javier bardem'in çocuk bakıcılığı yaparken çocuğa ağustos böceği ile karınca'nın hikayesini okuması esnasında hikayenin yanlış anlatıldığı fikrine kapılması önemliydi. çünkü filmin hangi mantığa oturduğunun belgesiydi. çocuğa dönüp, "bu hikaye yanlış, yanlış anlatılmış, hayata ağustos böceği olarak gelenler ne olacak peki?" demesi, çocuğun surat ifadesinin anlamsızlaşması, javier'in de hikayenin yanlış anlatımını kafaya takıp, bize güzel bi hikaye anlatması lezizdi. yavşak avukatın liberal yaşam standartlarıyla makara yapması, lamba kırmanın içine o kadar anlam yüklemesi zekiceydi.
hiç patlamadı, hep durağandı, epey methini duyup ilk kez bu akşam izledim, diyaloglar ziyadesiyle ilgimi çekti. işsiz liman işçisiydiler ve yaşadıkları hayat hakikaten buydu. güzeldi ya işte.
düşmedim; yalnıca kendimi bıraktım.
hem aglayıp hem de güldüm...izlenmesi gereken ,toplumun gerceklerini yansıtan,didaktik ve dram-komedi tadındaki muhteşem film...javier bardem ve ispanyol sineması gene olaganüstü bi eserle karşımızda....iyi seyirler.....
20 kez izlemişimdir filmi..
nası hocalarımız varmş ki derste bahsetmişti filmden,çıkışta gidip arkadaşlarla izlemiştik ankara kızılırmakta..
Santa'nın( javier) çocuga anlattığı hikaye beni etkilemiştir.
"
Filmin en güzel sahnelerinden biri ise hiç şüphesiz. Nata'nın bebek bakıcılığından kazandığı paranın bir kısmını Santa'ya vererek bu işsiz tayfayı bir geceliğine bir zengin evine doldurarak Santa’nın çocuk bakmasıdır. Arkadaşları verandada viskileri götürüp zenginler güzel bir hayat sürerken kendilerinin neden süründüğüne kafa yorarken, iki yaşındaki oğlana karıncayla ağustos böceğinin masalını okuyan Santa’nın sahnesi unutulmazdır. Santa hikâyeyi okumaya başlar:
----Bir varmış, bir yokmuş bir ağustos böceği ile bir karınca varmış karınca çok çalışkanmış ama ağustos böceği tembelmiş karınca çalışırken ağustos böceği çalar oynarmış günler geçmiş karınca bütün yaz çalışmış bir sürü yiyecek biriktirmiş kış gelince ağustos böceği aç kalmış karıncanınsa her şeyi varmış. Bu karınca puştun tekiymiş. Ağustos böceği karıncaya gelmiş karınca ona “ağustos böceği kardeş sende çalışsaydın sende aç ve açıkta olmazdın” demiş ve ona kapıyı açmamış. Kim yazmış bunu, aslı böyle değil, karınca puştun, spekülatörün teki.Hem niye bazılarının ağustos böceği olarak doğduğunu söylemiyor. O zaman baştan boku yersin. Burada onu yazmamışlar.
ve daha bi çok can alıcı diyalog...
++ Adam zevkli biriymiş.
---- Zevk herkeste vardır. Adamın parası var.
***Balık gibi kokuyorum.
__Balık gibi değil. Deniz kızı gibi...
----“2 yaşlı yoldaş yolda karşılaşmışlar. Biri demiş ki:
—Bak komünizm hakkında söylenen her şey yalanmış.
—Evet, ama daha kötüsü de kapitalizm hakkında söylenen her şey doğruymuş."
----Tanrı'ya inanıyor musun?
++Tanrı'ya inanıp inanmamam önemli değil. Asıl soru Tanrı'nın bize inanıp inanmadığı. Eğer Tanrı bize inanmıyorsa esas o zaman yandık...Tanrı bana inanmıyor.Tanrı sana da inanmıyor. En çok da ona inanmıyor.
----Ben sana inanıyorum.
