toplam 2 kişi bulundu. 2 adedi gösteriliyor.
~11 ahkam var.
internet vasıtasıyla tanıştığım bir fransız bana "bu olanlardan bütün fransayı sorumlu tutmayın. 150 tane aptal siyasetçinin yaptıkları yüzünden 57 milyon insanı töhmet altında bırakmayın. biz bu kararı kesinlikle onaylamıyoruz. politikacılar kendi çıkarları için ülkemizin onurunu hiçe sayıyorlar. merak etmeyin bu yasanın ömrü uzun değil" demişti. ben de inşallah dedim. ama sonuç olarak o adamları da oraya diken sizlersiniz.
vay muhlak gerçekten voltaire'in sözü gayet güzel bir kanıt bu olaya.. hala anlamıyorum neden başkalarının işine bu kadar burun sokmayı seven bir millet bunlar??abileri amerikaya özeniyorlar galiba:)
büyük balık küçük balığın soykırımını tanır. siz de çalışıp büyük balık olun! kimse bişey yapamaz fransaya ya da amerikaya onlar çalıştılar ve büyük balık oldular.
türkiye'nin şu dakkadan itibaren tek yapması gereken, "biz demokratiğiz fransa değil" veyahut "barbar fransızlar" propagandası yapmaktır. AB'de hap kdr samimiyet, gurur, onur varsa fransaya yaptırım uygular.
Birşeyleri kırıp dökmekle, hakaret etmekle hiç bi yere varamayız.. bu yanlış.. bu onların diliyle cevap vermek olur.. Çünkü fransızların yaptığı küstahlıktır.. ama biz buna seyirci kalmamalıyız.. zamanında hareket edemediler.. hükümeti gördük işte.. bilinçi olarak örgütlenemedik.. ama artık yeter! Kendi tarihleriyle yüzleşemeyen, çifte standart uygulayan batılıların yıllarca uyguladığı baskıya, küstahlıklarına bir son verilmeli!
yapamayacağız DeepInTheOcean.
zira türkiye diplomasi yapıyor ama bir diplomatik iletişim stratejisi yok.
Birşeyler yapmalı..bilinçli organize olunmalı..biz bunu yapamıycak mıyız hiç?
sonunda beklenen oldu. olayın fransanın ermeni uşağı olmasıyla ilgisi yoktur. aslına bakarsanız olayın ermenistan ve ermenilerle de hiç ilgisi yoktur.
dikkat edecek olursanız ermeni soykırımı ya da sözde ermeni soykırımı ile ilgili bir tartışma değil burada yazdıklarım. o tamamen başka bir tartışmanın konusu. (başka bir deyişle, belki de fransızların cezayir soykırımı ya da sözde cezayir soykırımı hakkında söyledikleri gibi bu tartışmayı tarihçilere bırakmalıyız)
durumu basitçe fransız parlementosundaki oy kaygıları diye açıklamak da oldukça yüzeysel geçmek olacaktır. olayın ne hakkında olmadığı konusu netleşti sanırım. şimdi olayın ne hakkında olduğunu düşündüğümden bahsedeyim.
olayın boyutu büyük ölçüde güç ve ekonomi ile ilgili. AB ülkeleri arasında almanya ve fransa hep öncü ve karar verici roller üstlenmiş, bu rolleri kovalar olmuşlardır. son yıllarda AB iktidarı anlamında fransa gittikçe zayıflıyordu. ülkede işsizlik ciddi boyutlara gelmişti. ekonomi kötüye gidiyordu. buna karşılık AB içinde kuzey ülkeleri güçleniyordu.
tam bir yıl öncesine dönelim. tarih 3 ekim... size sanırım birşeyler hatırlatır. zira, o günün önemi türkiyenin müzakere tarihi alacağı gündü. türkiyenin AB katılımına en ciddi muhalefet fransadan geliyordu. bunun için referanduma dahi gittiler. ancak, bu konuda AB içinde yeterince sözlerini dinletemediler. bu dönemde müzakerelerle ilgili somut adımların atılmış olaması fransanın AB içindeki etkinliğinin azaldığının göstergesiydi.
tabii adamlar bizim diplomatik yetersizliklerimizin ve toplumsal bilinçsizliğimizin boyutlarını pekala biliyorlar. bu yasa sayesinde türkiyeden son derece diplomatik olmayan, son derece sağduyusuz tepkiler geleceğinin farkındalar. istedikleri bu ve düğmeye bastılar. şimdi neyi bekliyorlar? bizim fransız mallarını boykot etmemizi, ermeni azınlığa karşı abuk subuk tavırlar almamızı, pejo yakmamızı vesaire... kısacası AB konusunda 40 yıldır uğraştıklarımızı kendi ellerimizle yıkmamızı, bir çuval inciri berbat etmemizi. haklılar da. biz değil miyiz italyaya haddini bildireceğiz diye makarna yemeyip %100 türk sermayeli makarna üreticilerini iflasın eşiğine sürükleyen, F1 ödül töreninde şark kurnazlığı yapan... saçmalarsak yeni yeni memlekete giren ve ekonomiyi düzelme trendine sokan yabancı sermayenin de kaçabilecek olması işin cabası.
aman öfkeyle kalkıp zarala oturmayalım. AB konusunda herşeyi berbat etmek değil de ermeni kökenli vatandaşlarımızı üzmek, arada onarılamayacak yaralar açmak en büyük endişem.