toplam 77 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~69 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 önceki sayfa »
"Söylesem tesiri yok sussam gönül razı degil"
bu sözler aklıma takıldı kaldı haftalardır bir insan 16. yüzyılda nasıl olurda benim bugünlerdeki ruh halimi bukadar güzel sözlerle dile getirir bu kişi kimmi :) "FUZULİ" kendilerini rahmetle anıyorum
Kimse yanmamış sana, ateş i dilden özge
Kimse açmamış kapın; bad ı sabadan gayrı.
Feryadından felekler yandı amma,
Adem i bila hun i dünya, anlamaz halin
kerbelâ'da , hz.hüseyin türbesi'nin türbedârıdır. ehl-i beyt'e o derece âşıktır ki , "sabah güneşi hz.hüseyin'in türbesini aydınlatmadan beni mezarıma değmesin" diye , hz.hüseyin türbesinin gölgesine gömülmeyi vasiyet etmiş ve de gömülmüştür. ne yazık ki , 1966 yılında yapılan imar çalışmasında türbesi tarumar edilmiştir.
hadikatu's-suedâsı başlı başına bir şâh eserdir.
"âşık-ı sadık menem,mecnûnun ancak adı var" dizeleriyle tasvir ettiği aşk , ehl-i beyt'ten ve hz.muhammed'den menkul olan aşktır.
dile gelmiş en muhteşem naat-ı şeriflerden biri olan su kasidesi söz mülkünün sultanı olduğuna şüphe götürmez bir delidir.
takma ad kullanmanın önemli olduğu bir dönemde yaşadığı için, kendisine almak istediği takma adlar ya daha öncesinde ya da o sırada kullanıldığından, ve onlardan birisini kullanırsa kendisiyle karıştırılacağını düşündüğünden, kimsenin almaya yanaşmayacağı "fuzuli" ismini seçmiştir.
Ya ver bana mihnetimce tâkat Ya tâkatım olduğunca mihnet Ya Rabb...
"görmemişdir gerçi kimse can bedenden gitdiğin,
işte ben gördüm ki şimdi kendi canımdır giden.."
Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân etmesün her kim ki kıymaz cânına
Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkın
Vermeyen cân i'tirâf etmek gerek noksânına
Vasl eyyâmı verüp cânâna cân râhat bulan
Yegdür andan kim salur cânın gam-ı hicrânına
Aşk resmin âşık ögrenmek gerek pervâneden
Kim köyer gördükce şem'ün âteş-i sûzânına
Fânî ola aşk içre kim benzer fenâsı âşıkın
Feyz-i câvîd ile Hızrun çeşme-i hayvânına
Aşk derdinün devâsı terk-i cân etmekdedür
Terk-i cân derler bu derdün mu'teber dermânına
Hîç kim cânân içün cân vermege lâf etmesün
Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî şânına
(Leylî vü Mecnûn'dan)
Eyle ser-mestem ki idrak etmezem dünya nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahbâ nedür
dost bi-perva,felek bi-rahm,devran bi-sükûn
dert çok,hem-dert yok,düşman kavi,tai' zebun
yalan mı..?
hakkında liseden aklımda kalan tek anektod.
rumi-bu köpek burada fuzuli
fuzuli-vur o zaman çıksın ruhi
sanırsam tarihin ilk ayarlarındandır
alttaki ibârelerin birinde
Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssâ-i aşk
Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler
beyti fuzûlî'nin beyti gibi gösterilmiş . iyice tahkîk etmeden birşey söylemek istemem ama bu beyit yahya kemâl 'in eski şiirin rüzgârıyle adı altında topladığı şiirlerden biri olan söyler redifli gazelde geçiyor .
neyse efendim fuzûlî'ye dönelim . çok sevdiğim bir beytini de ben nakşedeyim :
cennet içün men' eden âşıkları dîdârdan
bilmemiş kim cenneti âşıkların dîdâr olur
aşktan bahsetmek hiç bir dönem için ilginç olmadı. Fuzuli'nin aşkı da hiç bir zaman din dışı olmadı. din aslında hiçbir şeyi dışlamaz bana kalırsa. herşeyi içler. az daha ileri gidip diyeyim ki aşk, dinin ta kendisidir. bir kula aşık olmayan allaha aşık olmanın ne demek olduğunu anlayamaz. mecnunu mevlaya ulaştıran leyladır. aman dikkat, aşk vuslat değildir:
hayal ile tesellidir gönül meyl-i visal etmez
gönülde özge bir yar olduğun aşık hayal etmez
Fuzuli
azeri lehçesinin en büyük şairidir kendisi, bilem kaçıncı kuşaktan akrabamızmış diye bir şey söylemişti dedem birde el yazması vardı bizde, gerçekti yalandı bilemedik ya..dedemiz bir yerde severiz..
Bülbül gül için kılanda nâle
Derdine derman olur mu lâle
Gönül kimi severse güzel odur demişler. Bülbülün güle olan aşkı dillere düşmüştür. Tıpkı Kays'ın Leylâ'ya tutulduğu gibi.
"Be-Mecnun gof rûzî eyb-cûî
Beh ez-Leylî to peyda kon nikûî
Eger leylî der-çeşm-i to hûrest
Velî zi-her a'zâyeş kusûrest
Bedin herf Mecnûn ber-âşoft
Der-ân âşoftegî mecnûn şod o goft
To mû mî-bînî vu men pîçeş-i mû
To ebrû men işârethay-i ebrû
Eger ber-dîde-yi Mecnûn nişînî
Bi-ğeyr ez-hûbiye Leylî ne-bînî"
Yani diyor ki şair,
"Mecnun'a ayıp arayan biri bir gün dedi ki: Bu Leyla'dan daha güzelini bulalım sana. Leyla her ne kadar senin gözünde huri ise de,aslında onun her uzvunda bir kusur ve bir kabalık var. Bu sözlerle Mecnun çılgına döndü. O çılgınlıkla dedi ki: Sen saç görüyorsun, ben saçın kıvrımlarını; sen kaş görüyorsun, ben o kaşın işaretlerini!..
Eğer Mecnun gözüyle bakarsan Leyla'da güzellikten gayrısını görmezsin!!!"
Ne diyorduk? Evet, bülbüle feryad ettiren güldür. Lale de güzeldir ama bundan bülbüle ne. Gül bahçenin en güzelidir. O yüzden gülistan derler... Yani koca mekan onun adıyla anılır. Lâle dağlıdır. O gülistanda garptir. Şakayık derler ona, Şakâyıkun-nu'man. Bugün gelincik diyorlar. Şurda burda biter. Dokununca dökülür yaprakları. Bülbülün yüreği de dağlıdır ama bülbüle gül yaraşır. Çünkü gül, bahçelerde özenle büyütülür. Nazlıdır. Ona dokunmak isteyenin elini parçalar. Kökü sağlamdır. Şehir çocuğudur o, medenidir. Her meclise meze olmaz. Hergün kendisine hizmet eden bahçıvanları vardır. Lale, gülün yerini nasıl alabilir ki?
Ben bu beyti okuyunca bunları hatırladım. Umarım isabet etmişimdir.
Dünya tarihinin yetistirdigi en büyük lirik sair..ondur kondurun yazdigi beyit akla ziyan. Şiirin zirvesi..
Haki payine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
su kasidesi.. gercek adini unuttum ama hakkaten ya varmı boylesi..okurken su sesi cıkarıyor hatta..kardesim okur biz dinlerdikk.
Ayrıca kanuni nin layık gordugu 3 30 maas icin vezirlerle yazısmaları da hicvin cok guzel ornekleri