1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

hasan hüseyin beni tanımlar diyenler

toplam 15 kişi bulundu. 15 adedi gösteriliyor.

hasan hüseyin hakkında hasan hüseyin

~12 ahkam var.

    Babamın en etkilendiği şairler arasındadır.Temmuz şiiri apayrıdır..Bu nedenle kardeşimin ismine de vesile olmuştur.Herkes sorar neden 'temmuz' diye...

    Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz

    bir oğlum olacak adı temmuz
    uykusuz
    korkusuz
    beter mi beter
    ben beynimi satarak yaşıyorum
    o benden proleter

    bir oğlum olacak adı temmuz
    karataşın göbeğinde aşk
    karataşın göbeğinde barış
    karataş çatladı çatlayacak
    bende bitmeyen kavga
    onda yeniden başlayacak

    bir oğlum olacak adı temmuz
    öfkede benden fırtına
    sevgide deniz
    ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
    ne kutupşafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
    temmuz gibi sıcak ve bereketli
    temmuz gibi uçsuzbucaksız

    bir oğlum olacak adı temmuz
    dilinde en güzel sesi türkçemin
    kulağı en yiğit şarkılarla delik
    korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı
    vivaldi'yi dinler gibi okuyup anlayacak
    ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şaftalisine
    ay'dan kendi sesini dinleyecek
    vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle

    ben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığın
    iri bir çizme gibi balkanlar'a basarken faşizm
    dağlarda silah atmayı sevdim
    ben ki silah taşıdım gizli gizli
    dünyanın bütün devrimlerine
    boşuna dönmüyor bu rotatifler
    boşuna bağırmıyor bu kara
    boşuna dinlemiyor bu korku kapımızı
    anamın aksütü gibi biliyorum ki
    doyumsuz günlere doğacak temmuz
    doyumsuz günler görecek
    hani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
    hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
    beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
    ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
    ama mutlaka

    karataşın göbeğinde aşk
    karataşın göbeğinde barış
    karataş çatladı çatlayacak
    ben direndim yorulmadım
    o yorulup yıkılmayacak !

    muammayim   19 Eylül 2007 14:51   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    remziyi gördüm bu sabah
    yanağında diyarbekir gülü

    dikran   21 Kasım 2006 09:57   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bir oğlum olacak adı temmuzzzzzzzzzzzz

    dikran   21 Kasım 2006 09:55   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    HAZIRANDA OLMEK ZOR

    Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
    Yarali bir sahin olmus yuregim
    Uy anam anam , Haziranda olmek zor
    Calismisim onbes saat
    Tukenmisim onbes saat
    Yorulmusum , acikmisim,uykusamisim
    Anama sovmus patron
    Sikmisim dislerimi
    Islikla soylemisim umutlarimi
    Sicak bir ev ozlemisim
    Sicak bir yemek
    Sicacik bir yatakta unutturan opucukler
    Cikmisim bir dalgadan, vurmusum sokaklara
    Sokakta tank paleti
    Sokakta duduk sesi
    Sari sari yapraklarla dallarda
    Insan iskeletleri

    Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
    'Uyarina gelirse tepemde bir de cinar' demistin yillar once
    Demek ki on yil sonra
    Demek ki sabah sabah
    Demek ki manda gozu
    Demek ki Sile bezi
    Bir de memedin yuzu
    Bir de saman sarisi
    Bir de ozlem kirmizisi
    Demek ki goctu usta
    Kaldi yurek sizisi
    Yillar var ter icinde tasidim ben bu yuku
    Biraktim acinin alkislarina
    Uc Haziran altmisucu
    Bir kirmizi gul dali egilmis ustune
    Bir kirmizi gul dali simdi uzakta
    Oksar yanan alnini Nazim Ustanin
    Bir kirmizi gul dali egilmis ustune
    Bir kirmizi gul dali simdi uzakta
    Yatiyor oralarda
    Bir eski gomutlukte
    Yatiyor usta

    Gece leylak ve tomurcuk kokuyor

    Gecsem de golgesinden tankalrin tomsonlarin
    Suramda bir kus otuyor.
    Haziran da olmek zor......

