feminizm erkeklere düşman olmak değil
lezbiyenlik hiç değil
bu tür algısı olanlara tükürmek isterim.
Alttaki yaziyi tamamen kendi egilimlerim dahilinde okuyun. Kesin sonuclar (-dir, -dur)gibi sunulan cumlelerin basina-sonuna "kanimca" koyunuz ve kabalik edersem hosgorunuz. Umarim yazdiklarim ilginizi ceker ve farkli bir dusunuse dogru iter sizleri.
Nasil hicbir sanat eseri formuyla degerlenemezse ve her zaman karsi tutulacagi fonksiyonel bir aynaya ihtiyac duyarsa ( sanatcilari kaybettim bile! hadi Bourdieu yetis imdadima!), kadin da "kadin" oldugu icin asagi gorulmez. Kadin -tipki erkek gibi- once kendisinin neye karsi carpildigini ve hangi vaatleri "kadin oldugu icin" sundugunu, hangilerinin "kadin oldugu icin" onunu tikadigini anlamak zorundadir. Bu ayirimin altyapisal hale geldigi kanallari tanimasi cok onemli(dir :)). Kadin olmanin ne demek oldugunu vajinasindaki ya da beynindeki temel ozelliklerle degil, bu ozelliklerin elle tutulur sonuclariyla anlamalidir cunku kendisinin baskalarinca degerlendirilmesi boyledir. Ayrica verdigi savasin temeli budur. Sizlere bir erkegin kafasindaki "kadin"in anlaminin getirdigi sonuclarla beraber degisimini sunayim. Umarim durustlugum kimseyi kirmaz. Kisisel analizim pragmatik metota dayanir. Kadin olmanin kadin olmamaktan farkli sonuclarini sorgular ve bana -ve muhtemelen benim gibilere- ozeldir.
Kadinlari erkeklerden ayirt ediyorum, hem sembolik anlamda hem de fiziksel anlamda. Peki hangi kosullar bu ayirima sebep oldu ve hangi vaatler bu ayirimi yapmama sebebiyet vermeye devam ediyor? Bence soyle esasli bir yuzlesmeden daha iyi bir analiz olamaz.
Cocukken meme emdim, memenin attach edildigi o garip seye "kadin" dendi. Kadin kadin olmayanlardan farkli olarak sut veriyordu. Etraftaki herkes de oyle diyordu. Uzun sacli seyler de kadindi. Uzun sac da muhimdi cunku oksaniyordu ve memeyi ayirt etmeme yardim ediyordu. Bir nevi haritamdi saclar benim. Sonra uzun sacli bir erkek cikti karsima, once kadin sandim, sonra algim gelisti ve bu ayrimi yapmak icin baska seylere siginmaya basladim. Her uzun sacli sey memeye gitmiyordu. Eger kadin bana sadece meme verseydi, buyuk olasilikla bu ayirimi unutacaktim veya kadinin adi 0-1 yas arasinda "meme" ya da "0-1 sut" olacakti. Kadin bana yemek getiriyordu, agladigimda kucagina aliyordu, eve para getiriyordu, sirtima vurup gazimi aliyordu. Kadin-erkek ayirimi lazimdi cunku kime agladigim farkli sonuclar doguruyordu. Bu sonuclarin bazilari benim icin daha degerliydi. Kadinin birimi suttu, memeydi, sefkatti, sicaklikti, en saglamindan korumaydi. Babanin da ortustugu noktalara ebeveyn dedim seneler sonra.
