toplam 15 kişi bulundu. 15 adedi gösteriliyor.
| tuttum | anjelic |
| tuttum | TheDude |
| tuttum | efrasi |
| tuttum | tom joad |
| tuttum | seni sectim allah |
| tuttum | pluto |
| tuttum | Eolys |
| tuttum | thegirlwithmanyeyes |
| tuttum | nemecek |
| tuttum | daralan |
| tuttum | Paikea |
| tuttum | boyoz |
| tuttum | mersenne |
| tuttum | Orlando Furioso |
| tuttum | rawmelodyman |
~11 ahkam var.
Kent Romantiği;avare dolaşırken aynı zamanda çevrenin izlenimleriyle düşünce üreten ... görünüşte tembel, özünde bir gözlemcinin uyanıklığı ile donanmış kişidir.
farklı kuşaklardan örnekler için bkz.
harry haller
travis bickle
C.
bak ingiliz edebiyatını benden iyi bilrsin bişiy demicem ama soytarıyı gezme tozma muhabbetinden ayrı bişiy için sööledim. şu cadıların işaret parmağı mevzuundaki lanet gibibişiy. ahha diye gösterilen ama hiç görülmeyen, umursanmayan anlamında.
şalotcuum dönem dönem flaneurluk durumlarda değişiklikler olmuş da acep diyorum 21. yy. flaneuru nedir ki? ironi belki onun elindeki boş bi çakaralmaz. insanların gözünde daha çok grotesk bi görüntüsü olsa da. bi de sorsam acıba bu etikete yapışıklara kralların soytarılarının kendi zamanlarında flaneurluk halleri var mıydı yoksa soytarının bugünkü nostalcik göstergesi mi bana bunu düşündürüyor da bi yanılsama yaşıyorum. merak etmekteyim fikirleri
www.boyutpedia.com da Milano Fiera'nın yazısıyla modern kentin sokakları ve gezginleri diye konuyla alakalı 2 yazı var bi bakmak isterseniz.
orhan velinin memuriyetten kovulup vapur peşinden bakakalmadığını, oğuz atayı da karısının kapının önüne koyduğunu, can yüceli babasının hiç sevmeyip evlatlıktan reddettiğini,ece ayhanın çanakkaleli melahatin oğlu olduğunu düşünün biraz flaneurluk bi fotoğraf çıkabilir.
menzilde değil seyahatin kendisindedir onun gözü. (“Gerçek yolcu yolculuk için sever yolları” -baudelaire) Gözler, gözlediğine dönüşür, özünü sezer ki kendine döndüğünde ben’ini, biricikliğini bu özle besler. Özü, sanata dönüştürür; böylece modern kahramanlar yaratmanın yolu açılmıştır. “Kendine katlanmaktan korkup kendilerini unutmak için kalabalığa karışanlar” dan değildir o, bilakis, kendinin peşindedir.
flaneur/euse fransızca kökenli baudlaire, benjamin vs gibi gezer -tozar yazarların yaşattığı bir kavramdır.
Türkçe aylak adam alarak çevirebiliniyor.Yusuf atılganın da aylak adam adlı bir romanı vardır ayrıca.
Aylakçıklık,yeniden yabancı olmak içinde janus yüzlü yabancı ve ante portas yabancı kavramından ayrılır.(zygmunt bauman parçalanmış hayat adlı kitabında bu kavramlara az da olsa yer verir.)
Flaneur,görmez sadece bakar ve genelde son bakışta aşkı yaşar.
Evi yoktur.Sokaklar onun evidir daha çok.
"...flâneur, seyahat eden oyuncudur. oyununu kendisiyle birlikte gittiği her yere beraberinde götürür. onun oyunu tek başına oynanan oyundur; bu nedenle oyunun tüm cazibesinden, (bencil ya da kıskanç oyun arkadaşları ve her zaman uyanık, her zaman kusur bulan hakemler tarafından sınırlanmaksızın) son damlasına kadar yararlanabilir. onun oyunu ötekileri oynatmaktır, ötekileri oyuncu olarak görmek, dünyayı bir oyun haline getirmektir. (...) aylak aylak dolanmak, oyun oynama oyununu oynamak anlamına gelir."
zygmunt bauman
postmodern etik
VI. toplumsal mekânlar: bilişsel, estetik, ahlâki
G. oyun sahası olarak birliktelik
ayrıntı yayınları, 1998
Flaneur
aus Wikipedia, der freien Enzyklopädie
Wechseln zu: Navigation, Suche
Der Flaneur (aus französisch: flaner = umherstreifen, umherschlendern) ist ein Mensch, der im Spazierengehen schaut, genießt und schweigt - er flaniert.
Gegenstandsbestimmung [Bearbeiten]Der Flaneur bezeichnet eine literarische Figur, die durch Straßen und Passagen der Großstädte mit ihrer anonymen Menschenmasse streift. Hier bietet sich ihm Stoff zur Reflexion und Erzählung. Der Flaneur (es gibt keine weibliche Form vom Flaneur) lässt sich durch die Menge treiben, schwimmt mit dem Strom, hält nicht inne, grüßt andere Flaneure obenhin. Der Flaneur ist intellektuell und gewinnt seine Reflexionen aus kleinen Beobachtungen. Er lässt sich sehen, aber sieht auch, wenngleich mit leichter Gleichgültigkeit (von Georg Simmel treffend in seinem Aufsatz Die Großstädte und das Geistesleben als Blasiertheit identifiziert). Der Flaneur in all seiner Dandyhaftigkeit stellt ein wichtiges Thema der - vor allem weltstädtischen - individualisierten Kunst dar, auch der Lebenskunst.
Begründer [Bearbeiten]Sein früheres Ebenbild war der Wanderer, der die Natur durchstreifte, und an dem, was er dort beobachtete, seinen Gedanken und Gefühle artikulierte.
Mit Edgar Allan Poes Erzählung The man of the crowd [1] fand der Flaneur seinen Eingang in die Literatur.
Das Konzept des "Flaneurs" wurde von Walter Benjamin am Beispiel des Pariser Boulevard-Lebens eingeführt, soziologisch von Georg Simmel vorbereitet (der Mensch "im Schnittpunkt sozialer Kreise"), von David Riesman am Beispiel von New York abgeändert (Faces in the Crowd) und von Jean Baudrillard aktualisiert und kommentiert.
Literatur [Bearbeiten]Franz Hessel: Ein Flaneur in Berlin. Berlin 1984 ISBN 3931109135 Neuausgabe von "Spazieren in Berlin" (1929)
Walter Benjamin: Das Passagenwerk Suhrkamp, 1983 ISBN 3-518-11200-7
Günter Eichberger: Aller Laster Anfang - Ansichten eines Flaneurs Residenz, 2003 ISBN 3-7017-1313-8.
Von „http://de.wikipedia.org/wiki/Flaneur“
Kategorien: Fußverkehr | Lebensart