hepimiz gavurz hepimiz izmirliyiz brias calıntı ama olsun
ama sevimliyim
çok yılışıksın
ben de don'çuum acemiyi poğanlamayı unutmuşsun diycektim
sevgiler
olsun ben bugün hepinizi seffiyorum, ama sadece bugün...
müslüman bir istanbullu olarak
gavur izmirlileri kınıyorum
sen niye türban takmıyon, halbüse muhafazakarlık konusunda onlardan farkın yok.
halbüse snn için burdayım ben :)
not : şimdi gördüm de , ilk kez de yapamıyon mu sen ?
ahkam yani... ççanımsın
git burdan sütüpüt
biz izmirliler sevmiyoz seni, atarız şehirden.
acemi , yeni oyuncagınla oyna ççanım...
sana da iş çıkmaz stupid efendi. ikinize de çıkmaz. tayyip efendi halkın geri unsurlarının bi yönünü temsil ederken, diğerini de sen temsil ediyosun.
gavurluk da izmirlilik de ileriyi işaret ediyo, bana çıkar iş, bize çıkar.
Ondan gavur memleketin yönetimini ele geçirmek için kıçını yırtıyon ?
Sana burdan iş çıkmaz Tayyip efendi...
ben gavurum...
vatan sevgisi, ATATÜRKÇÜLÜK, din istismarcılarına isyan gavurluksa, yazın en büyük harflerle:
BEN İZMİRLİYİM
not: eski bir ahkam seçim zamanı yazılmış her daim geçerli tabi :))
dabi dabi başbakanda demişti izmire '' gavur izmir'' diye ama menemendeki nine yapıştırdıydı lafı hemen ''gavur senin anandır''...ehe
memleketime laf yok laaaann
İzmirlilerin burnu hassastır o yüzden ;güzel kokuları ayırt etmeyi bilir.
Arap petrol şeyhinin biri, üniversitede okuması için oğlunu İzmir’e gönderir.
Çocuk ilk dönemler çok başarılı olur ama bir süre sonra notlar düşmeye ve davranışlar değişmeye başlar. İşin kötüsü memleketten çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artık yetmemektedir.
Şeyh oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İzmir’e gönderir. Adam İzmir’e gelince kısa bir araştırma yapar ve öğrenir ki şeyhin okusun diye gönderdiği oğlu okulu bırakmış, kendini bohemliğe vurmuştur.
Adam uzun aramalardan sonra çocuğu Kordon'da bir meyhanede bulur ve seslenir;
-'Ya Seydi, bu ne kepazeliktir? Baban seni merak eder, kalk gidiyoruz Arabistan'a!'
Çocuk;
-'Ayva, Seydi.' der ve devam eder:'Ama önce bir otur da şu manzaraya bir bak...'
Şeyhin adamı 'bunda ne kötülük olabilir ki' diye düşünür ve masaya oturur. Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkadan batan kıpkırmızı güneş körfezi kırmızının tonlarına boyamaktadır.
Manzarayı seyrederken, garsonun getirdiği kavundan bir tane ağza atılır. Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değiliz ya, şu aslan sütü denen meretin de bir tadına bakalım derken ipler kopar. O saatten sonrası ise hiç mi hiç hatırlanmaz.
Akşam körfez tarafından ayartılan adam, sabah yorgun ve akşamdan kalma olduğu anlaşılan bir sesle şeyhine telefonda şunları söyler;
- 'Ya Şeyhim, veled mazbut, velâkin memleket puşt! Rakı, şarap gâvurluksa, denizi ve karşısında güneşi batarken izlemek gâvurluksa, aşk gâvurluksa, sevdiğinin elini tutarak Kordon'da dolaşmak, özgürlük gâvurluksa ve özgürlüğe düşkün olmak, kimse tarafından kısıtlanmamayı istemek gâvurluksa ben gâvurun önde gideniyim.
Yazın en büyük harflerle !!! BEN İZMİRLİYİM !!!