zamanında kennedy amerikasıyla bitmek tükenmek bilmeyen soğuk savaşın artık çok büyük felaketin habercisi olduğu anlarda sovyet rusyayla işbirliğinde olan fidel yine sovyetleri arayarak artık nükleer silahları devreye sokalım demesi üzerine sovyetler biraz daha bekleyelim demiştir. ve daha sonrada hiç gerçekleşmemiştir. eğer o gün gerçekleşseydi ne olurdu bilinmez ama şu kesin ki dünya bugünkü halinden çok farklı bir yer olurdu.
"Dünyaya yeniden gelsem yine devrimci yolu seçerdim."
Fidel Castro
işte can yücel'in ağzından fidel castro:
fidel cok insan bir dev
agarmis saclari sakallariyla karli bir dag
gozlerinde gulec kardelenler aciyor
sesi titremeyen bir ses
umudun sesi
demirele turkiyeyi ovmusuz
mesut beyi de adam yerine koymusuz
bu laf kitliginda asmalar budamiyor fidel
son konusmasinda
yukari yarim kurenin asagi yarim kureyi ezmesine
kuresellesme dendigini bildirdi
sade konut monut davasi ilede yetinmedi
emperyalizm yuzunden insanligin altindan
topragin nasil kaybini anlatti.
sosyalizmin teslim olmadigini temsil etti.
hosgeldin fidel
gidisinlede bizi yine nahos cakallarla basbasa biraktin.
amerikaya kafa tutmak diktatörlükse, bn dünyanın en büyük diktatörüyüm--- fidel castro
efsaneee
büyük savaşçı...ulu insan halk adamı
bugün artık emeklilige ayrılmış ve görevini kardeşine bırakmış yüce insan..halkın kölesi tapılası insan.
commandante;o bir diktatör değil halkının kölesidir.
amerikanın sayısız suikast teşebbüsünden kurtulmayı bilmiş insanoğlu
iyi bir lider. Her zaman saygı duymuşumdur
bugünki radikal gazetesindeki kendisiyle yapılan güzel bir röportajın yayınlandığı devrimci. (roportajin asli icin ),(guardian ),(londra 2006)
röportajın başlığı bana diktatör diyen bush'a baksın
röportajdan bazı ilginç kısımları aşağıda yazıyorum
ideal yönetici yaşı 80
"tarih sizi nasıl yargılacak" sorusuna. "bunu dert etmeye değmez. napolyon zaferden başka şey düşünmezdi. bugün pek çok ülkede general ve imprator olarak yaptıklarından değil, kendi adını taşıyan konyaktaon ötürü biliniyor" diye yanıtlayan 81 yaşındaki castro, emeklilikten söz açılınca kendisine ihtiyaç duyulduğundan bir saniye fazla görev yapmayacağını söyleyip ekliyor: "platon devlet'te yöneticilik için ideal yaşın 55'ten sonrası olduğunu söylermişti. bence onun kastettiği ideal yaş 60. platon'un devrinde 60 yaş bugünün 50 yaşı gibi bir şeydi."
cia'deki moronlar
2005'te cia'in parkinson hastası olduğunu açıkladığı hatırlatıldığında "bu, beni hala öldüremediklerinin itirafı. kibirli olsaydım, bu moronların ben normal yoldan ölünceye dek beklemek zorunda klacaklarını itiraf etmelerinden gurur duyardım" diyen castro hakkındaki "zalim diktatör" suçlarmaları hatırlatılınca şöyle konuşuyor: "bana niye diktatör dediklerini anlamıyorum. diktatör hiç sınırlamayla karşılaşmaksızın kurum ve yasaların üzerinde keyfi, tek taraflı karar verir. avrupa, abd başkanı george w. bush'a en demoktaratik yöneticiymiş gibi muamele ediyor. bush'un temsilciler mecslisi, senato ya da kabinesine bile danışmadan korkunç kararlar verebileceğinin farkında değiller. abd başkanı'ndaki güç roma imparatorunda bile yoktu.."
