gençken acaba ben de uyandığımda bir sabah kendimi bir hamamböceği olarak bulur muyum diye çok düşünmüştüm. Neyse sonra Camus'un Vebasını okudum da başka şeyler düşünmeye başladım...
dava ve değişim çok iyiydi değişim ben. etkileyen ender kitaplardan gregor samsa müthiş kişilikerken öldü dünyaya çok şeyler verebilirdi
belki verem olduğundan askere alınmaması belki üç kız kardeşinin nazi kamplarında öldürülmesi belki de içe dönük ve huzursuz bir kişiliğe sahip olmasına neden olmuş ve çevresine yabancılaşmış bir yazardır.yaşamı boyunca varlığıyla ilgili herşeyin ağırlığını taşımış, kendine dair kafasında yarattığı hiç bir soruya cevap bulamadan 37 yaşında veremden ölmüştür.
uzaklardan bir kuş uçar
uçar uçar züküme konar
çok konuşma kafka abla
Küçük Faik içine kaçar
-abi dediğin gibiyaptık bütün kitaplarını yaktık közünde de patates pişirdik al abi canın çekmiştir..
-sen nasıl bi insanevladısın ya?
U.S.
ceza sömürgesi okunmalıdır.
dünyayla arandaki savaşta dünyanın yanında ol
hasta insan
yarattığı tüm kahramanları bıraktım; kendi dünyasına, kendi aşkına hayran kaldığım adam.
milena'ya yazdığı mektuplarında öyle tarifler kullanmıştır ki anında etki eder bünyeye; bıçak gibi keskindir. eğer "tek bir kitaptan alıntı yapma hakkın var" deseler tek seçeceğim kitap da milena'ya mektuplar'dır.
Şato,Dava,Dönüşüm, evet bunlar klasikler..Ancak beni en çok etkileyen Kayıp (Amerika) adlı bitmeyen romanı olmuştur.
Woody Allen'in Annie Hall da geçen bir espiriye malzeme olan yazar.(Woody Allen ' a Seninle seks yapmak çok kafkavari bir olay diyordu kadın...çok mavra yaa
beynimin tüylerini diken diken edip öyle bırakan, adı geçtiğinde bile delirten, belleğimi tuz buz edip her seferinde başka bir dünya inşa eden; ileride çocuğum kendisini okumamayı tercih ederse dna testi yaptırmaya kalkışacağım ulvi şahsiyettir.
atomlarına ayrılıp zeka geliştirici ilaç olarak değerlendirilmesi gerekliliğini, neyse ki kalemdeki ustalığıyla ortadan kaldırarak tek parça halinde kalabilmiştir.
lacivert bir itinadır kafka, katıksız bir zarafetin ve sistem muhalifliğinin en ince ayarıdır.
en minnet duyduğum buluşmamız şato'sunda olmuştu.
"Kötü, İyi'nin yıldızlı göğüdür."
milena, kafka için "bu dünyaya dayanamayacak kadar ince ruhluydu, o yüzden öldü" demiş. bana da öyle geliyor. günlükleri dahil herşeyini okudum ve zaman zaman tekrar okurum. insanın yabancılaşmasını ve hayatın manasızlığını ve nedensizliği en iyi o fark etti ve öyle bir anlattı ki kimse bir daha kendine gelemedi.
isgal sırasında kafka'nin 3 kiz kardesi toplama kamplarinda oldurulmüş.Değişim ve dava adlı kitapları baya iyidi.
cezmi ersöz gibi sadece lise yıllarında sevilir zannediyordum. yıllar geçtikçe ben ona daha çok hayran oluyorum.
yasadigi dogdugu yerde okununca etkisi bin kat artan yazar.walla ne diyeyim evine bakarak "letter to father"i okumak.tuyler urpertici...
ilk olarak kısa öykülerinden akbaba ile tanıdığım sonralarında insanlık yoluyla kendine sonrasında ise direkt olarak kendine yaptığı acımasız eleştirileriyle iyice içine gömüldüğüm yazar.
schloss (kale) eseri itinayla okunmalı didik didik edilmelidir ( bu eserin bir canlandırması da istanbul bienalinde sergilenmişti )
tanrı insanda kötü bir gün geçirmiş olmalı