vizontele filminde altan erkekli'nin "bir yerde yaşamanın ilk koşulu orayı sevmektir" söylemi ne zaman aklıma gelse, aynı anda anımsadığım yer. 18 yılım geçti bu ilginç yerde, suların akmadığı, yol adına hiç bir şeyin olmadığı zamanlarını da gördüm; yazın mis gibi erik kokan, kocaman kirazlar veren, kayısı ağaçlarına daldığımız bahçelerini de.. hem mahalleden hem okuldan çok kral arkadaşlarım oldu, ilk defa burada aşık oldum, ilk içkimi burda içtim.
lakin zamanla çok göç aldı bu gebze. belediyesi yiyordu ama çalışıyordu, oluyordu bir şeyler ama çok çabuk bozuluyordu. bir zamanlar çoğunluğunu aydın, sosyal demokrat insanların oluşturduğu nüfusun yerini göçle birlikte hep cahil cühela yobaz takımı aldı, her çarşamba cübbeli ahmet'in vaazına otobüsler kaldırıldı, ülkü ocağına takılan adamların yürüyüşleri duruşları değişti. kalan aydın insanlar da işte o yukarıda bahsettiğim erik, kiraz ağaçlarının sahibi yaşlı amcalar/teyzeler ve belki onların çocukları.. tabi onları da orada tutan şey kalan o bir kaç güzellik, yoksa onlar da kaçmaya bakıyor artık burdan.
göç almasının nedeni de marmara bölgesinde istanbul'a en yakın sanayi bölgesi olması. yani öyle bir yer düşünün ki iş potansiyeli var ve istanbul anadolu yakasının en uç noktaları olan haydarpaşa veya harem'e tek vasıtayla gidebiliyorsunuz. yani hem istanbuldasınız hem değilsiniz. hal böyle olunca daha bir kirlendi gebze, yollar hep kazıldı, bir yerlerde inşaat hep devam etti, doğalgazın bile çok geç geldiği bu yerde hava kirliliği ve ses kirliliği el ele dolaştılar bütün sokakları.
velhasıl lise bitti, babam emekli oldu biz de kurtulduk oradan. sevindiğim en önemli şey ise burada yaşadığımız süre boyunca benim ve kardeşimin başımızı hiç belaya sokmadan, karakola düşmeden, uyuşturucu v.s şöyle dursun sigaraya bile başlamadan burdan ayrılmamız oldu. artık gitmiyorum da pek, en son bebekliğimden beri arkadaşım olan birinin düğününe gittim, eskiden gözüm bağlıyken bile geçebileceğim yollardan geçemedim, kapanmış, dolanıp durdum çok değişmiş her yer. kalan bir kaç arkadaşım olmasa daha içinden bile geçmem.
tabi eskiden her şeye rağmen seviyordum gebze'yi; çünkü bir yerde yaşayabilmenin en büyük koşulu orayı sevmektir. yaşadığınız yeri severseniz, orası dünyanın en güzel yeridir; ama yaşadığınız yeri sevmezseniz orası dünyanın en güzel yeri değildir.. olur da bir gün yaşamak zorunda kalırsanız orayı sevmeye bakın, en kötü ihtimalle geldiğiniz yerin kıymetini anlamanıza yardımcı olur.
Gençlik Muhalefeti tarafından, Gebze'de 'Krize, İşsizliğe, AKP'ye Ferman Yazıyoruz' bölge mitingi gerçekleştirildi.
‘Kriz Büyüyor Kapitalizm Çöküyor DEVRİM HEMEN ŞİMDİ‘ pankartının taşındığı yürüyüş boyunca, ‘Üreten Biziz Yöneten De Biz Olacağız‘, ‘Söz Yetki Karar İktidar Halka‘, ‘Krizin Yükü Patronlara‘, ‘Parasız Eğitim Parasız Sağlık‘, ‘İsyanımız Başka Bir Dünya İçin‘, ‘Tek Yol Devrim‘, ‘Mahirlerden Özence Selam Olsun Dev-Genç‘e‘ sloganları atıldı.
Mitingde, Gençlik Muhalefeti adına bir konuşma yapan Altuğ Akbaş, AKP iktidarının emekçilerinin alın teriyle üretilmiş değerleri patronlara peşkeş çektiğini, emperyalizme bağımlılığın en ileri örneklerini sergileyerek ülkeyi kriz bataklığına sürüklendiğini ifade ederek, gençlere birleşelim çağrısı yaparak şunları kaydetti, "Gençlik Muhalefeti ülkesine geleceğine kaderine sahip çıkma çağrısını yükseltiyor. Krize, geleceksizleştirmeye, ÖSS‘ye ve düzenin cümle saldırılarına karşı gençliğin öfkesini haykırmak için bir çağrı yapıyoruz. Gençliği sokağa, eşit özgür demokratik bir Türkiye mücadelesine omuz vermeye davet ediyoruz."
Yayaların yolun ortasından yürüdüğü, araçların kendilerini yayalardan sakındığı lanet bir yer.
Havasını soludun, suyunu içtinmi kalırsın orda derler. Çok doğru!