    Hasan Huseyin

    mavizaman   07 Kasım 2006 17:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Haziranda Ölmek Zor

    (orhan kemal'in güzel anısına)

    işten çıktım
    sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sokakta tomson sokağa çıkmak yasak

    sokaktayım
    gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüreğim
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    havada tüy
    havada kuş
    havada kuş soluğu kokusu
    hava leylâk ve tomurcuk kokuyor
    ne anlar acılardan/güzel haziran
    ne anlar güzel bahar!
    kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur

    çalışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
    anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede
    sıkmışım dişlerimi
    ıslıkla söylemişim umutlarımı susarak söylemişim
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
    çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla birlikte sanki dallarda insan iskeletleri

    asacaklar aydemir'i
    asacaklar gürcan'ı belki başkalarını
    pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
    dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi

    asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara?
    yolunmuş yaprakları
    kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç
    hani rüzgâr
    hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

    asılmak sorun değil asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun!

    sevdim gelin morunu
    sevdim şiir morunu
    moru sevdim tomurcukta
    moru sevdim memede ve öptüğüm dudakta
    ama sevmedim, hayır
    iğrendim insanoğlunun yağlı ipte sallanan morluğundan!

    neden böyle acılıyım
    neden böyle ağrılı
    neden niçin bu sokaklar böyle boş
    niçin neden bu evler böyle dolu?
    sokaklarla solur evler
    sokaklarla atar nabzı kentlerin
    sokaksız kent
    kentsiz ülke
    kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

    işten çıktım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    karanlıkta akan bir su gibi vurdum kendimi caddelere
    hava leylâk ve tomurcuk kokusu
    havada köryoluna
    havada suçsuz günahsız gitme korkusu
    ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun
    oh desem tutuşacak soluğum

    asmak neyi kurtarır öldürmek neyi
    yaşatmaktır önemlisi güzel yaşatmak
    abeceden geçirmek kıracın çekirgesini ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

    ah yavrum
    ah güzelim
    canım benim / sevdiceğim bitanem
    kısa sürdü bu yolculuk n'eylersin ki sonu yok!
    gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    nerdeyim ben
    nerdeyim ben nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz siz kimsiniz?
    ne söyler bu radyolar
    gazeteler ne yazar
    kim ölmüş uzaklarda göçen kim dünyamızdan?

    asmak neyi kurtarır öldürmek neyi?
    yolunmuş yaprakları ve kırılmış dallarıyla bir ağaç söyler hangi güzelliği?

    kökü burda yüreğimde
    yaprakları uzaklarda bir çınar
    ıslık çala çala göçtü bir çınar göçtü memet diye diye şafak vakti bir çınar silkeledi kuşlarını güneşlerini:
    «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet, memet!»

    gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
    üstümbaşım elim yüzüm gazete
    vurmuşum sokaklara
    vurmuşum karanlığa uy anam anam haziranda ölmek zor!

    bu acılar
    bu ağrılar bu yürek
    neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
    bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
    bu geceler niçin böyle insansız
    bu insanlar niçin böyle yarınsız
    bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

    kim bu korku kim bu umut
    ne adına kim için?

    «uyarına gelirse tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki «manda gönü»
    demek ki «şile bezi»
    demek ki «yeşil biber»
    bir de memet'in yüzü
    bir de güzel istanbul
    bir de «saman sarısı»
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı geride kalanlara

    nerdeyim ben nerdeyim?
    kimsiniz siz kimsiniz?

    yıllar var ki ter içinde taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına 3 haziran '63'ü

    bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
    bir kırmızı gül dalı iğilmiş üzerine
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte yatıyor usta
    bir kırmızı gül dalı iğilmiş üzerine
    okşar yanan alnını
    bir kırmızı gül dalı nâzım ustanın

    gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
    bir basın işçisiyim
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir çalıkuşu ötüyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    El Fuser   06 Kasım 2006 16:49   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    moda fotoğrafçısıdır.ppr'ın kurucularındandır.

