Yoo dostum yooo. O iş öyle değil işte. Bukovski okumadım bilmem, ama Hemingway'le pek alakası yok. En fazla aynı kesinlikte cümleler kullandıkları söylenebilir ya da aynı kesimlerin dertlerini anlattıkları. Mesela Hakan Günday da etkilenmiş kendisinden, ne diyelim şimdi, Kinyas ve Kayra gibi çoluk çocuk tavlama peşinde aforizmalarla dolu bir edebiyat denemesinin sorumlusu mu sayıcaz şimdi? Öyle hareketlere gerek yok hacı. İyidir, kesin ve kesiftir, politik doğruculuk zavallılığının çok uzağındadır, ve benim şimdiye kadar gördüğüm en çıplak sömürge (kolonyal olan) tasvirlerini yapmıştır.
Şii, gençler okuyun bu kitabı bak. Olm ben durduk yere kitap tavsiye etmem, okuyun diyorsam okuyun. Değişik bir şenlik.
"boşuna heveslenmemekte yarar var, insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur. karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. herkesin derdi kendine, dünyanınki de hepimize. insanlar o acılarından kurtulmaya çalışırlar çalışmasına, sevişme sırasında, onu ötekinin sırtına yıkarak.. ama beceremezler tabi ve ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda tüm acılarıyla baş başa kalırlar ve bir daha denerler, bir kez daha acılarını kakalamaya çalışırlar. 'çok güzelsiniz küçük hanım' derler. ne ki yaşam onları yeniden yakalayıverir, aynı küçük numarayı bir kez daha deneyinceye kadar, 'ne de güzelsiniz küçük hanım..' "
sükunet,sessizlik,tapınak,zehir,yatak.
"Cesur ol, Ferdinand, diye yineliyordum kendi kendime, kendime destek çıkmak için, her yerden kapı dışarı edile edile, mutlaka hepsini, o pisliklerin topunu birden o kadar korkutan o numarayı bulacaksın ve o da gecenin sonunda olsa gerek. İşte zaten onlar da bu yüzden gecenin sonuna gitmezler."Voyage Au Bout de la Nuit/Céline-249.syf
kutsal kitabım
doğumgünü çocuğu dördüncü nesil yazar.. gecenin sonuna gittin de ne oldu.. yine sabahlara vardın işte..
kitabı okumaya başladım 100 küsürüncü sayfadayım okumaya devam etsem mi bıraksam mı diye düşünüyorum bu aralar mutluyum da.
hep merak ediyordum alayım bu ay bari!
hayatımda, işte bu dedirten tekk kitap!!!!
kutsal kitap
hakan günday ve tezer özlü bu etiketi yapıştıranlara tavsiye nedenidir.
insan doğasının negatife olan eğilimini sıfıra değdiren adamın romanı
"Yalan söylemek,düzüşmek,ölmek.Başka bir şeye kalkışmak yasaklanmıştı.Hırsla yalan söyleniyordu,düş ötesi,saçmalık ve gülünç ötesi, gazetelerde,afişlerde,havada,karada,denizde.Herkes işin içindeydi. En kuyruklu yalanı kim söyleyecek diye yarışıyorlardı.Kısa süre sonra kentte gerçek diye bir şey kalmadı."
Fransız yazınına ilk defa sokağın dilini taşımış kitaptır. Anarşisttir, yazarı yahudi düşmanı olsa da. İki defa okunması, altı çizilmesi gereken kitaplardandır.
" Her alanda asıl yenilgi unutmaktır, özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak, insanların ne derece hırt olduğunu asla anlayamadan gebermektir. Bizler, mezarın önüne geldiğimizde, boşuna şaklabanlık yapmaya kalkışmamalıyız, öte yandan unutmamalıyız da, tek sözcüğünü bile değiştirmeden her şeyi anlatmalıyız, insanlarda gördüğümüz ne kadar kokuşmuşluk varsa, hepsini, sonra da yerimizi sıradakine bırakıp, uslu uslu inmeliyiz deliğin içine. Tüm bir yaşamı doldurmaya yetecek bir uğraştır bu."
--- Alıntı ----
"Yukarıda bulunduğum yerden, ağzınıza geleni söyleyebilirdiniz onlara. Denedim. Hepsi de midemi bulandırıyordu. Bunları gündüz vakti, yüzlerine karşı, söyleyecek cürete sahip değildim, ama bulunduğum yerdeyken korkmama neden yoktu, onlara “İmdat! İmdat!” diye bağırdım sırf onlarda en ufak bir tepki uyandıracak mı diye merak ettiğim için. Umurlarında bile değildi. Önlerine geceyi gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. Kendi gürültülerinden hiçbir şey duymuyorlardı. Sallamıyorlardı. Üstelik kent ne kadar büyük ve ne kadar yüksekse o kadar çok pişkinliğe vuruyorlardı. Diyorum size. Denedim. Değmez." (4. baskı, s. 237)
--- Alıntı ----
basucu kıtabı
'aşk denilen şey,sonsuzluğun kanişlere indirgenmesidir'
hikaye olarak bir derece de tespitler bakımından harika kitap.