Icgudusel ereksiyonlar disinda, kadinlarla iliskide olmanin, onlara bagimliligimin bazi sonuclari vardi ve yine erkeklerden farkliydi. Bana bazi seyler vaat ediyordu ve bu vaatler can-i gonulden inandigim sosyal ve fiziksel oyunlarin para birimiydi. Ornegin bir kadinla sevismis olmak arkadaslarimdan onay ve itibar getiriyordu. Peki ailemde esanlamlisini gormedigim bu garip deger nasil olup da bana yapisivermisti? Bu semantik ithalati kabul etmek ne yazik ki karmancorman bir siniflandirma sisteminin sonucuydu. Benim oynadigim oyunun adi populariteydi (isim koymak sart degil ya) ve bazi para birimleri vardi. Annem ve babam siklikla aranan ve takdir edilen insanlardi. Bu sinyallerle tanisiklik ve devamliligi kendisini uretmeye devam ediyordu ve devam ettikce de degeri artiyor ve gomuluyordu. Keskin sinyaller vardi elbette. Cok aranmak, sakalarina gulunmesi vs. Bu disaridan gelen yenilik ise (e.g. seks ve sosyal itibar) benzeri sonuclar doguruyordu. Icinde bulundugum kosullar dahilinde bana oynadigim oyunu en yakindan sunacak sey demek ki buydu. Kadin bir ayirima daha girdi. Yeni bir sonuc getiriyordu artik erkeklerden cok farkli olarak: "Sevis, aran, sakalarina gulunsun, populer ol". Ise yaramasaydi veya ise yaramayi kesseydi yapmazdim. Zira kisa zaman sonra bu yol ayirimina geldim.
Once, kolaylikla "Or." (site izin vermedi asil kelimeye) denmeye baslandi kadinlara. Peki ben neden devam ettim bu itibar oyununa? Herseyden once bedeli cok pahaliydi bu oyundan cikmamin. Benden gonulden inandigim bir oyunun kurallarini degistirmem bekleniyordu kadinlar tarafindan. Cok sey istiyorlardi: "Sana or demezsem itibar goremem ki? Bana baska bisiy veriyo musun ki karsiliginda?" Or dendigi icin kafamizda yumurta kiran kizlar geri bisiy vermiyordu ve eger ailemden ve yan cevrelerimden "kadina saygi"nin da farkli sosyal vaatlerini hic gormemis olsaydim, "feminizm" bir sacmalik, kadin "ordur" diyip gecebilirdim. Ayrica yumurta kirmakla adam olmuyordu. Nolcak, ben de onun etegini kaldirirdim karsiliginda. Hem or demenin sonuclarini sadece kendim icin degerlendirecek kadar bilgiliydim. Biri de gelip bana, "soyle demeyin bak, sizin annenize or dense hos mu" demedi. Dense belki susardim. Bilemiyorum...
Bu, kulaga mide bulandirici sekilde bencil gelen, hayatin aktorleri oldugunuzu hatirlatmak isterim. Afrika'da aclara yardim ederken sizi motive eden seylerin sizi ne kadar "evrensel" derecede super bir insan ya da sahtekar yaptigini sorgulamaya gerek bile yok. Zira evrensel superlik ve sahtekarlik yok. Bu sebeple aslinda temelde mide bulandirici olan bisiy yok anlattiklarimda eger bunu mide bulandirici bulmanin sonuclarindan, vaatlerinden beslenmiyorsaniz. Sikilmadan okumaya devam eden varsa, bu son cumlenin "pragmatizm" denen kelimenin altinda yatan gercek hosgoruyu farkedebilmis oldugunu tahmin ediyorum. Ne yazik ki cok carpitildi anlami zaman icinde ama inanin anlattiklarimi mide bulandirici bulan herkes kendince haklidir diyebilmek cesaretini pragmatizmden baska gosteren bir felsefeyle karsilasmadim.
Neyse, kadinlarla ilgili degerler sonunda cakisti ben enstituler arasinda ziplarken. Hangisi daha degerliydi peki? Erkeklerden farkli olarak kadinlara or demek ve bunun sonuclarini yasamak bana gitgide daha fazla degerlenen bir oyunda kayiplar getirmeye basladi. Yuksek prestijli bir liseden, bir universiteden mezun, uc dil bilen bir erkek olarak, akademisyen olmak yolunda hangisini sececegim yavas yavas belli olmaya basladi. Bedelini de odedim bazi arkadasliklarimi kaybederek. Hesap kitap yapmadim. Onumdeki imkanlari ve imkansizliklari degerlendirirken hangi oyuna can-i gonulden inandigimin ruyasinda, sosyal uykunun REM modundaydim. Sonra senelerce felsefe, sosyoloji vs. okuyarak surecimizi nispeten daha iyi tanidim ve -hala her dakika yasadigim- acilar icinde uykudan uyandim. Sizlere anlattigim hikaye de uyanik halimin verdigi acimasiz, dinsiz, capasiz durustlukle orulu.
