toplam 146 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | milena labirenti |
| tuttum | GregorSamsam |
| tuttum | lempetie |
| tuttum | nayzen |
| tuttum | southparkk |
| tuttum | mustbethink |
| tuttum | aytutkunu |
| tuttum | afillinick |
| tuttum | kelimetaciri |
| tuttum | semuf |
| tuttum | Evolet |
| tuttum | boyutlu degisken |
| tuttum | 6rinder |
| tuttum | narbondel |
| tuttum | qevan |
| tuttum | hAaLeLUujah |
| tuttum | akliselimadam |
| tuttum | Drowning Man |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | dinamik tekli |
~86 ahkam var. 1 2 3 ... 5 önceki sayfa »
Nasıl delirdiğimi soruyorsun. Şöyle oldu: Tanrıların çoğu daha doğmadan çok uzun zaman önce bir gün, derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin- kendi yaptığım ve yedi hayatta taktığım maskelerin- çalınmış olduğunu gördüm, kalabalık sokaklarda, "Hırsızlar, hırsızlar, Tanrı'nın cezası hırsızlar,"diye bağırarak koştum.
Erkeklerle kadınlar bana güldü ve bazıları korkup evlerine kaçtı.
Ve pazar yerine vardığım zaman bir genç bir çatıda dikilip, "O bir deli," diye haykırdı. Onu görmek için yukarıya baktım; güneş çıplak yüzümü ilk defa öptü. İlk defa için güneş çıplak yüzümü öptü ve ruhum güneşe karşı sevgiyle tutuştu ve bir daha maskelerimi aramadım. Ve kendimden geçercesine haykırdım, "Şükürler olsun, maskelerimi çalan hırsızlara şükürler olsun."
İşte böyle delirdim.
Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.
Fakat güvenliğimle çok kibirlenmeyeceğim. Zindandaki bir hırsız bile başka bir hırsızdan güvendedir.
Günler ve geceler bahşedilmeye değer bulunmuş olan, sizin vereceklerinizi almaya da layıktır kuşkusuz.
Ve hayat ummanından içmeyi hak etmiş olan, sizin küçük derenizden tasını doldurmayı da hak eder.
sahip olduklarinizdan verdiginizde
çok az sey vermis olursunuz .
gerçek veris, kendinizden vermektir.
çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi? ..
guzel yahu ..
Ve diyorum ki: Hayat gerçekten karanlıktır istek olmadıkça
Ve tüm istekler kördür irfan olmadıkça
Ve tüm irfan boşunadır, bir işin meşgalen olmadıkça
Ve tüm uğraşlar boşunadır aşk olmadıkça
Eğer aşk ile çalışırsanız bağlanırsınız birbirinize ve Tanrıya..
Aşk ile çalışmak nedir mi diyorsunuz?
Kumaşı, yüreğinizden çekilmiş iplikle dokumaktır; sevgiliniz giyecekmiş gibi!
Okçunun önünde kıvançla eğilin..Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar..Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.. / Halil Cibran..
KANUNLAR
Gerçi siz kanunlar koymaktan hoşlanırsınız .
Ama koyduğunuz kanunları çiğnemekten daha çok hoşlanırsınız .
Tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan kaleler yapan sonra da bir vuruşta gülerek yıkıveren çocuklar gibi.
Oysa sizler kumdan kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır.
Ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir.
Ama, kendileri için hayatın okyanus ve kul yapısı kanunların da kum kaleler değil,
Ama, hayatın kaya ve kanunların da bu kayanın üzerine kendi beğenilerini işleyebilecekleri birer keski olduğunu kabul edenlere ne demeli ?
Rakkaselerden nefret eden topala ne denir ki?
Boynuna vurulmuş boyunduruğu seven ve ormanda gönlünce yaşayan geyiği ve ceylanı serseri sanan öküze ne denir ki ?
Ve dügün şölenine herkesten önce gelip tıkabasa karnını doyuran, sonra da yorgun düşüp, başkalarına tüm şölenlerin aykırılık ve tüm şölencilerin de kanun bozucu olduklarını söyleyene ne denir ki ?
Bu gibi kimselerin güneş ışığında durdukları, sırtlarını güneşe dönmüş olduklarını söylemekten başka ne diyebilirim ki ?
Bu gibi kimseler salt kendi gölgelerini görmektedirler ve kendi gölgeleri de kendi koydukları kanunlardır .
Ve onlar için güneş, kendilerine gölge dağıtan bir kaynaktan başka bir şey değil de nedir ki ?
Bu gibi kimseler için kanunları bilebilmek demek, yeryüzüne serilmiş olan gölgelerine eğilip, onları ölçmek değil de nedir ?
Ama ey güneşin ışınlarına karşı ilerleyen sizler, yeryüzünde hangi tasarım gölge sizleri yolunuzdan alıkoyabilir ?
Sizler ki rüzgarı arkanıza almış ilerlemektesiniz, hangi rüzgar gülü sizin yönünüzü çizebilir ki ?
Sizler insanlığın zindan kapısı önünde boyunlarınıza vurulmuş olan boyundurukları kırsanız, hangi kul yapısı kanun sizi engelleyebilir ki ?
Raksederken ayaklarınıza insanlığın demir zincirleri çarpmıyorsa, hangi kanun sizleri korkutabilir ki ?
Sizlerin giysilerinizi paralayıp da insanlığın yolu üzerine atmadıkça, kim sizi yargıçların önüne sürükleyebilir ki ?
Ey halkım, davulun sesini boğabilir, gitarın tellerini gevşetebilirsiniz, ama hangi biriniz çıkıp da tarla kuşunu ötmekten alıkoyabilir ki ?
Halil CİBRAN
hiç kuşkusuz
tuzda garip kutsal bir şey var.
hem gözyaşlarımızda var
hem de denizde.
olmuştur...tamamlanmıştır...evrimini tamamlamış bir erkektir...bir söz söyler herşeyi tanımlar...bazen herşey onun bir cümlesine verebileceğimiz tanımdır...
if you reveal your secrets to the wind, you should not blame the wind for revealing them to the trees
Siz Tanri'nin sessiz belleginde bile beraber olacaksiniz.
Fakat birlikteliginizde belli bosluklar birakin.
Ve izin verin, cennetlerin rüzgarlari aranizda dans edebilsin...
BIRAK DELİLİĞİMLE BAŞBAŞA KALAYIM..
dostum, göründüğüm gibi değilim.
gördüğün sadece giydiğim bir elbisedir.
senin sorgularından beni,benim kayıtsızlığımdan seni koruyan,özenle örülmüş bir elbise...
benim içimdeki 'ben'dostum,
sessizlik içinde oturur,
sonsuzluğa dek kalacak orada,
doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı,ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim;
çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin
dile getirilmesinden,
yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden
başka bir şey değildir.
'rüzgar doğuya esiyor' dediğin zaman
'evet, doğuya esiyor' derim;
çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil,
deniz üzerinden dolaştığını bilesin istemem.
bırak denizimle baş başa kalayım.
senin için gündüz olduğu zaman dostum,
benim için gecedir.
böyle olsa da beni yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini,
vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım;
çünkü sen karanlığımın türkülerini duyabilir,
nede yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin.
görmemenden, duymamandan hoşnutum ben.
bırak gecemle baş başa kalayım..
sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim.
o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumun ötesinden seslenirsin'arkadaşım, yoldaşım'.
bende sana seslenirim,'yoldaşım, arkadaşım'.
çünkü cehennemimi görmeni istemem.
alevler görüşünü yakacak,
duman burnuna dolacaktır.
senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi..(seni..)
bırak, cehennemimle baş başa kalayım..
sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin;
bende sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde
ve iyi olduğunu söylerim;
ama içimden senin sevgine gülerim.
genede gülüşümü görsün istemem.
bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım..
dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın;
hayır sen eksiksizsin...
bende seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum.
oysa ben deliyim ama gizliyorum deliliğimi.
bırak deliliğimle baş başa kalayım..
dostum sen benım dostum değilsin,
ama ben bunu sana nasıl anlatacağım ?
benim yolum senin yolun değil,
genede birlikte yürüyoruz el ele...
Halil Cibran
Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız.
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun
ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda..
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın.
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi.
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin.
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın.
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte,
ama ikinizin de birer yalnız olduğunu unutmayın.
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır.
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
çünkü ancak hayatın elidir yüreklerinizi saklayacak olan.
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez...
gözlerindeki öfkeli bakışlarını
dudaklarındaki tebessüm yamasıyla
örtmeye çabalayan kimse
ne kadar da budala!
"biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz"
amerikada yaklaşık onbeşmilyon satmış adamdır kendisi, okumak var ama idrak etmek yok haliyle herkeslerde.
Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak...
Derler ki, çakal da, köstebek de
aslanın susuzluğunu giderdiği
aynı ırmaktan su içer.