    brainac   06 Kasım 2006 16:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de

    pilaki   02 Kasım 2006 15:17   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    'ni unutmak olmaz :

    bütün oyunlar bitti –bir sen kaldın yalnızlığımda
    bir başka dünyadayım artık, beni çocuklar bile anlıyor
    yıktım boğaları bir bir-bana gül atma yıkıldım
    ne yapsam nasıl etsem nasıl boğsam öz çocuğumu
    git- ona git- çek gözlerini- ben yorgunum yokluğuna
    bilsen ne güzel yokluğuna
    parmaklarımda o hiç kurtulamadığım acı uğultu
    yokladım kapıları tek tek dönüp ülkene düştüm
    bilsen ne güzel düştüm
    tatlı bir kıpırtının ötesindesin
    çocuksu korkularını giyiniyorsun
    yaralı bir temmuz ikindisisin
    hırçın sularıma iğilmiş

    ben akşam delisiyim –çok yönlü duraklarda hızlıca sular
    bütün müzikler susar-renkler ölür-bir sen kalırsın yalnızlığımda
    çevreler göçer-yüzler eskir- bir sen kalırsın yalnızlığımda
    mahpusların ilk gün şaşkınlığı bu benim senden yıkılmışlığım
    bilsen ne güzel yıkılmışlığım
    git- ona git –çek gözlerini- ben yorgunum yokluğuna
    bu benim en güzel yenilmişliğim
    bilsen ne güzel yenilmişliğim
    sana sesler getirsem tanımadığın
    ürpertiler getirsem yaşanılmamış
    sana seni getirsem yitiklerinden
    ikimiz elele bir yola düşsek
    herhalde büyük işler yapabilirdik

    ay serilir bir eski tablo değer gözlerime –ölürüm
    kötü noktada düştüm- ben senin yasak ülkene düştüm
    bilsen ne güzel düştüm
    sen belki o sen değilsin sen çok saraylardasın şimdi
    o güzel çizgilerde hoyrat parmakları aptallıkların
    hep yumruk oluyorum –kahroluyorum-o sömürge gözlerin
    bir kavgadan bir kavgaya o sömürge gözlerin
    git –ona git-çek gözlerini- ben yorgunum yokluğuna
    bilsen ne güzel yokluğuna

    beni böyle darmadağın düşünüyorsan
    gözlerine dolaşıp dolaşıp düşüyorsam
    yeniksem yıkılmışsam çıldırıyorsam
    çok yalnızım seni alıp götürüyorlar
    seni benden parça parça götürüyorlar
    suyumu aranıyorum mayın tarlalarında

    clandestino   31 Ekim 2006 22:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Dedemin Hasshüss diye kısaltığı bakkal sahibi kişi.

    zubuk   30 Ekim 2006 03:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    'su vardır birde ki unutulmaz...

    keklik serer palazını tenha kayalıklara
    uçurur korkusunu
    kara diken savurur tohumunu
    kurtulur korkusundan
    orda bir dağ
    orda bir tas
    bir pınar
    dağ ardında
    tas ardında
    pınarlı bir kara mavzer
    bıyıkları kartallıda
    başı yağlıklı
    durur dimdik
    bakar dimdik
    bakar barışlı
    bir güvercin pır pır eder ucunda namlusunun
    "tutam yar elinden tutam
    çıkam dağlara dağlara!"
    koçero hep
    durur orda
    dağlarda

    ben türkçe anlatamam
    o kürtçe anlatamaz
    farsça çıkmaz doruklara
    koçero hep
    durur orda
    dağlarda

    ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
    simdi siz
    içebilir misiniz kendi sıcak kanınızı altun taslarda
    geçirebilir misiniz su yağlı ipi
    kendi güzel ellerinizle
    o güzel boynunuza
    ve şakıyormuşçasına kafeste kanaryanız
    bakıp bakıp zindanlı aksamlara
    yudumlayabilir misiniz soğutulmuş içkinizi?

