ya peki ben niye ta ki şu haticekız çıkana kadar HÜDAYDAA olarak biliyodum ki bunu...
fidayda da neymiş:P
bizde adet böyledir
aman bizde adet böyledir
güzeli ağlatırlar/ya da oynatırlar
aman çirkini söyletirler...
hüdayda da Ankaralım hüdaydaaa!!!
(hemşooo duy sesimi:)
Ankara'nın köylük yerinde 500 altını bir ayda nasıl yedin be adam!
Heriİf!! herif, boyun devrilmeyesice...
efendim; türkülerin ortaya çıkış halleri hep beni cezbetmiştir. hepsinde yaşanan bir olayın ifadesi mevcut. elbette fidayda türküsünde de bir vuku halinin, şuyu halinde nesilden nesille aktarımı söz konusu..
bir centilmen asla bir gece önce olanları ve parayı konuşmaz derler… ben de şato ve mevki sahibi bir centilmen olarak bu sözü kendime şiar edinmiş bir kimseyim… nice holivud güzeliyle yemek yemişliğim, dans etmişliğim vardır lakin asla isim vermem, detaya girmem. zira detaya o gece yeterince girmişimdir… kimine pahalı hediyeler almışımdır kimine arjantin dolaylarından yöresel kıyafetleriyle bir tango ekibi sürprizleri yapmışımdır lakin hiçbirinin de başına kakmamış arkasından onu ettim bunu harcadım dememişimdir. bu ne delikanlılığa ne de centilmenliğe sığar. zaten delikanlı dediğin centilmen olur , birbirinden ayrı düşünülemez bunlar, tıpkı edi ile büdü gibi…ortalıkta sürü halinde dolaşan polat alemdar kırması ibibikler bunu bilmezler tabi…
şimdi diyeceksiniz ki “yahu süleyman efendi ne alakası var fidayda türküsünün bunlarla” elbette ilk bakışta alakasız gibi görünebilir. lakin türküde geçen sözlere bakıldığında aslında çok alakası olduğunu göreceksiniz.
misal diyor ki;
fidayda da ankaralım fidayda
beş yüz altın yedirdim bir ayda
gitti de gelmedi ne fayda
şimdi, delikanlı adama, sevgilisi için harcadığı paranın muhasebesini tutmak yakışır mı? hadi hesabını bilmek istediğin için yaptın diyelim peki bunu arkadan konuşma mevzuu niye yapıyorsun. sen tut, gez-toz, ye-iç harca, sonra da kız elden gidince beş yüz altınımı yedi diye arkasından magazin yap… bir anadolu yiğidine hiç yakıştıramadım...
yedirmeseydin canım kardeşim… parayla saadet olacağını mı sandın, yoksa param var, kimse beni bırakamaz diye mi belledin?
işte böyle benim güzel sosyodaşlarım, delikanlı adama yakışmaz öyle ayrıldığı sevgilisinin arkasından onu harcadım, bunu harcadım, öyle yedirdim, böyle içirdim dedikodusu. biten bir aşkın ardından yine de güzeldi demek gerekir. başını da yesin bu sevda diye noter huzurunda beddua etmek er kişiye münasip düşmez.
fidayda da angaralım fidaydaaa...
ankaralı olmanın birinci şartı fidayda duyunca kıpırdanmak, neşelenmektir arkadaş:D