Peki simdi "kadin-erkek ayirmayalim" ayirimina katkim ne? Artik yatirimimi yaptim nu esitlige ve bu oyun icerisinde bu esitligin arkasindayim. Can-i gonulden inanmiyorum cunku herseyin oyun oldugunu bile bile kendimi dogalliga ikna edemiyorum. Ama isin guzeli insanlar uyumaya devam ediyor ve beni gordukleri zaman oyunun farkinda bile degiller. Ben belirliyorum para birimini. Benim ortamimda degerli olacaksan kadinlara da yol vermelisin. Eger dun karini dovup bugun akademisyen olmak istiyorsan vazgececeksin. Pragmatik anlamda kazanctir bu. Mutluyum cunku sonuclari elle tutulur. Ben bu kanalin vaatlerini kapatmak icin elimden geleni yapiyorum. Kadinlarin istedigi de bu degil mi? Simdilik parali askerim, belki ileride uykuya dalar vatansever olurum dogdugum gunku gibi. Simdilik anlayis gostermek gerekir: Bir kere ayirmisim sizi, butun sonuclari takmisim size. Memelerinizi gordugum anda hepsi birden geliyor pesimden. Kolay degil sonuclar erkeklerle hala ayni degilken ayniymis gibi davranmak.
Peki bu oyunu "oyun" oldugunu bile bile neden oynuyorum? Birincisi para birimlerinin cogunlukla sosyal icatlar oldugunu bilen insan sayisi cok az. Ben farkina vardiysam yapicak bisiy yok; semsiye iceride. Ayrica zamanla tekrar uykuya dalma olasiligim var ve bu sefer gorecegim ruyada kadinlarin yeri farkli olacak mutlaka. Hem ben hem de karsimdaki herseyi "dogal bir esitlik" zannedecegiz ve yeni bir kategori dogacak firsatci bilim dali sosyal psikolojide (androjeni olsun ustunkoru). Ikincisi, eger bazi ayirimlar vaat ettigi sonuclari vermemeye baslarsa, zaman icinde erimeye baslar. Insanlar sonuclarina gore bazi ayirimlari yaparlar, ardindan calisanlari gomerler (uyku hali...). Biz su anda bu ayirimi yapiyoruz (kadin-erkek farketmez vs. kadin-erkek farkeder ayirimi) ve henuz topluca gomebilmis degiliz cunku sonuclari hala ikna edici derecede kazancli degil. Erkekler icin degisimin bedeli cok yuksek. Kadinlarin su anda bu kadar sermayesi yok (ne kulturel ne sembolik ne ekonomik ne politik).
Analiz: Peki bu hikaye iyi guzel de ne ogrendik? Retrospektif bir durus almak zorundayim. Bence kilit donum noktasinda sakli: "Or" kategorisinin sonuclarinin zarar verdigi nokta. Nasil farkettim bunu ve neden degisti davranislarim? Bunu anlarsak kadin-erkek ayriminin yokolusunun zamanla ne tip bir yoldan gececegini cozebiliriz belki.
Herseyden once, kadini bir form olarak degil sonuclariyla ayirt ettigim kacinilmaz. Bu guzel bisiy cunku demek ki en derin, "kadina ozel, temelci bir karakteristigin", "ataerkil" toplumda neden ise yaradigi veya yaramadigi sorgulanabilir. Fakat unutulmasin ki kadinlara olan saygimin katlarca artmasinda farkli bir ulkeye adapte olmaktan tutun, bu adaptasyonun bana kazandiracagi seylerin pesinden gitmemin payi cok ama cok buyuktu. Hem kulturel, hem sosyal, hem ekonomik vaatler bu yoldan geciyordu. Bir Isvicreli icin durum bu olmayabilir ama bir Turk icin bu ne yazik ki. Pragmatik bir degisimden gecmek ZO-RUN-DA-YIZ.
