hep geç kaldık
ne zaman erken çıksak yola
yolculuklar nankördü hiç bilmedik
hep erkendi ne zaman varsak ölüme
en uzun ömür üç günde geldi geçti
sonra baktım gözlerin ıslak
ateş önce kendini yakar
içim dışım ateş oldu
sen ne uzak hayat ne uzak
hadi gül ne kaldı ağlayacak
bitirdik hepsini
ne olur
hep geç kaldık
ne zaman erken çıksak yola
yolculuklar nankördü hiç bilmedik
hep erkendi ne zaman varsak ölüme
en uzun ömür üç günde geldi geçti
sonra baktım gözlerin ıslak
zaman önce kendini geçer
aylar yıllar beni geçti
sen ne uzak hayat ne uzak
hadi gül ne kaldı ağlayacak
bitirdik hepsini
ne olur
ağlanacak ne varsa, olabilecek kötü, başarısız, üzücü, hayal kırıklığı, sinir, kırgınlık varsa hepsini ilişkide yaşanıp da artık ilişkiyi bitirdikten sonra söylenebilecek tek şeyi söyler: hadi gül. bütün o kırgınlık, kötücül, başarısız sürmüş ve bitmiş ilişkiden sonra geriye onlara duyulmuş olan sinir ve zaman kaybından öte, göze sadece güzel şeyler gelir. sadece iyi olan şeyler hatırlanır. bunların sebepleri, bunlar yaşanırken girilmiş olan ruh hali değil de sadece mutlu olduğu an hatırlanır. burada da beni o mutlu etmişti diye düşünüldüğünden özlem duyulan da o sanılır. aksine, özlem duyulan şey aslında mutlu olunan zamanlardır. bunu o' na anlam yükleyerek yapmaya devam edildikçe bu şarkı daha da anlamlı gelmeye başlar.