keneddy suikastı yorumu
castro, john f. kennedy suikastı için şu yorumu yaptı: "lee harvey oswald'ınki gibi teleskopik tüfekle birkaç saniye içinde ateş edip doldurup tekrar tekrar ateş edemezsiniz. hele o iyiliksever, asil ruhlu jack rbuy'nin mahkum olmuş oswald'ı polis ve kameralar önünde öldürmesi, bilmiyorum böyle bir şey dünyanın başka yerinde hiç olmuş mudur?"
mao zedung'la ilgili
çin devrimi'nin liderini de anmadan geçemedi: "mao zedung'la tanışmak isterdim, ama çin-sovyet geriliminden ötürü mümkün olmadı. tüm zamanların büyük siyasi stratejistleri, askeri liderleri arasına mao'yu da katmak gerek. ölümü sonrası yayımlanan çin ile sscb'nin rekabeti bırakıp güçlerini birleştirmesine dair mektubunu unutamam."
sırf kıskandığı için Che Guevara' yı bizzat amerikaya ihbar eden karektersiz.Sözde Amerikan aleyhtarı.Amerika yaşamasına izin veriyor arada bi suikast girişimi yapıp bak ensendeyiz dikkatli ol diyor.Öldürmemesinin sebebi Küba' yı yoksul örnek olarak dünyaya lanse etmek.Castro devrim öncesi ve sonrası 10 yıl tam bir halk kahramanı özgür ruhlu savaşçı.Devrim sonrası Demirel kadar alçak ve işbirlikçi.Ülkesini tam bir fuhuş ve kumarhane bataklığına soktu.Bu da yetmedi yabancı türistlere ülkeyi 5 yıldızlı otellerle peşkeş çekti.Hani eşitlik hani vatanseverlik?
her şey bi yana 600 küsür suikastten canlı çıkmış bir adama saygı duyuyorum...!!!
Fidel Castro, dünya kamuoyunun yakından tanıdığı son günlerde anımsadığım kadarı ile 80. yaş günü kutlanan belki de yaşayan en eski ve uzun yıllardır yönetimde olan Küba devlet başkanıdır.
Türkiye sol hareketi Castro ve Guevera'yı 68'li yıllarda tanıdı. Castro ülkesinin ABD'ye karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin önderidir.
Castro, ABD'ye ve yerli işbirlikçilerine karşı verdiği mücadeleyi bir genç Küba'lı avukat olarak; "Tarih Beni Berat Ettirecektir" adlı kitabında detaylı olarak anlatıyor.
Yine, "Havana Duruşması" adlı tiyatro oyunu, Castro ve Che Guavera'nın ABD Emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerine karşı ABD'nin "Domuzlar Çıkarması" ve sonuçlarını izleyicilerine lirik bir dille anlatan bir oyundur.
Fidel Casto, doğrusu ile yanlışı ile 40 yılı aşkın bir zamandır Küba devlet başkanıdır. Bu zaman süreci içinde Castro dünyaya bir olguyu isbat etti.
ABD Emperyalizminin burnunun dibinde bir minik adada bu süper gücün binbir entrikasına karşı boyun eğmedi. Tam bağımsız olarak Küba varlığını sürdürdü. Sürdürüyor.
Küba halkı aç kaldı, susuz kaldı. Ama sömürge olmadı.
Fidel Castro bu bağımsızlıkçı tavrını sadece kronik karşıtı ABD emperyalizmine karşı değil, tüm egemenlere karşı sürdürdü.
Bu tavrını gün geldi sosyalist olduğu halde S.S.C.B'ye, gün geldi Başkan Mao'nun Çin Halk Cumhuriyeti'ne gösterdi.
Halkı bir çok şeyden mahrum kaldı. Ama ulusal onuru ayaklar altına alınmadı. Küba halkı parya muamelesi görmedi.
