TARİHÇE
Flamenco, Güney İspanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, bir müzik ve dans türüdür ve Güney İspanya'nın kendi folklorik müziğiyle çingeneler ve İspanyol Yahudilerinin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu noktada, coğrafik olarak evine çok bağlı da olsa, ne bütün Endülüs folk müzikleri ve dansları flamencodur, ne de bütün flamenco sanatçıları Endülüs'lüdür...
Cadiz'de ispanyol yahudileri ve Hindu çingenelerinin ritmik vuruşlarıyla başlayan bu yeni müzik, bulunduğu coğrafya dolayısıyla Arap, Yunan ve Acem kültüründen de izler taşımaktadır. Bu izler form isimlerinde de görülür.(zambra, zorongo, zarabanda ve fandango...vs.)
18. yüzyıla gelindiğinde şu iki unsurun Endülüs müziğini etkilediği görülür: 1700'lerden beri İspanyolların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin İspanyol yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi. (Bugün halen Andalucia'da yaşayan ve kökenleri o günlere dayanan zenci aileler vardır ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerinde mutlaka ki bir etkisi olmuştur). İkinci olarak da İspanyolların Amerika'nın keşfinde oynadıkları roldür. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerika müziği, 19. yüzyılda geri gelen İspanyollarla Endülüs'e taşındı ve bu bölgenin müziğinde daha belirgin bir hal aldı. 1700'lerde gitar 6 telli oldu. 1800 senesinde ise kaynaklara göre, çingenelerin yaptığı 24 çeşit dans vardı. Bunların çoğu bugün yokolmuştur ve Fandangos ve Sevillianas gibi çingene tarzı taşımayan danslar dışında hiçbiri bu günkü bilinen çingene dansında belirli bir şekilde yer almamaktadır. O dönemki gezginlerin söylediklerine göreyse, dansçılar ayaklarını dans ederken kullanmaz, sadece kalça, vücudun üst kısmı ve kollarını hareket ettirirlermiş.
1840'lı yıllardan itibaren flamenconun altın çağı başladı ve flamenco dansının doğasını etkileyen değişiklikler yaşandı. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Bilinen ilk "cafe cante" yani flamecko gece kulübü 1842 yılında Sevilla'da açıldı."Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem, bugünkü flamenconun başlangıcıdır. 1910 senesi flamenconun altın çağının ve Cafe Cantantanelerin sonu olarak bilinir.1921'den sonra yavaş yavaş klasik bale figürleri flamenco dansına girmeye başladı. Yavaş yavaş kadınlar pantalon giyip ayaklarını kullanmaya başladılar. Böylece flamenco yeni bir tarz kazanmış oldu.
1936'da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terketmesine sebep oldu. Ancak bu durum flamenconun dünyaya açılmasını da sağladı. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika'ya giderek orada büyük başarı kazandılar. Carlos Montaya bir dans şirketi ile Amerika'ya gitti ve New York'ta kaldı. Vincente Escudero Paris'e, oradan da Amerika'ya gitti. Roman Montaya Paris, Londra, İsviçre ve Buenos Aires (Arjantin)'de gitar resitalleri verdi.
1940'ların sonunda flamenconun onlarca sene evvel başlayan tiyatro ve opera serüveni önemini yitirmeye başladı ve 1950'lerde de son buldu.
Müzikal bağlamda zor bir flamenko gitaristi olan Victor Monje "Serranito", ürkütücü his veren yeni bir teknik ve çok karmaşık bir müzik yarattı. 1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktığında, flamenco gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. O dönemde çıkarttığı "Rumba" albümüyle de İspanya'daki ulusal ilgiyi flamenconun üzerine çekmeyi başardı. Paco de Lucia'nın da beraber çalıştığı "cante"lerin (şarkı) genç dehası Camaron de la Isla, en az O'nun kadar önemliydi. Camaron 1970'lerin en etkili şarkıcısıydı; kendine has, ızdırap ve acı ile haykıran güçlü Arap nameleriyle dolu bir tarzı vardı. Paco ve Camaron bir düzinenin üzerinde albüm çıkardılar ve dünyayı büyülediler.