"
(http://hassicktearfc.blogcu.com/2774213)
muazzam latin sinemasından keyifli ve düşündürücü bir film daha javier bardem gene döktürmüştür...
kapitalizme nasıl sallamışlar helal olsun arkadaşlara bu arada JAVİER BARDEM müthiş.
javier bardem sergilediği detaylı ve yaratıcı oyunculuğu ile uyum sağlamış bu özel kurguya çok başarılı b ir film..
karamsar benden zihnimdem daha fazla karamsar bi film
filmi izledikten sonra "sanırım yılbaşında yapılabilecek en güzel aktivite bu filmi izlemekti: pek şanslıyım" deyi verdim.
burayı bir spoiler mekanı yapmak gibi bir niyetim yok. bu yüzden sadece şunu söylemek ile yetineceğim, ağurtos böceği ile karıncanın hikayesine dair analize pür dikkat. günahı ile sevabı ile oturup düşünülmeyi hak ediyor.
oğlunun kıyafetlerini giyerek iş görüşmesine gitmek! genç olduğu günlere hasret ve utangaçlık! bir feribot'un üstünde günleri karıştırmak! güzel bir kız ve yaşlı,sakallı bir adam arasında olmaması gereken elektriklenme! intihar etmeyi düşünen bir dost! karısının eline bakan bakımsız ve gururlu bir adam!
ama herşeye rağmen berbat bir film! :)
herzmn sinir bozucudur.
Bir insan çalışıyorsa herkes tarafından iyi addedilir. Çünkü çalışkandır, üretkendir. Fakat işi olmayan birisinin neden sigara içtiği sorgulanır. Ne de olsa işsizdir, bu tip tüketimleri kısması gerekir. İşinin neden olmadığı konusu ise sorgulanmaz. İşte bunları düşündüren bir filmdir güneşli pazartesiler... Kaybedenlerin filmi değildir asla... Müzikleri de ayrıca hoştur.
javier bardem'in çocuğa okuduğu karınca ve ağustos böceği masalı üzerine söyledikleri de ayrıca güzeldi..
güneşin yanlızca haftasonu doğmadığını, bunu anlamamız için ise illa işsiz kalmamız gerekmediğini zihinlerde canlandırır..
alt kültürün sosyomatta yeri yok gibi komik etiketlerde boy gösteren arkadaşlar bu filmi izleyip ayy harika bir film diycekler ve ben o filmden hiçbişi anlamadıklarını anlıycam eminim ki...hava güneşli olabilir ama hava herkes için güneşli olmayabilir..javier bardem ise gün gibi açmıştır içimde..
Şöyle bir diyalog geçer;
Amador- Önemli olan tanrıya inanıp inanmadığın değil, tanrının sana inanıp inanmadığı. Bana inanmıyor, bu belli, Santa'ya da inanmıyor, Jose'ye biraz inanıyor olabilir.
İşleri elinden alınan tersane işçilerinin hikayesidir. İşçi sınıfı siyam ikizlerine benzetilir, göbekten bağlıdır sınıf da birbirine, biri düşerse hepsi düşer. Toplumcu gerçekçiliği damarlarımda hissettim, uyuşmadım. Silkelendim! Budur, dedim.
izlediğim ve belki de izleyeceğim en toplumcu gerçekçi, en hüzünlü, en komik, en iyi oyunculara sahip film. bana javier bardem'i mar adentro'dan önce luis tosar'ı da te doy mis ojos'tan önce tanıtmıştır sağolsun. her daim oturur izlerim. rus kozmonotun anlattığı fıkrayı buraya yazarsam spoil olmaz dimi?
iki eski politbüro üyesi yolda karşılaşmışlar. kucaklaşma, burunları sürtme faslı bittikten sonra biri değerine usulca yakınmış:
-görüyor musun yoldaş. sosyalizm için söylenen herşey yalanmış.
öteki onaylamış:
- yoldaş daha kötüsüde kapitalizm için söylenen herşey doğruymuş.
www.imdb.com
javier bardem'in basrolunde kendini gosterdigi film. before night falls da bir baska bu filmde bir baska mar adentro da bir baska. sonuc olarak cok sosyomot bir film.