toplam 77 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~69 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 önceki sayfa »
Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
Az eyleme inâyetini ehli derdden
Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ beni
Oldukça ben götürme belâdan iradetim
Ben isterim belâyı çü ister belâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola getürmek saba beni
Nahvet kılıp nasib fûzûlî gibi bana
Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni...
1 bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
aşık-ı sadık benem mecnunun ancak adı var
2 kıl tefahür kim senin hem var ben tek aşıkın
leylanin mecnunu şirinin eğer ferhadı var
3 ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var
4 öyle bed-halem ki ahvalim görende şad olur
her kimin kim dehr cevrinden dil-i naşadı var
5 gezme ey gönlüm kuşu gafil feza-yı aşkta
kim bu sahranın güzer-gahında çok sayyadı var
6 ey fuzuli aşk men'in kılma nasihten kabul
akl tedbiridir ol sanma ki bir bünyadı var
Açıklama
1 bende mecnundan daha fazla aşıklık özellikleri var
sadık olan aşık benim, mecnunun sadeece adı var
2 ben senin aşığınım ki bununla övünmelisin
nasıl leylanın mecnunu şirinin ferhadı var
3 aklım başımda ey gül beni bülbüle benzetme
onun derde sabrı yok her an feryadı var
4 öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur
zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü varsa
5 ey gönlümün kuşu, aşk aleminde boş boş gezme
cunku bu alemin her yolunda birçok avcısı var
6 ey fuzuli! aşkı yasaklayan nasihatçıya uyma
o aklın tedbiridir sanmaki onun bir temeli var
"tut gözün ey dûd-ı dil çerhun ki devrin terk edip
kalmasın hayrette çeşm-i gevher-efşânım görüp"
(ey ask atesiyle yanan gonlumun dumani; var git, felegin gozunu kapa. ta ki inciler gibi gozyaslari doken gozumu gorunce, hayrete dusup de donmesni terkedivermesin)
DEVLETİ Osman-İ Ali de Terfiyi Temayyuz İlim İrfan İle Olmaz Ya olacak Kuvvetli İltimas, Madeni Haz Yada Olacak Tende Temas sözünü söylemiş. Nede güzel söylemiş o zamandan bu zamana bi arpa boyu bile ilerlememişiz herşey dediği gibi devam ediyo.
urumday biraz geç farkettim ama cevap veriyim istedim uyarına:
azerilerin ataları daha 12. ve 13. yüzyıllarda selçuklular döneminde etnik ve kültürel bakımdan özellikle iranlılarla karışarak eski anadolu türkçesinden oldukça farklı bir diyalekt oluşturmuşlardır.azeri lehçesi ile yazılan ilk edebi ürünler arasında da fuzuli sayılabilir.
Türk Divan şairi..Şiirlerinde bireysel duygu ve sevgiyi işler..Gerçek adı Mehmed b. Süleyman'dır.
Ona göre şiirin özünü sevgi, temelini bilim oluşturur. "Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir" anlayışından yola çıkarak sevgiyi evrenin özünü kuran bir öğe diye anlar, bu nedenle "evrende ne varsa sevgidir, sevgi dışında kalan bilim bir dedikodudur" yargısına varır.
Bir şiirinde;
"Ey Sevgili!Bahçivan,gülleri tek tek sulayacağım diye zahmet çekmesin;isterse binlerce bahçeyi suya versin;yine de senin yüzün kadar güzel bir gül bu dünya bağında açılası değil demiştir...
ya rab bela-yı aşk ile kıl aşina beni
bir dem bela-yı aşktan kılma cüda beni
az eyleme inayetini ehl-i dertten
yani ki kıl çok belalara müptela beni
asıl adı mehmettir.fuzuli-i bağdadi diye anılsa da doğum yeri için başka şehirlerde söylenir.doğumu tam bilinmese de 1483 olarak kabul görülmektedir.arapça ve farsçayı bu dillerde şiir yazabilecek kadar iyi öğrenmiştir.eserlerini ve şiirlerini arapça,farsça ve türkçe yazmasından olsa gerek eski şairlerimiz arasında dünyada en çok tanınanlardandır.türkçe eserlerinde azeri türkçesi kullanmıştır.şiirlerinde kendisine kadar hiç bir şairin kullanmadığı mana inceliklrei bulunur.şiirlerinden onun mecazi ve hakiki aşk yolunda ciddi tecrübeler geçirmiş bir şahsiyet olduğu hükmüne varılabilir.
leyla ve mecnun, afyon ve şarabın karşılaştırıldığı ve şarabın üstün tutulduğu beng ü bade si ve divan'ı önemlidir.
u gazeli 3. beyt:
dem-â-dem katre katre kan yaşımdur kim çıkar gözden
veyâ peykânlarun kim âteş-i dil anı su eyler
-> gözümden her an damla damla akan kanlı gözyaşım mıdır yoksa gönlümün ateşinde eriyip su olmuş temrenlerin midir?
âşık mahzûndur, sürekli ağlar. gözyaşları bazı zamanlar kanlı akar. sevgilinin bir oka benzetilen kirpikleri de, aşığına yan bakış attığı zaman aşığın kalbine saplanır. onu kanatır, dağlar.
bu beyitte aşığın kalbi, aşkla kavrulduğundan ona saplanan okun ucu (temreni) kalbinin kor ateşinde eriyip su oluyor.
ve büyük şâir fuzûlî de gözlerinden akanın kanlı gözyaşı mı yoksa bu kalbinde eriyen bakışlar mı olduğunu soruyor.
aaah fuzûlî, sen de bizi yakıyorsun.
u gazeli 2. beyt:
meger dîvânedür sevdâ-yı ebrûsuyle zâhid kim
bahub mihrâba dâ'im öz özüyle güft-u gû eyler
-> meğer zahid sevgilinin kaşının sevdasından deliye döndüğünden daima mihraba bakıp kendi kendine konuşur.
zahid, divan şiirinde sıkça kullanılan bir kavram olup, camiiden çıkmayan, ibadet eden, dine sıkısıkıya bağlı bir kişiyi anlatır. ki bu da tasavvufta pek makbul bir şey değildir.
fuzûlî, bu beyitte mihraba dönmüş namaz kılan bir zahidi eleştiriyor. mihrabın yay şeklinde yapısını, sevgilinin kaşına benzetiyor ve bu boş ibadetlerle tanrısına ulaşamayacak olan zahid'i kendi kendine konuşmakla itham ediyor.
ah fuzûlî, sen ne lâzım bir adamsın.
eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahba nedür
gerçi cânândan dîl-i şeyda içün kâm isterem
sorsa cânân bilmezem kâm-ı dîl-i şeyda nedür
vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür
hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür
âh u feryâdun fuzûlî incidübdür âlemi
ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı
garazım yok reh-i aşkında fenadan gayrı
Mende Mecnûn'dan Füzûn Aşıklık İsti'dâdı Var
Gazel
Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var
işte böylede derin bi giriş..