Kanimca, kadinlar da sosyal hayatta oynanan oyunlari, para birimlerini bulmali, gerekirse kendininkileri yaratmalidir. Kendilerini sorgulamak yerine erkeklerin hayatindaki yerlerinin ne oldugunu yakindan anlamaya calismalidir: "Erkek hangi kosullarda benim kadin oldugumu farkediyor ve bu ona hangi esnalarda pozitif ya da negatif sonuclar getiriyor". Misal: Kocam dovuyo, sonra kahvede hava basiyo. Beni dovmeden kahvede nasil hava basabilir? Ya da kahvede hava basmasa sonuclari nedir, neyle doldurulabilir bu bosluk? (Bunlari kadinin agzindan yaziyorum cunku degisimi isteyen kadinlar). Bunun ani olmasini, ya da toplumun her kosesini es derecede penetre etmesini beklemek buyuk bir hata olur. Ayrica kadin ne istedigini bilmeli, esitlik diye cirpinmak yerine ne tip sonuclar gormek istedigini birer birer cizmelidir. Yuzyillarin birikimini degistirmek istiyorsak, uykudan uyandirmak icin kafaya borazan calinirsa surata refleks olarak tokat inecegini unutmamak gerekir. Once bir kere calicak alarm, sonra bir daha, sonra bir daha. Sonra bu yeni ayirimin pozitif degeri anlasilacak ve tekrar uykuya dalinacak. Bazi travestiler parlak fosforlu apartman topuklariyla pek yardimci olmuyolar varosun kendilerine uzayli gibi bakmasina mani olmak icin. Sonra da "nerde bize saygi biz insan degil miyiz diye" savasiyorlar. Insan degilsiniz varosta cunku varos icin insani insan olmayandan ayirt eden sonuclarin hicbirini ne sinyal ne de vaat etmiyorsunuz. Daha algi aninda kaybediyorsunuz.
Bu uzun hikayede guc iliskilerini pas gecerek buyuk eseklik ettim. Zira "kahvede hava basacagina otur da resim ciz bey" demekle olmuyor bu is. Malum para birimleri farkli oyunun. Adam kulturel birikimini aktarabilecegi hicbir olasilikla tanisik degil. Kahvede pohpohlanmasiyla, resim cizmesinin sonuclari arasindaki tanisiklik 0. Yine iniyo tokat suratina; bu sefer "sacmalayan kadin" kategorisinden. Fark buyuk ve kapanmasi zaman alicak. Cok deneme yanilma olucak ama sonunda ortakliklar bulunacak diye umit ediyorum. Once gercek farklari gozle gorulur hale getirmek lazim.
Saglikli bir toplum icin vajinayi-penisi, dini-cumhuriyeti, homoyu-heteroyu teker teker incelemek yerine birinin oburune relatif olarak sonuclarinin neremize battigini durustce konusmamiz, bu isin pazarligini yapmamiz ve varolmak icin gercekten birbirimize ihtiyac duyup duymadigimizi masaya yatirmamiz gerekiyor. Surekli argumanlara meze olan "Ataturk boyle dedi" ya da "ona borcumuz var" diyerek bu ulkeyi ve cumhuriyeti savunuyorsaniz, ya ahlaki tatil yasayan rasyonalitenin kolesisiniz -ki gunde 5 vakit namaz da kilsaniz ayni sey- ya da sizi hayatta cok becerirler cunku kelimelere et-kemik katmayi ogrenememissiniz. Turkiye'yi seviyorum cunku bu sinirlarin icinde ayirt ettigim insanlar icin umutluyum. Onlarin gucuyle sacmalayan baska toplumlara ornek olabilecegimiz gunu iple cekiyorum. Madem Turk'um, kendisine Turk diyerek ayirt eden insanlarin arkasinda durmak istiyorum. Yeter ki para birimimizi dikkatli secelim. Ekonomik refah beklentilerimize kulturel, sportif, politik alternatifler ekleyelim. Bu kuresel oyunu oynamayacaksak da hepimiz J.J. Cousteau gibi gidelim Galapagos'da kaplumbaga seyredelim. En azindan girtlaklamayiz birbirimizi "kelimelerin" anlami ustune savasarak. Atlariz birinin ustune, renklerin farkli sonuclarini izler birbirimizin yapay sosyal buyusu yerine doganin gercek buyusune dalariz.