Fidel Castro'yu Fidel Castro yapanda bu onurlu tavrı oldu. O'na sadece dostları değil, karşıtları da saygı ile bakmak zorunda kaldı.
Türk aydınları ile Küba arasındaki ilişkilerde hep sıcak oldu. Bu zaman zaman iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere de yansıdı. Hatta bir ara Türkiye'de Küba'ya gidip tatil yapmak moda haline geldi. Bu işten kimler kimler nasibini aldı. Sadece sosyalist nostalji için giden Ahmet Kaya v.s. değil parlamenter olan eski DİSK Başkanı Rıdvan Budak, MHP milletvekili Mehmet Gül, eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici'de Küba plajlarında boy gösterdiler.
Fidel Castro'ya karşı süren kamuoyu ilgisi, O'nun 1997'de İstanbul'da düzenlenen Habitat toplantısının konuk konuşmacısı olmasına kadar gitti.
Türk medyası ise, ancak bu yıllardan sonra Fidel Castro'nun Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili düşüncelerini öğrenebildi.
22.8.1997 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Barış Doster şöyle yazdı: "Zapata Caddesi ile Salvadar Allende Bulvarı'nın kesiştiği yer gibi adreslerin tanımlandığı, devrimci bir geleneğin ve anti emperyalist ruhun her sokakta hissedildiği Havana'nın en önemli caddelerinden birinde, bir başka büyük devrimcinin, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olduğu belirtilmiş. Doğum tarihi olarak ise; 19.5.1881 yazılmış. Ayrıca kaidede `Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' sözlerinin Türkçesi ve İspanyolca'sı yer almış."
Türkiye kamuoyu 1997 yılında İstanbul'da yapılan HABİTAT toplantısında Fidel Castro'nun İstanbul'a gelmesinden sonra Yeni Yüzyıl gazetesinde Jale Özgentürk ile yaptığı söyleşide özetle şunları öğrendi:
Castro Atatürk'ü kastederek, "O'nun yaptıklarını ben başaramazdım. Asıl devrimci Atatürk'tür diyor ve şöyle devam ediyor: "Bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk'ün yaptıklarını başaramazdım."
O yılların sağlık bakanı Yıldırım Aktuna; Küba ziyaretinde Castro'nun Atatürk'ün tüm yaşamını iyi bildiğini ve O'nun için; "Atatürk'ün büyük bir asker, döneminin en önemli liderlerinden biri olduğunu" ifade ettiğini ardından ise; "Küba'da bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk'ün Türkiye'de yaptıklarını başaramadım. Atatürk, harf devrimi gibi bir takım reformlar yaptı. Ben böyle bir düzen değişikliği yapamazdım" dediğini ifade ediyor.
Bütün bunlardan Fidel Castro'nun dünya siyaseti ve Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya'daki siyasi gelişmeleri ve tarihsel gelişimini takibettiği de görülüyor.
Bugün dünyada yaşayan ender sosyalist ülkelerden biri olarak Küba ve devlet başkanı Castro'nun aynı zamanda bir ABD uzmanı olduğunu da belirtmek gerekir.
Dünyanın en ücra köşelerinde bile dilediğini yapan ABD emperyalizminin burnunun dibinde bağımsız bir devlet olarak yaşamak ancak böyle olabilir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde işgalci emperyalist devletlere karşı Türk bağımsızlık mücadelesi vererek ulusal devletini kuran Türkiye'ye karşı ABD ve AB desteği ile etnik kalkışma yapmaya çalışan Kürtler için bakın Fidel Castro bundan tam 11 yıl önce ne diyor:
"Türkiye'deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizin oradaki Kürt Hareketi, Yankee'nin (ABD'nin) petrol bekçisi olmaz."
Bu sözleri Fidel Castro kendini ziyarete Türkiye'den gelen bir heyet önünde söylüyor. Bu heyet içindekilerden biri de Esenyurt eski belediye başkanı Gürbüz Çapan'dır. Yıl ise; 1994. PKK Hareketi'nin Şemdinli baskını olayından sonraki yıllar.
