toplam 31 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | nujazz |
| tuttum | egoo |
| tuttum | oscuridad |
| tuttum | tirat atolyesi |
| tuttum | bugu |
| tuttum | feyyazplacebo |
| tuttum | miazen |
| tuttum | btlbtll |
| tuttum | mrs merrick |
| tuttum | melezkedi |
| tuttum | lord henry wotton |
| tuttum | erkut abla |
| tuttum | serdema |
| tuttum | ef i |
| tuttum | wyatt666 |
| tuttum | drummagic |
| tuttum | sekerduvar |
| tuttum | guney ruzgar |
| tuttum | ilkanmilkan |
| tuttum | sosyomont |
~17 ahkam var.
ben romeo'nun jüliet'i tanıdığından daha fazla tanıyorum seni.
Abla ve kızkardeşin yılların birikimini kustukları sahneden kimse bahsetmemiş:((
Kendisi doğarken annesinin ölümüne sebep olan kardeş ile 6 yaşında kimsesiz kalıp hayatı sırtlayan ablanın hesaplaşmaları gereklidir...Civan Canova nın muhteşem kalemi:))
seneler oldu... onda bu kadar meşhur değildi net (tabii hergün birgün daha katlıyor ) chet
izlerken buruk olmuştum topluca gitmiştik yanımızda böyle bir oyunu izlemek istemeyecek arkadaşlar da vardı. tabbii söz bende hepimiz ordaydık sonuna kadar
etkiliyiciydi
zamn zamn aklıma geliyor hemde netin populerliği arttıkça - (bu nereye varacak diyede mrk ediyorum içimden )
yine sahnelensin isterim
gelmeden önceki anlamdı benim için
kaçırılmaması gereken bir oyundu arkadaşlar umarım ist devlet tiyatrosu yeniden sahneler ve trabzona yeniden gelir musa uzunları yeniden izleyebiliriz o oyunda...
oyundan en can alıcı cümle:
DİNİ BÜTÜN BİR MATERYALİSTİM...!!!
ful yapraklarında rihard ı oynuyanı çok begendim ama dier 2 bayan oyuncu hakkında ii olmadıkalrını düşünüyorum biraz tiyatro bilgimle.ama oyun çok güzel.richardın gemide karısının boulma tiratı çok güzeldi.
tekerlekli sandalyede oynayan oyuncu oyun sonunda ayağa kalktığında 'noluyo lan' tepkisi verdiğim oyun. oyundaki en iyi 3 oyuncudan biridir kendisi :P
2 senedir bilet bulmak için çırpındığım harika olduğu giden herkes tarafından söylenen oyun
emek verilmiş her şey hoşuma gider benim öncelikle emek verildiği için ki tiyatro bunların en başındadır her zaman..çok etkilendim.. çok iyi bi oyundu.. musa uzunların yani meşhur richardın sölediği bişey çok etkiledi siz kadınlar farkılısınz diye aşık olur aynı değilsinz diye terk ederisinz erkekleri.. daha bir sürü şey var oyunda muhakkak gidilmesi gereken bi oyun..snra oyun öncesnde tanıştığım oyuncular sayesnde kulise gtme şansımda oldu orada zaten tebrik ettm ama bir daha tebrik edip önlernde saygyla eğiliyorum..tebrikler..
Hoşumuza giden bedenlerin içine hayalimizdeki ruhu yerleştirip adına aşk diyoruz
eziş büzüş bira kutuları koleksiyonum geldi sahneyi ilk gördüğümde belleğime... sonra sonra!! çok iyi düşünülmüştü herşey. konu, yatağıma serpilmiş ekmek kırıkları gibi!! rahatsız edici!! oyuncular, o kadar güssel sahnelediler ki karaktersiz karakterleri, tek-tek, özenle sevmedim hiç birini.. o kadar güssel sahnelediler ki, eve gelince, basmadım kara kutunun kara düğmesine...
-- ah siz kadınlar, "sen farklısın" der aşık olur, "neden diğerleri gibi değilsin" der ayrılırsınız...
Aynılığın asidik selinde eriyip gitmiş, şehir hayatının karşıkonulmaz kalabalığının - karmaşasının kıyısında ve hatta dışında kalarak, küçük dünyalarında, fasit bir dairenin ortasında odalar (mutfak - banyo - yatak) arasında plastik boru olarak bağlı yaşamanın farkındalığıyla kendilerini arayan ama aslında tamamen ne olduklarını ne diye varolduklarını unutan, bulayım derken internete düşen sanal âlem kaybedenlerinin yaşamından bir kesit. Gerçeklikte hiç anmıyorum; orada zaten yoklar...
Günümüzün sanal insanına, artık evinden çıkmayan kent yalnızına, "ağsosyal"e yöneltilmiş en şiddetli sertlikte ve ezici ağırlıktaki eleştirileri içeren, başdöndürücü aşk tanımlarıyla insanı, hayatı ve aşkı yeni baştan düşünmek gerekliliği üzerine düşündüren kuvvetli metin; Civan Canova'nın usta yazarlığının, Musa Uzunlar'ın büyük oyunculuğunun apaçık belgesi. Müzikleri biraz daha oyunun havasına zamanının ruhuna uyacak bir biçimde psycodelic elektronik ağırlığıyla tasarlanmalıymış, göze gelen küçücük eksiği bu; son şarkıda, massive attack eserinde olduğu gibi içinde prodigy şarkıları da olmalıymış.
Tiyatro seven sevmeyen, bütün internet tutkunlarının izlemelerinin kendi lehlerine olacağını şiddetle belirteceğim oyun. Çok emek verildiği belli dekoru, grafikler içeren sahne tasarımı tam da postmodernite denen akla düşman boktanlığın ruhunu hissetiriyor; bir asit gibi yakan oyunun içinde kaybolup gitmenizi, erimenizi sağlıyor.
Ustaca yerleştirilmiş kara mizahlı ince esprileri dudaklarınıza inceden ama hüzünlü bir gülümsemeyi yerleştiriyor. Ayırın iki saatinizi kaybedeceğiniz en fazla o olur. İnterneti az çok tanıyıp da izledikten sonra beğenmeyen hesap numarasını versin EFT çıkartayım...
Tanıtım metninde yeraldığı gibi, "Ful Yaprakları, hiçliğin kıyısında dolananların var olma ve hayatlarını yeniden yazma çabalarıdır." O değil de, neredeyse iki yıl önce ilk gösterimlerinde izlediğim oyundan aklımda kalan noktaları sabahın bu saatinde nereden anımsadım ve nasıl da yazdım; cidden pek de anlayamadım... Adam git uyu işin ne gecenin bu saatinde netin, kendine yardım edemeyen ilahların bile siktirettiği bu köşesinde. Vardır bir sebeb-i hikmeti; elbet gün olur bulunur bir hâl çaresi.
Oyunun Richard'ı Musa Uzunlar'ın etkileyici oyunuyla, muhteşem rengi ve tınısıyla istediği gibi oynadığı ses tonuna eklediği usta jestleri ve coşkulu mimikleriyle fonda Massive Attack ile Madonna'ya söylediği gibi; haykırıcasına:
not: Dilim bozuktur, karışıktır; kusuruma bakmayın, tam kalkacaktım, bir ân içinde yazdım. Müzik dinledim çok kafam yorgun bir daha okuyamadım.
sesleri çıkmadığı halde hayata haykırmaya çalışanların oyunudur