Günümüzde ise Vicente Amigo, Gerardo Nunez, Paco Cepero gibi gitaristler, flamenco tekniğini, Paco de Lucia ve Serranito'nun açtığı yoldan-teknikal mükkemmellik ve jazz- sürdürmektedirler.
Flamencoda Şarkı (Cante)
Flamencoda öncelikli ve vazgeçilmez olan şarkıcıdır. Flamenco şarkıcısı, en azından "cante"nin birkaç tarzında uzman olmalı ve ilgili olduğu tarzın ise birçok ritmini, geleneksel ezgilerini ve çeşitli şiirlerini bilmek durumundadır. Klasik geleneklerde iyi vokal tekniği olarak bilinen, kendine özgü, ayırdedilebilen bir sese sahip olmalıdır. Ayrıca sesini batıdan çok doğu tekniğine yakın bir tarzda kullanabilmelidir. Flamenco şarkıcıları, parmaklarını masaya vurarak, alkış yaparak, ayaklarıyla -yaşlıysa bastonuyla- yere vurup ritm tutarak, kendi sağlayacağı ritmik eşlikle geleneğe bağlı fakat kendi ruhunu ve anın getirdiği hisleri de katarak kendi solosunu yaratır. Kadın ve erkek şarkıcılar tipik olarak aynı mutlak ses aralığında, birbirine yakın seslerde söylerler. Teknik olarak erkekler yüksek tenor, kadınlar da alto aralığında söyler.
Flamencoda Dinleyici (Aficion)
Flamenconun temel niteliği, "Aficionado" denen, önceden bilgilendirilmiş bir dinleyiciye bağlıdır.
Aficionado'nun rolü temeldir ve bunu gerçekleştirebilmesi için bu kişinin hem sanatı önemsemesi, hem de gelenekleri hakkında birşeyler bilmesi gerekir. Aficionado, bazen bir eleştirmen bazen de para ödeyen biri olabilir ama temel rolü ne eleştirmek ne de patronluk yapmaktır; sempatik, ilgili olmalı ve şarkıcının yapmaya çalıştığı şeyi desteklemelidir. Dinleyici flamenco yapanlara mümkün olduğunca yakın oturmalı ve onların çabalarını alkış ya da ayak ritmleriyle desteklemelidirler. Ya da sadece dinleyip, geleneksel çeşitli destekleme taktir etme yöntemleriyle (Joleo) cevap vermelidir. ("Ole", "Bueno" gibi) Sanatçı bu desteğe -ki ciddi konser seyircisinden oldukça farklıdır- dayanarak onunla iletişim kurar. Sanatçıya verilen böyle bir destek aslında kendi içinde küçük bir sanattır.
Flamenkoda dans (Baile)
Dans, cante gibi temelde solo, arasıra da önceden hazırlanmadan yapılan bir düettir. Ama bir grup dansı değildir. Bu önceden hazırlanılmamış olması "puro flamenco"nun özelliğinde vardır. Cante ile aynı ritmde, ruhen ve biçimsel olarak eşleştirilebilir olmalıdır. Ancak flamenco dansını ve tekniğini karakterize eden şeyler bunlardan çok fazlasıdır. Performans flamencosunun daha ihtimamlı ve tanımlanmış bir tekniği vardır. Oldukça gelişmiş bir üst gövde, kol tekniğiyle karmaşık ve ses çıkartılarak yapılan ayak hareketlerinin birleşiminden oluşur. Bu yönleriyle de diğer etnik danslardan ayrılır. Amerikan tap dansında, clog dansında (Tahta ayakkabıyla yapılır), İrlanda dansında ve bazı Meksika halk danslarında da sesli ayak vuruşları vardır. Ancak üst gövde, daha çok "sürüklenir". Üst gövdenin kullanıldığı doğu danslarında ise ayak hareketleri bu kadar karmaşık değildir. Temel flamenco duruşları, diğer danslardaki görünüşlere birkaç nedenden ötürü zıttır: Üst gövde ve baş, dik ve yüksek. Omuzlar aşağıda ve geride, bacaklar hafifçe bükülü asla kilikli değil, kol eklemleri vurgulu (Parmaklar, bilekler, dirsekler) gizli değil, nadiren yumuşak, örneğin kollar kalkarken omuzun üzerine çıkana kadar dirsekler daha yukarıdadır. Torso'nun gücü, yükselme derecesi ve kollar ayak aktif hale geldiğinde asla sönmemeli ve ölmemelidir. Yoksa dans çizgi filmlerdeki öfkeli ayak vuruşları klişesine benzer.