    dolaşıyor akşam yelinin büyücü parmakları
    çankaya'nın gençirisi kavaklarının gümüşlü yapraklarında
    önce yaprak
    sonra dal
    sonra dallar ipil ipil
    küme küme kavakları çankaya sırtlarının
    çalar gibi bir gizli piyanoda
    sonsuzluğun şarkısını
    ve saksıda soluk alan belki de bir camgüzeli
    bir fesleğen
    bir kaktüs
    tutuşurken ormanlar oylum oylum
    savrulurken kul ve kerpiç
    rüzgarda!
    ey elleri mis kokulu sabunlarla kurutulan beyler
    almış kanlı gömleğini nere gider bu türkü
    sarınmış kıl şalvara
    nerden gelir bu ağıt?

    yığdım kitapları dağ dağ
    çağırdım nemrutu karanlığıma
    bir kucak yeşil yoncayla geldi nemrut
    öptü ıslak gözlerini aç öküzümün

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
    imdatlara saldırmayın
    basmayın düğmelere
    yürekleri hoplatmayın
    güzel beyler
    hanımlar
    zor ve çetin bir ağıttır koçero
    bir gelin ağlar ona
    ben ağlayamam
    bıyıkları çengel çengel
    bir kardaş ağlar
    acili bir bacı ağlar
    bağrıyanık bir ana
    ben ağlıyamam!
    ince bir ay batar gider karadağın ardında
    dolanır kerpiç damı ince bir rüzgar
    irkiltir bir gece kuşu
    osmanlı karakollarının duvarlarını
    bir elinde kanlı mendil
    bir elinde kara mavzer
    kimse bilmez nerde nasıl
    taptaze bir
    sımsıcak bir
    gencecik bir ölüdür o
    bir selamdır sımsıcak
    varamamış dostuna
    varamamış koçero
    "leb-i derya" şu saltanat
    şu konaklar şu saraylar şu köşkler
    bu bereket bu bolluk
    bu çılgınca hovardalık
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    kırkbin köyden birer kişi
    göçüyor kırkbin kişi
    kırkbin köyden onar kişi
    göçüyor yarim milyon
    ya ellişer yüzer kişi?
    göçüyor milyon milyon
    vatanda vatan
    güzel beyler
    hanımlar
    kusuyor butun köyler insanlarını
    kusuyor kasabalar
    baştanbaşa butun ülke
    kusuyor insanini!
    bu eziklik
    bu hırçınlık
    güzel beyler
    hanımlar
    bu sinirsiz tedirginlik
    acaba nerede biter?
    nasıl baslar acaba
    senlikli günleri bu toprakların?

    bulacak bir gün elbet
    yatağını bu nehir
    durulup dinginleşecek
    birgün elbet bu nehir
    ve çocuklar oynaşacak mutlu çocuklar
    anacan sularında bu mutlu nehrin!

    koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
    bir belirsiz karanlıktan
    bir belirsiz karanlığa
    irkilip uçmasıdır
    bir dağ çekirgesinin
    bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
    yamaçtan bir taşın yuvarlanması
    bir pınarın durup durup akması
    bir çift gözün karanlığa bakması
    şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
    bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
    bir geyiktir koçero
    sekerken tastan tasa kırılmış bilekleri
    tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
    tırnakları rüzgarlı
    suçsuz bir geyik
    avcılar yakalarsa mezedir eti
    köpekler kovalarsa diş kirasıdır
    bir okul piyesidir koçero
    açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
    müsamere derler adına oralarda
    kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
    biletlidir ve yoksullar yararınadır
    festivaldir sosyetede
    modada son buluşlar
    en taze ilişkiler
    gürültülü boşanmalar
    gürültülü birleşmeler
    hele birde balesi ve operası
    "ey vatan" aryası bir de
    saygıdeğer prensesin saygıdeğer oynaşının
    ardından telli sazlar
    ardından yaylı sazlar
    ardından vurmalılar
    çekmeliler ve üfürmeliler
    ardından "kuğu gölü" ardından "fındık kiran"
    hemencecik candarmalar
    ve ardından "haydutlar"ı şiller'in
    köroğlu'nun narası:
    "yine de hey hey!"
    ve ardından
    çocukları gülmekten kırıp geçiren
    çağdaş banka reklamları!
    candarmalar geçirince kelepçeyi zinciri
    bileklerine karıncanın
    poz verince bir fukara karınca
    en komprador basın aynalarına
    aşka gelir komputürler
    aşka gelir telefonlar telsizler
    ve doyum noktasına
    sosyete nunni!
    o zaman iste çelenk
    o zaman iste tören
    alkış
    bando
    ve rap rap
    donanır bayraklarla bankalar sigortalar
    ve uygunsuz işyerleri bilcümle
    ve kadehler
    kadehler ki ses verir yıldızlardan!

