aslında hiç bir zaman tam olarak tanımı yapılamayacak kadar karmaşık olan kavramdır çünkü gerilla diye tanımlanan tüm güçler aynı zamanda birileri tarafından terörist olarak adlandırılmaktadır...
gerilla ve terörist arasındaki ince cizgiyi belirlemek bir çok ülkenin hesabına gelmediği için hala tam olarak uluslarası hukukta bu kelimenin tanımı yapılamamıştır.
örneğin
eta, ira, elfetih, halkın mücahitleri, müslüman kardeşler, el kaide, taliban, pkk, tamil, pejak, tmt ve buna benzer bir çok örgüt kimilerine göre terörist guruplardır ama kimileri tarafından da gerilla yada halk kurtuluş örgütleri olarak kabul edilmektedir...
Karda-kışta,kıyamette,ihtilalci ilkbaharda,sıcak yazda,hüzünlü güzde,dağların yüce doruklarında,doğanın,sevdanın,kavganın dilini öğreniyor,şiir gibi yaşıyor,şiir gibi savaşıyor, ve öyle yazıyor şiirini gerilla.
Ülkenin,bölgenin,dünyanın,halkının ve insanlığın yükünü omuzlarında taşıyor,onların kurtuluşunu düşlüyor.Örsle çekicin,çarkla çıkrığın,terin ve özgürlüğün türküsünü söylüyor.Suyun,rüzgarın ve kuşların sesini dinliyor.Aşkın,arkadaşlığın,dostluğun,dayanışmanın,paylaşmanın kıvandırıcı ortamında yunup arınıyor.Sonsuz özverinin,sevginin,bağlılığın,ruhu özgürleşmiş örnek insanı oluyor.
Bu nitelikleriyle,özlemini çektiğimiz gül ve ekmeğin güvencesi,umudun ışkını,direnişin,devrimci yaşamın,ve kutsal emeğin yarattığı yetkin güzelliğin ışıklı simgesi olarak şavkıyor.Savaşın kartalı olarak yalçın kayalara,barışın güvercini olarak zeytin dalına konuyor.
Tarifi nerdeyse olanaksız,ancak yaşandığında ortaya çıkabilen,canlı,yoğun ve zengin duyguların,düşüncelerin,düşlerin sarmalında yaşayan gerilla;bu yüzden son derecede çarpıcı,sarsıcı,derinden etkileyici,özgün,müthiş şiirler dokuyor gönül tezgahında.Kalemi silahla kucaklaştırmak,ışıktan ve aşktan şiir süzmek budur işte.
Sırça saraylarda yaşayanların,tuzu kuruların,kavga ve sevda kaçaklarının yazdıkları sığ,yapay,yaşamımızda karşılığı olmayan işlevsiz şiire asla benzemez gerillanın şiiri.O,dipten gelen dalganın,müthiş uğultularla denize doğru gürül gürül akan yeraltı nehrinin sesidir.Çağdaş ve çoğul halk türküsüdür.Dilden dile ulaşır,kulaklarda çınlar,içe işleyen sis çanının sesi gibi gönüllerde yankılanır.Bir isyan narasında,bir zılgıtta,bir çığlıkta duyulur.
Gök çatlayıp yer yarıldığında balkıyan şimşekte,denizler çalkanıp durulduğunda mavi bir ürpertide,kahırlı karınca katarlarının kararlı yürüyüşünde,yüksek uçan turnaların kanat çırpışında,sarışın başakların uyumlu dansında,çılgın açan badem çiçeğinin uyanışında,seher yeliyle ırgalanan selvinin salınışında,işçinin terini silişinde,bebeğin gülüşünde duyumsanır.
Bu terime inanılmaz saygı duyuyorum, belki onları bu olaya iten zorluklardan dolayı, belki sevdalardan, belki bilerek ölümlerinden...
Ben de öyle veya böyle onlardan biri olacağım, kardeşlerim bilir ki olmassam bu hazır düzenden çıkmaya korkaklığımdandır.
Delice olduğunu düşünmeyin bence, bu bi gençlik ateşi sadece belki ama en azından sönmemesi gerektiğini düşünüyorum...
Saygılar efenim...