Kadınlar için, kostümün kendisi dansın bir bölümünü oluşturur. Kendine özgü tam etek, onu kontrol etmesini bilen bir dansçının üzerinde kendi dansını yapabilir.
Flamencoda gitar (Toque)
Şarkıcıya gitarist eşlik eder. Gitarist tabii ki icra edilen şarkı formunun ritmini iyi bilmeli ve şarkının geleneksel melodilerini tanımalıdır. Şarkıcıyı desteklemek için cümlelerin sonuna kısa dekorasyonlar ya da cevaplar ekleyebilir. Letralar arasında "falseta" denen melodik çeşitlemeler (geleneksel ya da modern) çalabilir. Şarkı ile birlikte dans da varsa o zaman gitarcının dansçıyı da desteklemek gibi bir görevi vardır. Bu durumda dansın ritmlerine uygun üslupları da bilmek zorundadır. Böyle bir ortamda gitarcı sololarda yapabildiğinden değil öncelikle dansa ve / veya şarkıya getirebildiğinin en iyisinden dolayı ödüllendirilir.
Flamenco gitarı ve tekniğini ele alırsak: Enstrümanın kendisi daha çok klasik gitara benzer. Yapısı daha hafif, sesi daha parlaktır ve teller gitarın gövdesine daha yakındır. Ses deliği ve köprü arasındaki bölgeyi "golpe"denen yüzük parmağının tırnağı ile yapılan hafif vuruşlardan koruyan ince bir plastik tabaka vardır. Bu, sese, perküsyona yakın bir vurgu sağlar. Sol el tekniği, klasik tekniğe benzemesine rağmen perdeli pozisyonları bireyselleşmiş parmak pozisyonlarından daha çok tutulur. Sağ el tekniği, klasik teknikten daha fazla olarak birkaç şey daha ister. Bunlar çeşitli rasqueadolar (çeşitli parmaklarla bütün tellere yapılan hızlı ve percussion tarzı teknikler) ve yukarıda da bahsedilen golpelerdir. Genel olarak flamenco gitarı daha atak ve daha agresif çalınır.
Flamencodaki biçimler (formlar - makamlar):
Alegrias
Bulerias
Colombianas
Danza Mora
Fandangos de Huelva
Fandanguillos
Farruca
Garotin
Granainas
Guajiras
Malaguenas
Milongas
Mineras
Rondena(Toque)
Rosas
Rumba
Sevillanas
Siguiriyas
Solea
Solea Corta
Soleares
Soleariya
Tangos
Tanguillo
Tarantas
Taranto
Tientos
Vito
Zambra
Zapateado ........................
(pacoray)
“Öte bir uygarligin 15. yüzyili geride kalmistir. Yeni bir yurtluk arayisi vardir Çingenelerin. Endülüs kapisiysa, yeni bir umuttur. Yeni bir yasam vardir artik. Araplar ve Yahudilerle birlikte acilarinin baska bir tarihini yazacaklardir, Asagi Endülüs’te; Sevilla, Jerez, Cadiz, Malaga’da.
Flamenko yasami, düsmanca tavirlarin, din, dil, irk ayrimlarinin her biçimini gögüsleyerek olusmustur. Günümüze kadar sekilden sekle girerek ama özünü inkar etmeden ulasir.
Bizim hikâyemiz de, bu Endülüs’ü hatirlatmak ister; Ispanyollarin, Çingenelerin, Yahudilerin, Müslümanlarin, hep beraber yasadiklari Endülüs’ü…"
www.flamenkoevi.com
bekleriz efendim :)