sen ve yancın bu etikete kızlara şirin gözüküp kız tavlamaya gelmişsiniz
sana katılıyorum puked,
insan kendinden üstün gördüğü birini döverek bedensel ve ruhsal doyuma ulaşabilir. rocky de ivan dragon u dövdüğünde mutlu olmadı mıydı?
puked gene mi sen...
arkadaşlar bu adam gerçekten kadına karşı şiddeti savunuyor kadın döven erkek delikanlı adamdır diyor ciddi ciddi!!!
peşindeyim puked
modern feminizm anlayisi ne yazik ki cinsel esitligi saglamayi basaramamis, kimi zaman(bati ulkelerinde ve ust sinifta) kadini asiri ustun duruma getirirken cogu zaman somurulen cinsiyet olmaktan kurtaramamis, buna ilaveten ne erkegi ne de kadini mutlu edememistir.
bunun temelinde yatan sorunlardan birinin esitligin sadece maddi(ekonomik ve siyasi) olarak anlasilmasi, ve esitlik adina yapilan yeniliklerin sadece bu alanla sinirli kalip etkisiz oldugu goruldugunde kimi zaman asiriya kacilmasi olmustur. feminizm, esitligi cogu zaman kadini ekonomik olarak erkegin seviyesine cikartmak, is kadinlari, burjuvazi kadinlari yaratmak, ve pozitif ayrimcilik gibi maddi seylerle olcmus, fakat isin psikolojik yonunu gozardi etmistir.
kadini erkek ile esit konuma getirmek, kadina is kiyafeti giydirip eline is cantasi vermekle hallolacak bir is degildir. pek tabii ki calisan ve basarili bir kadinin onunun ayni ozelliklere sahip bir erkek kadar acik olmasi gerekir, ama kadinlari erkeklere esit hale getirmek icin hepsini birer bankaci yapmak mumkun degildir, toplumun ekonomik yapisi buna musaade etmez.
butun bunlara ilaveten sormak lazimdir, kadinlar (ve erkekler) acaba gunumuzdeki esitligin seklinden memnunlar mi? modern aile yapisi saglikli ve mutlu mu? esitlik icin her iki cinsiyetin eline birer is cantasi vermek sart midir?
kadinin esit olmasi icin ille de eline bir is cantasi almasi gerektigi gorusu, erkekleri ustun olarak goren, ve ustun olmak icin erkeksi davranmak gerektigine inanan, kisacasi ataerkil temelli bir gorustur. eger bir insanin bakis acisinda bile esitsizlik varsa, onun esitligi saglamasi nasil mumkun olabilir?
kadinlari erkeklesirerek, erkekleri kadilastirarak saglanan bir esitlik gorunuste esittir, tipki bacaklari kesilmis bir kertenkelenin gorunuste yilanla esit olmasi gibi. ama yilan milyonlarca yildir surunerek haraket eden, vucudu onu haraket ettiren pullarla kaplanacak sekilde evrim gecirmis bir hayvanken kertenkele sadece bacaklarini kullanarak hareket edebilir. benzer bir sekilde, kadin ile erkek psikolojisi farkli yapilardadir, bir kadin icin degerli olan sey erkek icin anlamsiz olabilir(ya da tam tersi). eger amac kadinlari erkeklerle esit hale getirmekse, bunu yaparken kadin psikolojisinin erkek psikolojisinden farkini goz onunde bulundurmak lazimdir.
pek tabii ki psikolojik seyleri olcmek oznel olduklari icin daha zordur, tabii ki marxist goruse gore butun esitsizlikler ekonomiktir, ama sunu da unutmamali ki insana dair neredeyse her sey ozneldir, ve marx peygamber degildir. kadin kadinligi ile erkeklere esit olmalidir, erkeleserek degil. ideal bir esitlik banka hesaplarinin esitligi degil, farkliliklarin esitligidir.
feminist hocalardan az çekmedik.
feminizmi erkekleri aşağılamak olarak algılayan moron bir kültüre sahibiz, erkekler de feminist olabilir. bunu bile anlayamayan var. neyse sinirim geldi gene...
fetişist feminizm
bir baltaya sap olamamış, kompleksli, çirkin kadın sendromudur feminizim..
siz hiç sarışın, hali vakti yerinde, çirkin olmayan, işi gücü olan bir feminist gördünüz mü ? ben görmedim..