Daha ortada ne Irak işgali var, nede Apo'nun yakalanması meselesi.
Ne yazık ki Castro'nun belirttiği gibi Kürt Hareketi ABD'nin yani Yanke'nin elinde adeta oyuncak olmuş durumda.
Yanke'nin AB destekli Ortadoğu işgalinin en büyük destekçisi artık Kürtler oldu.
Kürtler verdikleri mücadeleye "bağımsızlık" adını veriyorlar.
Dünya'nın süper gücüne "petrol bekçiliği" yapmanın adı ne zamandan beri "bağımsızlık mücadelesi" oldu.
Üstelik bu bekçiliğe sadece Kürtler içindeki bir grup değil önemli bir çoğunluk aday, kamuoyuna açıklanan araştırma sonuçlarına göre Türkler'in %80-82'si ABD'nin Irak işgaline karşı iken Kürtler'in %92'si bu işgalden yana ve bu işgalin bölgeye demokrasi getireceği düşüncesi var.
Demek ki, yaşadığımız dünyada bağımsızlık mücadelesi vermek isteyenlerin ABD'ye karşı bağımsızlık mücadelesinde sembol isim olmuş Fidel Castro'dan öğrenecekleri çok şey olduğu görülüyor.
FİDEL CASTRO VE KÜRTLER
Cemal ŞENER
bir yakınımın 80'li yaşlarını süren ve seyahate meraklı annesi iki sene önce tutturmuş küba'ya gideceğim diye. annelerinin böyle bir seyahati kadıramayabileceğini düşünen çocukları itiraz etmişler "anne, bu yaşta ne işin var küba'da?" diyerek. "ölmeden onu görmem gerek." diyen anneye çocukları "anne nereden çıkardın ölmeyi filan?" diye itiraz edince ölmeyi aklından bile geçirmeyen yaşlı kadının yanıtı "ben ölmeden değil, fidel ölmeden." olmuş. evet politik çizgisi, yaptığı pek çok şey vs. tartışmaya açıktır ama şu bir gerçek ki, fidel duruşu ve yoksul ülkesinin emperyalizme karşı onurunu sonuna kadar savunuşuyla 7'den 77'ye pek çok insana ilham vermektedir. son olarak, bu teyzemizi geçtiğimiz yaz kaybettiğimizi söyleyeyim, maalesef fidel'in ülkesini göremeden. umarım fidel biraz daha yaşar çünkü ben de "ölmeden onu görmek" istiyorum.
sovyet destegiyle abd ye karsı cıkmıs ancak baskasının ipiyle kuyuya inen castro sovyet desteginin azalmasıyla sarsılmış ardından sovyetlerin çöküşü ile acı gercegi öğrenmiştir.öğrenmesi pek bi işe yaradı denemez.bknz avrupalıların sex turizminin 2.sıradaki ülkesine.tabiki küba.
yıllar boyu sırlarla dolu olan küba geçtimiiiz senelerde turizme açıldı..doğu avrupadaki duvarlar yıkıldıktan sora uzakta tek başına kalan küba yardım da kesilince ekonomide çöküşe geçti..fidel tek çare olarak kimselerin ayak basmadığı kübayı turizme açma kararı aldı..üzücü
Fidel Alejandro Castro Ruz...
abd ye kafa tutan tek lider castro sanırım
liderliğinin yanı sıra iyi bir hukukçudur
tek ürüle ayakta kalmaya çalışan kübaya abd ambargo koyunca.şeker pancarlarını daha doğrusu şekeri ozmnki sscb ye vermeye başladı.petrolünüde devletleştirince castro abd iice cinlendi vee CAI tarafından süikastlara başladılar(: ne mutluki o ulu insanı öldüremediler(:
ne yazıktırki diplerinde ufacık biyer olan küba ayakta amaa biz hala bitaraflarındayız adamların