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    koçero bir oyundur
    yazılır
    yazılır
    bitmez
    koçero bir oyundur
    oynanır
    oynanır
    bitmez
    vurur onu candarma
    vurur onu candarma
    durmadan vurur
    ama o bitmez
    o hep durur öyle orda
    bıyıkları kartallıda
    göğsü çapraz fişeklikli
    gözleri beş yaşında
    kolları nuh nebi'den
    bir elinde kanlı mendil
    bir elinde kara mavzer
    pır pır eder bir güvercin
    ucunda namlusunun
    o hep öyle durur orda
    taş ardında
    rüzgarda!

    muhtara sorarsanız
    bizim serseri veli
    marabaya sorarsanız
    isini bilmemiş deli
    köylüye sorarsanız
    ekmeksiz garibin teki
    çocuklara sorarsanız
    yüce dağlar aslanı aslan koçero
    kimsesize sorarsanız
    hükümet bilir onu
    candarmaya sorarsanız
    devletin dağlarda silah çatması
    vurguncuya sorarsanız
    yolkesici yağmacı
    soyguncuya sorarsanız
    devletin acizliği
    sağcıya sorarsanız
    siktiret pezevengi
    solcuya sorarsanız
    "ferman padişahın dağlar bizimdir"
    istanbullu inanır ki
    boğazda kaşalottur
    ankaralı sanır ki
    temele dinamittir
    izmirlinin düşlerinde
    şaşkın köpek balığı
    antalyalı her gece
    gergedan görur düşünde
    erzurum'da kol başıdır
    erzincan'da deli daylak
    pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
    bir "kılıcı kanlı" van'da
    mardin'de bir
    gözükanlı kaçakçı
    ah koçero
    vah koçero
    koçero eyvah!

    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    patron gazetelerinde yüksek tirajdır koçero
    hükümet programlarında bir "nakl-i yekun"
    kapitalist dış basında nobel'lik bir roman
    politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi
    diplomata sorarsanız
    turistik bir serüven
    kaymakama sorarsanız
    "ahval-i adiye"den
    sosyeteye sorarsanız
    eğlenceli bir briç
    sorarsanız bezirgan filimciye
    gişelik bir senaryo
    sorarsanız bürokrata
    atatürk'ün gardrobuna
    tükürmüş biri
    hümaniste sorarsanız
    fransızca bilmeyen
    montenyi'den anlamıyan
    mitologya tragedya
    humanizma helenizma
    hiçbirinden çakmayan
    bir yörüktür koçero!
    ne anlar rönesanstan
    ne anlar restorasyondan?
    bir bazlama
    bir uçkur
    üç telli bir zımbırtıdır koçero!
    sanki sırasımıydı dağlara tırmanmanın
    demokratik tragedyayı uçuklatmanın
    sanki sırası mıydı!

    müfrezeler yürümüş dağ dağ
    ve dere dere
    kesmiş geçitleri korkunun silahları
    bir tükenmez sermayedir koçero
    haksiz yönetimlere!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    silah silah çatmayın o güzel kaslarınızı
    koşturmayın şifreleri
    telefonları
    basar gibi tuz yarama
    basmayın düğmelere
    yürekleri hoplatmayın
    güzel beyler
    hanımlar
    paralar girsin diyedir kalantor kasalara
    toprak sömürülsün diyedir orta çağlarda
    ışıksız kalsın diyedir bir koca ülke
    karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar
    fabrikalar işçi yesin para kussun diyedir
    kıyılar yağmalansın ormanlar çiftlikleşsin
    bankalar yağ bağlasın tekeller et bağlasın
    holdingler palazlansın ortaklıklar göbeklensin
    bu rüzgar böyle essin
    bu değirmen böyle donsun
    bu çuvallar böyle dolsun diyedir
    koçero'nun dağlarda medetsiz yalnızlığı!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin
    yeni değil bu hikaye
    bu oyun eski oyun!
    ah koçero
    vah koçero
    koçero eyvah!

