karşı cinsin gözü çokta fifi.
an itibariyle bozukluğunun 2buçuktan 3 e çıktığı izlenimine sahip olduğum uzvum.
görünen şeyleri anlamlı hale getirebilme yetisini 11 yaş civarına kadar kazanabilen organ. sonrasında ise bu öğrenilen görme yetisini bir ömür boyu kullanılır. bu açıdan eğer göz bozukluğu mevcutsa küçüklükten gözlük, lens vb yardımıcı unsurları kullanmak, görme yetisinin güçlenmesi açısından önemlidir. çocukların göz kontrolleri 3 yaşından itibaren belirli periyotlarda yapılması erken teşhis ve tedavi için elzemdir. çocuklara göz kontrolü, aletli kontrol dışında normal insandaki gibi uzaktaki harfleri söyleme biçiminde olamayacağından, büyük e harfinin kollarının yönlerini göstermelerini öğretmek, ilk göz kontrolüne gitmeden önce faydalı olacaktır. bu sayede, zaten göz doktorunun önereceği benzer bir yönteme önceden hazırlıklı olunabilir.
monoküler gelişen kişilerde görme yetisine sahip gözde görme keskinliği yüksektir. ancak bu göz çok kolay yorulduğundan belli aralıklarla ılık kompres yardımı ile veya gözleri kapalı olarak bir süre dinlendirilmelidir. sonradan sahip olunacak monokülerliğe ise adaptasyon süreci biraz yorucu olabilir.
Göz'de.
gümrük vergisi olmayan organdır. istediğin gibi istediğin yere bakarsın, bir sorun cıkarsa da
-göze gümrük mü var:? denir.
göz var olan güzelikleri öyle mahsumca bakarken arzusu isteği kendinde olmasını ister bunları kaybetme hisi yaklaştıçca içindeki öfkeye dönüşür
Sabahtan akşama kadar uğraşırım. Bazen gece de sürer.
gözünün içinde ben olan var mı ?
benmkiler çakır var mı çakır renkli gözden etkilenmeyen varsa çıksın hemen ;);)
dipten,derinden olsun,en güzeli.tabii koyu mavi yada bal rengi de ayrı bir çekicilik unsuru
üstün sakarlığımla,zaman zaman deodorant sıkarak,geçen gece de aseton kaçırarak çıkarmaya çalıştığım organım..aa ööle demeyin..gözüm doyuyo böylelikle,hiç bişeyde gözüm kalmıyo...
kendimde en sevdiğim yerim..
siyah-kahve gözlerim :)
geçen gün paşa dedem ‘haminne haminne! haminneliğini bil, hiç sana yakışıyor mu?’ diye kapı önünde arbede çıkardı. paylanan haminnem olsa okey. lâkin bir baktık muhatabı vestiyerde asılı pardesü. alın size fevkalâde mühim bir mesele. derhâl aile doktorumuz yorgo efendi’ye haber saldık, arabayı yolladık, getirdik paşa dedemin karşısına oturttuk.
vâziyeti anlattık, yorgo efendi de ‘sayi mi pasam? nasin oldu bu is?’ diyerek paşa dedeme döndü. dede huysuz, nuh diyor peygamber demiyor, ‘bahçeye çıkacak idim, yolumu kesti bu kadın’ diye de iftira ediyor. uzun münâzaralardan sonra teşhis kondu. ‘anlasildi pasam, senin agrandismani deyistirazayis’ diyip çantasından saf saf gözlük çıkardı. dedem durur mu? ‘cabbar! getir bana şu odunu!’ diye hâllenince, yorgo efendi ‘pasam pasam! senin pasaliyin disarida, vre use kadar sayazayim, sen bunu takazaksin’ diyezek oldu, paşa dedem bilâistisnâ salladı odunu. yorgo efendi birkaç odun yiyince püsüverdi. ‘vre pasam tak sunu allayaskina, sana sikolatar alazayim, seni parizlere nuyorklara eletazayim, sütun kibi bazaklar görazayiz’ diye yalvardı ama nâfile. paşa dede bu ennihâyetinde. canı isterse bacak diye oduna bakar, üç mum yakar keyfine bakar. velhâsıl o gözlükler takılmadı.
bunu da şundan anlatıyorum,
kaşın altında..valla..
bazıları vardır ki bakarsın onun içini anlarsın. bazıları vardır ki bakamazsın bön böndür...
yeşil olanı makbul...