"Hakikatin her zaman tek bir çizgisi, tek bir yolu vardır ve o yüzden hakikat elverişsiz konumdadır"
demiş Robert Musil. Ben de naçizane katılırım kendisine fakat elverişsiz olması hakikatten sapmalar yaşayabileceğime buna rağmen hakikatin beni dışlamayacağına delalet eder. Yoksa üzeri otlarla örtülmüş artık kullamılmayan bir patika değildir, tersine başlangıcı insanda sonsuz sakinlik uyandıran bir şosedir.
Sırrı Hak-i-Kat kapısı;
Alevi-bektaşi ezoterizminin yapılanmasında en son kapı. Sırasıyla Şeriat, Tarikat ve Marifet kapılarından sonra gelir.
Şeriat'ta Allah'ın Aslanı olan Ali,
Tarikat'ta Şah-ı Merdan olur.
Marifette Büyücü olan Ali,
Hak-i-Kat'te Allah'tır.
Aman diyeyim "bilgeliğin dudakları anlamayan kulaklara kapalıdır."
Sakın ola ki bu son söz müşriklikle karıştırılmasın.Zira Hak-i-Kat'te Ali yok olur, sadece Allah kalır.
Ah Hak Katı ah...
"Yalnızca hakikati aramayan, uğraş vermeyen, bir sonuca ulaşmayan kişi hakikati bilebilir. Zihnin kendisi bir sonuçtur, ve ne üretirse üretsin, ürettiği yine de bir sonuç olacaktır. Ama 'olan'dan hoşnutluk duyan kişi hakikati bilebilir. Hoşnutluk kurulu düzeni yeterli bulmak, herşeyi olduğu gibi kabullenmek değildir -- hoşnutluk böyle birşey değildir. Bir olguyu hakikaten görmek ve ondan özgür olmakta hoşnutluk vardır ve bu erdemdir. Hakikat sürekli değildir, sonsuza dek kalacağı bir yere sahip değildir, ancak andan ana görülebilir. Hakikat her zaman yenidir, bu nedenle zamansızdır. Dünkü hakikat bugünkü hakikat değildir, bugünkü hakikat de yarınki hakikat değildir. Hakikatin sürekliliği yoktur. Hakikat dediği bir deneyimi sürekli kılmaya çalışan, zihnin kendisidir. Hakikat her zaman yenidir; bu aynı gülümseyişi gördüğünüz halde onu yepyeni bir biçimde görmektir, aynı insanı gördüğünüz halde onu yepyeni bir biçimde görmektir, rüzgarda salllanan ağaçları, yaşamı yepyeni biçimde karşılamaktır."
Krishnamurti, Bombay - 12 Mart 1950