    bir akşam birdenbire bir can çıkar dağlara
    bin kardaş bin acı bin ana
    bin kerpiç bin harman bin açlık
    bin yenge bin emmi bin dayı
    bin zulüm bin acı ve bin karanlık
    bir akşam birdenbire çıkar dağlara
    bıyıkları terlememiş bin çocuk
    bin aşık bin deli bin meczup
    bin ekmeksiz bin issiz bin suçsuz
    kil şalvar kurtlu çarık
    naldöken mazıkıran dervişçatlatan
    itburnu koyakgülü ahlatçalısı
    bir aksam birdenbire çıkar dağlara
    çökelekler yoğurtlar arpa bazlamaları
    yalnayaklar gömleksizler dayanaksızlar
    munzur'lar cilo'lar palandöken'ler
    dersim'ler tunceli'ler bingöl'ler
    tunceli'de mercan'lar ağrı bereketleri
    tahtalı'lar toroslar ve binboğa'lar
    bir aksam birdenbire çıkar dağlara

    turistik bir gösteridir dağlara çıkmak
    örneğin ağrı'lara
    alpler'e sübhan'lara ant'lara
    himalaya dağlarına derin asya'nın
    klimancaro'nun tropik karlarına
    turistik bir gösteridir dağlara çıkmak!
    gelgör ki böyle yazmıyor bizim burda kitaplar
    turistik diye göstermiyor dağları
    turist diye vermiyor dağlara çıkanları
    bir sürekli çıplaklıktır koçero
    bir sürekli açlıktır
    bir sürekli haksizliktir koçero
    bir sürekli itilmişlik
    koçero bir vazgeçiştir
    koçero bir ilgisizlik
    bin yıllık yoldan gelir
    üstübaşı kan içinde
    yorgun bir dilekçedir
    bir arzuhal koçero
    bir tanrı selamıdır
    alınıp verilmemiş
    görülmemiş bir hacettir koçero
    çiğnenilip geçilmiş
    ve sorulmamış
    upuzun bir eyvahtır
    upuzun bir pişmanlık
    bir ünlemdir koçero
    sığmaz okul kitaplarına
    erzurum yaylasından
    erzincan çukuruna
    ve tecer dağlarından
    harran cenderesine
    bir uzun masaldır ki koçero
    dağların dağlara yaşlandığı yerde anlatılır
    geçitlerin geçitlere küstüğü oyaklarda
    benek benek anlatılır
    nakış nakış anlatılır
    bıçak bıçak
    kurşun kurşun
    ve türkü türkü!
    göğsü çapraz fişeklikli
    bıyıkları kan içinde bir kara mavzerdir koçero
    yatar türkülerde upuzun
    ağıtlarda fidan fidan
    koçero
    bildirir hal-u ahvalini dört mevsim tanrısına
    bildirir divanına
    şaşırtılmaz adaletin:
    "arkam sensin
    kalam sensin
    dağlar hey!"
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    alınıp incinmeyin!
    koçero bir vatandır
    yaşanılır boydan boya
    koçero bir vatansızlık
    bir dağlaşmış yalnızlıktır koçero
    mavzerleşmiş bir haksizlik
    yanıtsız bir dilekçe!
    ben türkçe anlatamam
    o kürtçe anlatamaz
    farsça çıkmaz doruklara!
    gocunmayın güzel beyler
    hanımlar
    kan bulaşır ellerime
    ben anlatamam!"

    clandestino   30 Ekim 2006 03:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hüseyin,hasan'ın çoğul halidir arapça'da.

    Feriste   19 Eylül 2006 21:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    soyadı korkmazgil olan şairimiz.

    poem   19 Eylül 2006 20:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :ufucuk

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage