fazla farkında olmak iyi değildir.. maazallah deli olmakta var işin ucunda
'yüzünde göz izi var sana kim baktı yârim..'
herkeste bir farkındalık seviyesinde olduğunu söyler durur. ama onların çoğu dogmatik öğretilerin esiri olmuştur farkında falan değillerdir.
mutsuz eder..arttıkça daha çok mutsuzluk...mutsuzluk ve farkındalık doğru orantılıdır..
Allah "zan" eder fakat bildiği halde "zan" eder
sen bilmediği için "zan" edersin!
çünkü bilmezse bilemezsin
herşeyi olduğu gibi görmek bu güdüler hiyerarşisinde bu nevrotiklikle biraz ütopik.. tariki bir disiplin sonucu iyice fakirleşerek belki..
farkındalık mevzuuna gelince çok da birşey veren bir durum teşkil etmez.. önemli olan farkına varmak değil ,eyleme geçebilmektir.bu süreçte aradaki kabullenme bir ömür bile sürebilir belki hiç kabullenme gerçekleşmez,bu nedenle olgunun önemli kısmı "eylem" olmaz..
bazen ben "ben"in farkına varıp garipsiyorum bu durumu,bedenimi,suretimi..
ancak sarsıcı bir deneyim.
büyük resmin farkındalığına varmak yine seni olgunun olgunlaşma aşaması eyleme götürür..burada yine de devinim alamazsan çiğ bir farkında olursun..
Allah ile insan arasındaki perde sahte fikirlerdir. Ayrılık- dualite zihnin asılsız fikirlerle her an kaynamasından oluşmuş zandan başka bir şey değildir. İhtiyacımız olan fikirlerle dolu bir zihin değil, her şeyi olduğu gibi gören berrak bir iç görüdür.
Her şey farkındalıkta mevcuttur. Ve farkındalık ne ölür, ne yeniden doğar. O değişmez gerçeğin ta kendisidir.
Tüm deneyim evreni bedenle doğar ve bedenle ölür; o farkındalık içinde başlar ve son bulur, ama farkındalık ne başlangıç bilir ne de son. Eğer bunu dikkatle düşünür ve üzerinde uzun zaman kuluçkaya yatarsak, o zaman farkındalığın ışığını bütün berraklığı ile görülecektir.
Doğası gereği zihin dışa dönüktür, o daima şeylerin kaynağını yine şeyler arasında, şeylerin kendinde
arama eğilimindedir; kaynak için içe bakması söylendiğinde bu, bir anlamda yeni bir hayatın başlangıcını oluşturur. Farkındalık bilincin yerini alır; bilinçte bilinçli olan "ben" vardır.
Buna karşın, farkındalık bölünmemiştir; farkındalık kendinin farkındadır. Ben buyum bir düşüncedir, halbuki farkındalık düşünce değildir; farkındalıkta "ben farkındayım" yoktur.
Bilinç bir niteliktir ama farkındalık nitelik değildir; insan bilinçli olduğunun farkında olabilir, fakat farkındalığın bilincinde olmaz.
doğan cüceloğlu sağolsun tanıttı kelimeyi
Duyuları hükmü altında yaşayan şaşkınlaşır.
Duyguları hükmü altında yaşayan dalgınlaşır.
Bedenin hükmü altında yaşayan hayvanlaşır.
Farkındalık içinde yaşayan aydınlanır.
Aklıyla hayatına yön veren özgürleşir.
Gerçekle Yüzleşmek - Sebahattin Zorlu
tablodaki bütün fırça izlerini farkediyosan,müziği duyuyosan,renklerini görüyosan,acının ve tatlının birer TAT oldugunun idrakındaysan,kendini de anlamaya çalışıyosan,yakınsındır,yaşadığın her ana şükrediyosan,acı çekmen gerektiğinde şikayet deil sadece biraz sitem ediyosan,farkındasındır;)
evet farkındalıklılığın ne oldugunu bende paylaşmak istedim. farkındalık niteliğinin ne olduğunu algılayıp anladığımız zaman,hayatımızın her alanında kullanabileceğimiz kişisel bilgeliğin anahtarına ulaşmış oluruz. çoğumuz birer uyurgezer gibi yaşamakta ve hatta neyi,ne için yaptığımızın ya da söylediğimizin farkında bile olmamaktayız.aynı zamanda,hepimiz farkındalık yada uyanış anları yaşamışızdır.farkındalık,hayatımızın her yönünde özğür, odaklanmış ve kendimiz olabilmenin anahtarıdır.farkındalıklarınız farkındalığınız olsun:)
bakmak başka,görmek başka
öhö öhö :)
işte bu tipler yüzünden...
deneysel oldu.
bazen iidir; bazen de kötü...
düşünmek önemli...