2007 yılına geldiğimiz şu günlerde
var olmayı bırak,
bahis konusu dahi olmaması gereken akım..
feminizm talepleri çoktan kabul edilmiş olmalıydı..
hala var olması üzücü..
Merhaba sevgili "shii ming fu"
ewet malesef our bodies, ourselves kısaca OBOS daha yeni Türkçe ye çevriliyor.
Senin okuduğun kitabın kaç yılının baskısı olduğunu merak ettim doğrusu,
OBOS içeriği güncellenerek baskısı yinelenen bir kadın sağlığı kitabıdır. "ki sanırım bunu okuduğun için bildiğini kabul ediyorum." Şuan MaviKalem Derneği olarak kitabın 2005 baskısını Türkçe ye çeviriyor ve Türk kültürüne adaptasyonunu yapıyoruz.
Ama merak ettiğim birşey var,
kitabı okuduğuna göre kadın sağlığı, cinselliği ve kadın hareketi konularında sen de ne gibi duyarlılıklar gelişti,ya da yaşamında hangi alanlarda değişiklikler oldu? (düşünce ya da davranış, alışkanlık bazında)
Cidden merak ettim, belki de kitabı okumuş biri olarak bize yararın olabilir.
Deneyimlerini bizimle paylaşır mısın?
:)
"Our Bodies, Ourselves" adlı kadın sağlığı ve cinselliği konulu kitabın Türkçe Çeviri ve Adaptasyon projesi Mavi Kalem Derneği nin koordinatörlüğünde devam etmektedir. Kitabın Türkçe adı "bedenim ve Ben" olacaktır.
BKNZ: Bedenim ve Ben,OBOS,Mavi Kalem Derneği
Bedenim Benimdir
kadın olmayı ve kadınsı olan her şeyi severek işe başlayan feminist
feminizmden bahsedince ya da feministim deyince sizin hemen erkekleri oldurmeyi istediğiniz, onlarsız bir dünyayı dilediğiniz gibi düşünceler beliriyor genelde insanların kafasında....
hatta '' ee niye erkek arkadaşın var o zaman?'' gibi sorulara da maruz kalabiliyorsunuz..oysa feminizm kadın erkek eşitliği de değil, erkek düşmanlığı da...feminizmin derdi iktidarla...
haa bi de pek çok erkek arkadaş kadınları sevdikleri için feminist olduklarını iddia ederler tam da siz ''bak şimdi toplumsal cinsiyet sosyal bilimlerde yer alan...'' diye bir cümle kurarken....
tamamen arkanızdayım kızlar!
petriarchal toplum olgusuna karşı ortaya çıkmış bir akımdır feminizm.Erkek egemen toplumu reddeder.kadın,evinin kadını,çocuklarına bakan,kocasına sadık ve kocasının sözünden çıkmayan ezilmiş kadın degildir artık;fikirlerini,düşüncelerini özgürce dile getirebilen,kendi kararlarını kendisi alabilen kadındır.Erkekler çok eski zamanlardan beri kadınları aklı(mantık) olmayan varlıklar olarak görmüşlerdir.Ünlü Bulgar asıllı Fransız feminist Julia Kristeva bunu kesinlikle reddeder:"Erkek ile kadın arasında bir kıyaslama yapmak çok saçmadır,çünkü ikisi tamamen farklı yaratıklarıdır."der.Luce Irigaray ise,"Kadının aklının olmadığı düşüncesi erkekler tarafından ortaya atılmış bir spekülasyondur.Eğer bilim bunu kanıtlayamıyorsa erkekler bunu nasıl iddia ederler"diyerek sert bir şekilde eleştirir erkeklerin bu konudaki politik tavrını.Karen Newman ise,kadının evlilik zamanı geldiğinde,babası ve evleneceği erkek arasında alınıp satılan bir malmış(goods) gibi davranıldığı konusuna eğilmiştir.
En önemli feministlerden biri de Virginia Woolf'tur,her ne kadar kendisinin feminist olmadığını iddia etse de...ilgisi olanlar netten araştırabilirler: A Room of One's Own" by V. Woolf.
Var, sen tereciye tere sat bakalım, yana yakıla!! Aman iyi niyetlerimize halel gelmesin !!