tarihi yapısıyla bozulmamış doğasıyla on numara bir yerdir gökçeada..gece kulüblerinde fink atmayı, hergece ayrı bir hatun(erkek) tavlamayı düşünenler için değildir evet ama tarihiyle kültürüyle doyurur ziyaretçilerini..bir gün yolunuz düşerse 400 yıllık tarihi olan tepeköy meydanında bulunan barba yorgo tavernada bir akşam yemeği yiyip bir kadehte reçinalı şarap içmeden ayrılmayın ada'dan..
bir ada bu kadar sıkıcı olamaz
yani ıssız ada bile gökçeadadan daha iyidir
okumaya gitçem lan oraya ! tavsiye edip etmeyenler bana bişey diyin (:
xD
bekle beni ada geliom 23 haziran :)
tüm gece durmadan yazabilirim gökçeada hakkında.
çok özledim. mayıs sonu gelsede gitsem hemen.
bu jenerasyonun gençlerinden ilk ölüsünü verdi gökçeada bu sene. gece 2 karadenizli arkadaşla tepeköy yolunda kuytu bir yerde duruldu. rakılar açıldı. ağıtsı bir hava hakim manzaraya. kemençe kılıfından çıktı. koskoca ömrü 3 telden ibaret olan kemençeci bilindik parçaları çaldı ilk başta. önce yunusumuz sonra kazım abimiz geldi aklımıza. ağıtlara geçildi ardından. tüm gökçeada ayaklarımızın altında. feryatlar yankılandı taa en tepeye kadar. gözbebeklerim terledi. hayatımda yaşadığım en ilginç deneyimler gökçeadaya ait. istanbulun içine çekip yokettiği insan ve sevgi kavramı insanı sarhoş edecek kadar fazla gökçeadada. kimileri için bozkır dağlardan oluşan bikaç kere gidilesi bir yer olur. kimileri için hayatın dönüm noktası. bunu yaşayabilene aşk olsun !
hala 24 eylül'de ki gibi düşünüyorum
gökçeada'da yaşamak...
hayatı tatmaktır
bir yazı yazılmıştır yenievlerde bir duvara. "seni çok özleyeceğim" bu ne bir sevgiliye ne bir ölüye yazılmıştır. tatil için gidip imkansızlıklar içinde bulduğu bambaşka safkan bir insanı keşfetmenin mutluluğunu yaşarken ayrılma gününde bir dosta yazılmıştır. dönen evine dönecek hep hatırında kalacak o dost. ama kalan, o küçük yerleşim yerinde, yürüyen merdivenin ne olduğundan habersiz, trafik ışıklarını sadece trafik ve ilk yardım dersinde görmüş, tertemiz, hiç kirlenmemiş, dünya güzeli, saf çocuk geminin arkasından el salladıktan sonra, kuzulimanı yolundan geçen tanıdık bir arabaya binip eve gidecektir. adibas şortu ve supersport terlikleriyle yazının yazıldığı yere gidecek ve gözyaşı dökecek kimseye görünmeden.
hayattaki en ilginç deneyimlerin yaşanabileceği bir mekan gökçeada.
kendimi bildim bileli heryıl deli gibi gitmek isteyip
oraya varıncada üç günde sıkılıp bir an öncedönmeyi istedim
çocukken sürekli cumayı aradığım
ilk sarhoşluğumu ilk aşkımı yaşadım yer
:) Ada yı anlatmak okadar zor ki... Ege 'nin kayıp adası.... Ada da bulundugum zaman içerisinde anlayamamışım, yarım kalmış bir şeyler ve hep öyle kalacak anlaşılan.Hem duru hem deli, hem gizemli ama hala çookkk çekici..Onu anlamakla yola başlarsan o da bütün gizemlerini açıklar sana bir zaman sonra. ..... Özledim çok özledim ki özlenmeyi sonuna kadar hakeden bir yer ada.Feridun Düzağaç ın da dediği gibi "gönlümden düşen kara kara parçalar karadan çok uzakta ada oldular" işte benimde canımın ada köşesi...:)
muahaua.. sen biraz daha büyü o adayı sana alacağım canım benim..
kıçımın dibi
yine 'birlikte' yollara düşmeli bir yaz günü...
önce çakır'ın yerinde güzel bir yemek,biraz müzik,biraz şiir belki bir kaç kadeh şarap...
sonra zeytinliköy'de madam'ın dibek kahvesi...
öyle bir özledimki adaya hapsolasım var...
bazen diyorum iyiki gitmişim, bazen diyorum neden gittim ki.
bazen diyorum ne güzeldi, bazen diyorum ne kadar acı.
bazen diyorum ki doğal bir şaheser, bazen de suniliğinden görülmüyor hiç deniz...
Belki de bir Truman Show...
Yani işte bir öyle, bir böyle.
Bir varmııışşşş, bir yokmmuuuuşşşş...
@fleneur son cümlene katılmamak elde değil,orda yaşayıpta orda tanıdıklarını hayatının geri kalanında görmek isteyen pek kimse tanımıyorum zaten;)
dedikleri gibiymiş,suyunu bir kere içen bir daha vazgecemezmiş...babam hep şöyle der:giderken ağlıyordu,dönerkende ağladı...böyle bir yer benim için.imkansızlıkların verdiği sıkı dostluklar,kuzulimanı,kaleköyde ege denize bakarak bira keyfi,zeytiniliye uzun bir yuruyuşten sonra içilen enfes kahve üzerine ikram edilen likör,kekik kokusu,başı boş gezen koyunlar,sabah 5 te gidip alınan sıcak poğaçalar...bir tutku gökçeada bir AŞK...ve delicesine özlem...
ekmek gibi su gibi orda olma isteğim.
bayılıorum yaa çocukluumun taytilleri aklıma gelio
çadır
öğretmen evi
şarapçı dedeler ananeler
asker
deniz deniz deniz
ve feribot kuyrukları
bide terkedilmiş taş evler
terkedilmişliğin,hüznün ve huzurun dünyası....
gökçeadasız bir yaşam nasıl olurdu, bi kere ugradığım ve tutkunu olduğum ortam harika bir tatil beldesi ayrı ayrı onlarca koy ve tadı çıkarılası bir deniz kafa dinlenecek bir mekan, ilk fırsatta bir eski tarihi bir evi alıp restore etmek ve içine tıkılmak düşüncem var.