toplam 13 kişi bulundu. 13 adedi gösteriliyor.
| tuttum | naz gul |
| tuttum | bakhus |
| tuttum | 6rinder |
| tuttum | inceayar |
| tuttum | stereotype |
| tuttum | akut ateist |
| tuttum | otto e mezzo |
| tuttum | dipsiz |
| tuttum | bigudi |
| tuttum | karl marximum |
| tuttum | onuraydin |
| tuttum | singularity |
| tuttum | drukpa kunley |
~12 ahkam var.
iki'yim: yakalandım sokakta çırılçıplak
ve giydirildim başkalarının sözleriyle
ah! karanlığa giren görür beyazı ancak
hangisiyim? biliyorum kimin gözleriyle?
ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi
yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi
geçiyorum sokağı fenerle konuşarak
hem yaşamın imidir hem ölümün her fener.
Siyahın gezginiyim: Her gün daha derine
Yanar akşamla caddede vebalı lambalar,
Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine;
Redingotlarıyla mumya gibi otururlar
İş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman.
-Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman-
Demek isterim, alımlı kadının birine.
Çünkü kanar "bir mezarda bırakılan aşklar":
Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben,
Avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklar
O arayış: Kara güneş içimdeydi zaten.
Gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna:
Ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna,
Korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar.
Adoniram! Hançerle sınandı ustalığın
Ve açıldı gül gibi Toht Kitabı'ndaki giz:
Herkes iki'dir. Ben kimin öteki adıyım?
Söyle: Bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz.
"İçimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar"
Ve "akıl ürünleri delilikten de çıkar"
Kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın.
Melek gülümsemiyor artık Öteki Anam,
Çekil! Çünkü "siyah ve beyaz olacak gece."
Ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam
Sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine?
Onulmazım. Çağcıl kentin yabanıl yitiği.
Tek giysim vebalı ışıklarla melankoli,
Bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan.
İki'yim: Yakalandım sokakta çırılçıplak
Ve giydirildim başkalarının sözleriyle.
Ah! Karanlığa giren görür beyazı ancak,
Hangisiyim? Biliyorum kimin gözleriyle?
Ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi
Yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi,
Geçiyorum sokağı fenerle konuşarak
Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener
tanrı öldü. Cennet bomboş - Ağlayın çocuklar, artık babanız yok.
Düşlerimiz ikinci yaşamımızdır. 12 Ağustos 2007
Bilgi ağacı yaşam ağacı değildir! Ruhumuzun güzelliklerini dışarı vurabilir miyiz? Veya şeytan ile yoğrulmuş bir çok eğitimli nesilleri? Cehalet öğrenilemez.
Dinsiz miyim? On yedisine sahibim!
Bu gece beni bekleme, çünkü gece siyah ve beyaz olacak.
Şiirlerim açıklandıklarında büyülerini yitirirler. Açıklama diye bir şey mümkünse tabii!
Hayatımı bir roman gibi yaşamayı seviyorum.
Kadını güle benzeten ilk kişi dahiydi, ikincisi de embesil.
Bir hava bilirim, dünyalara değişmem:
Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun.
Çok eski bir hava, ağır, hazin, muhteşem;
Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun!
Ne zaman o havayı dinliyecek olsam
Ruhum gençleşiverir birden iki asır.
Onüçüncü Louis devridir, vakit akşam!
Batan günle sararmış bir yamaç uzanır.
Camları kızıla çalan renklerle yanar,
Kiremitten bir şato, köşeleri taştan.
Etrafı çepçevre bağlar, bahçeler, parklar;
Bir dere akıyor çiçekler arasından.
Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede;
Eskidir geçmiş zaman esvapları eski.
Görmüşlüğüm var bu kadın, ama nerde?
Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki!
Garibim,yaslıyım, yok derdime çare bulan,
Kalesi elden gitmiş Aquitaine'li beyim ben:
Bir tek yıldızım söndü, darmadağın sazımdan
Karasevda'nın kara güneşidir akseden.
O mezar gecesinden, ey tesellim bir zaman,
Pausilippe'i, İtalyan denizini ver geri,
Ve o çiçeği, dertli gönlüme merhem olan,
Çardakta asmalarla sarmaş dolaş gülleri.
Phoibos, Amor muyum?... Lusignan mı, Biron mu?
Kraliçenin öptüğü alnım hâlâ kırmızı;
Mestolmuşum mağarada yüzüyorken su kızı...
İki kere muzaffer, aşmışım Acheron'u:
Orphée gibi duyurmuş sazımın her kirişi
Kâh bir peri çığlığı, kâh bir kız iç çekişi.
kendini sokak lambasına asar şizofrenmiydi neydi bir kadını meryem ana sanıyordu
Kadını güle benzeten ilk kişi dahiydi, ikincisi de embesil
Fransız yazar-şair. kendisini daha çok düzyazar olarak tanımlardı şairdense. onu önemli kılan şey ise Sylvie romanıyla romantik şaheser olmasının yansıra Aurelia- rüya ve yaşam kitabıyla sürrealizmin ve süpernaturalizmin babası sayılmasıdır. Aurelianın henüz girişinde sürrealizmin tanımını yapmıştır adeta. ancak tüm bunların dışında onu ölümsüz kılan, pek çok yazarı (bunların başında Proust gelir) ve şairi derinden etkileyen, opera sanatçısı olan Jenny Colon' a duyduğu aşktır. 27 yaşında başlayan bu aşk tam 22 yıl sürmüştür ve üstelik son 12 yılında kadın ölüdür. bu aşk neticesi nerval theomanie ( mistik ve mitolojik özellikler gösteren bir tür şizofreni) olur. ömrünün sonuna kadar da arada bir çıktıgı hastanelere hep geri döner. kısmen iyileştiği bu dönemlerden birinde Auerila' yı yazar. kitap Nerval' in aşkı ve kendi gerçekliğiyle ilgilidir. aslında "mümkünsüz roman"ın bir taslağı niteliğindedir bu yüzden ham halinde, ince bir kitaptır. hastalanması netice itibariyle fazlaca bir eser bırakmamasına neden olmuştur, gene de bıraktıkları ve yaşamı pek çok kişiyi etkilemiştir. edebiyatcı arkadaşlarının ısrarıyla hastaneden çıkar ve soğuk bir günde bir sokak lambasına kravatıyla asılmış olarak bulunur. Aşkını unutmak çabasıyla çıktıgı uzun yolculuklardan birinde İstanbul'a da uğramıştır ve bu geziden "ramazan geceleri" isimli bir kitap çıkmıştır. İstanbul'a geliş nedeni olarak masonik bir görev oldugu da söylenmektedir.Aurelia ve Sylvie, Cumhuriyet Kitaplarından Erdoğan Alkan çevirisiyle tedarik edilebilir ve edilmelidir.