yerden ahkam kesmeye benzemez f tipleri.iskenceyi gec acı duydugunda bebekler gibi hareket edenler de ruhlarına iskence cektirilen bu insanlar hakkında konusmayı kessin
f tipi insanlık sucudur.insalık duygularının kaybedilmesinde gelinen son noktadır.
yine de f tipini hakedenler var.ancak onlar cocuklara karsı islenen siddet taciz tecavuz suclularıdır.
suanki f tipini kesinlikle onaylamıyorum onaylanamaz.
bu kadar hizmetten memnun kalinmiyorsa hapishaneleri de ozellestirelim efendim. amerika'da oyle mesela.
Bedensel tecrit devlet eliyle var edilebilse de. Düşünsel tecrit olamaz. Düşünce hücreye konamaz.
f timi cok gerekli birseydir. dolandırıcık yapanı, fatura sahteciliği yapanı koymuyorlar f tipine. cezaevlerinde gruplaşma vardır. ideoloji dikta edilir. onlardan olmazsan orası zulumdur. bu tip mahkumları hücreye koyarak itirafcılardan, işbirlikçilerden uzak tutulur. son derece isabetlidir.