"İnsan ruhunun geni yoktur..."
Danny De Vito’ nun maalesef artık olmayan yapım şirketi Jersey Films’in ve Andrew Niccol’ ün harika, ama pek de keşfedilememiş ilk filmi...
Gattaca bir distopya filmi, pek de uzak olmayan bir gelecekte geçiyor ama film boyunca bu gelecek tam olarak hangi zaman, pek de bir ipucu vermiyor. Bu gelecekte, doğal olmayan yollardan çok daha prestijli,üstün ve güçlü insanların yaratılabilmesi için varolan gen mühendisliğinin de ulaştığı inanılmaz boyutlar sayesinde çok daha iyi bedenler ve yaşamlara sahip olan, veya olmayı isteyip de bunun için hemen her yola başvurabilecek insanların hikayesi...
Genetik mucizeler sayesinde böyle bir nesil yaratılmakta, doğa kanunlarına göre dünyaya gelenler ise o kadar da şanslı olamamakta, bir nevi ikinci sınıf insan muamelesi görmekteler. İşte filmin başkahramanı Vincent da şanslı olamayan onlardan biri...
Vincent’ ın gözü yükseklerde çünkü, astronot olmak ve Gattaca isimli şirket sayesinde uzaya gitmek istiyor..Ama bu başta pek de mümükün gibi gözükmemekte. Ve Vincent da kendi şansını yaratabilmek için de birtakım yollara başvuruyor, felçli bir sporcu ile anlaşarak (Jude Law) onun parmak izi, kan ve idrar örnekleri gibi genetik verilerle kendine yepyeni bir kimlik yaratmak gibi. Ve sonra olaylar gelişir..şeklinde özetleyebileceğim Gattaca özellikle görselliğiyle büyülüyor; film için yaratılan fütüristik mekanlar, tasarlanan otomobiller ve diğer retro tasarımlar da, bu büyüleyici görselliği arttıtran unsurlardan..
Tabii büyüleyen sadece bunlar değil, konunun ilginçliği, yani çok da uzak olmayan gelecekte kurulacak yeni evrenlerde genetik bilimine başvurulduğu takdirde süper insan ve ikinci sınıf insan kavramları gerçekleşebilir mi, eğer gerçekleşirse bizi neler beklemekte sorusuna en azından cesurca bakabilen bir yapım Gattaca. Ayrıca detaydan genele inen jeneriği, biraz buruk ama geleceğe dair umut veren finaliyle tutarlılığını sonuna dek korumayı başaran filmin müzikleri de esgeçilemeyecek bir diğer unsur ve Michael Nyman imzasını taşıyor...
Müzik, harika görüntüler, oyunculuklar, senaryo (özellikle başkarakter Vincent’ ın ağzından dökülen hemen tüm replikler...) ve yönetimle buluşuyor; ortaya Gattaca gibi gerçekten de keşfetmeye değer bir ilk film çıkıyor. Ayrıca filmin yapımcılarından biri de Danny De Vito...
Filmi ilginç kılan bir diğer detay da Ethan Hawke ve Uma Thurman’ ın bu filmin setinde tanışmış olmaları. Şimdi ayrılmış olan Hawke ve Thurman’ ı bir çift olarak ve gerçekten iyi oyunculuklarıyla izleyebildiğimiz ilk film de doğal olarak Gattaca..
Gattaca’yı seyrettikten sonra Andrew Niccol’ ü daha da dikkatle izlemeye başladım.. Truman Show’un senaryosunu yazdı, sonra Simone geldi ki, daha iyisi olabilirdi sanki ,söz konusu isim Niccol olunca..
Yakın bir zamanda Terminal’ de adına rastladım ve en son da Nicolas Cage’li Savaş Tanrısı geldi. Bu kadar az işle şimdiden “Auteur yönetmen” olarak adlandırılan Niccol, benim için her zaman Gattaca’yı yaratan isim olarak kalacak,kendisinden en az Gattaca’ yı da geçebilecek kadar iyi işler bekliyorum kendi adıma...