toplam 60 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | meluta |
| tuttum | Ayemia |
| tuttum | nomartifuckjonathan |
| tuttum | HELLFREAK |
| tuttum | kalla |
| tuttum | XDaNcErGiRlX |
| tuttum | xspiritx |
| tuttum | meftun |
| tuttum | le noir |
| tuttum | Vasvela |
| tuttum | memed77 |
| tuttum | death angell |
| tuttum | nimri |
| tuttum | zilanhevi |
| tuttum | streetstyler |
| tuttum | CerenAsya |
| tuttum | fawkes |
| tuttum | ezginss |
| tuttum | wales |
| tuttum | oteberi |
~27 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Ötedeyim...
Munzur beni bekler.
Yollar uzak görünsede.
O kavuştu.
yA Ben ?
Tel örgüler olmasın artık.
Direniş çizsin parmaklarım.
Ve her 2 temmuzda bir kez daha yanalım.
Sessizce
ahh hasret ahhh..nasıl kıydılar sana:(daha gençliğinin yirmilerinde..yürek nasıl dayanır..
şairler şiirler yazıyor.ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz.peki bütün bunları niçin yapıyoruz?dünya alışkanlıktan değilde,sevgi ve mutluluktan dönsün diye.
güzel bir sözü vardır.
hasret gültekin sivas şehidimizi birkere daha anıyoruz seni ve diyerlerini asla unutmayacagız bence senin türkülerin hayatı tam anlayanlardan oldugunu gösteriyor
Bir insan ömrünü neye vermeli
harcanıp gidiyor ömür dediğin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanıp gidiyor ömür dediğin
yüreğin ürperir kapı çalınsa
esmeyen yelinden hile sezerler
künyeler kazınır demir sandıkta
tükenip gidiyor ömür dediğin
dışı eli yakar içi de seni
sona eklenmeli sözün öncesi
ayrılık gününün kör dereleri
bölünüp gidiyor nehir dediğin
bir insan ömrünü neye vermeli
para mı onur mu taş diken bir yol
ağacın köküne inmek mi yoksa
çırpınıp duruyor yaprak dediğin
Güneşe gel sevdiğim
Güneşe
Gel kurtul
Ey akıl veren
Tut tutabilirsen
sevdalan sevdalanabilirsen
ve hangi kainatsa
o her şeye gücü yeten
tut beni oraya götür
Olayım gücü yetmeyen
hasret GÜLTEKİN
10 Mart 1992
çok güzel bir sözü vardır
...VE DÜNYA ALIŞKANLIKDAN DEĞİL SEVGİ İLE AŞK İLE DÖNSÜN.
güzel insan
sivasta diri diri yakılan güzel insan
aydınlanma şehidi
kendi çocuklarını küstüren,kendi çocuklarına yaşama hakkı tanımayan,sürgünlere,kör karanlıklara hapseden bir toplumuz bildim bileli.hayatın her alanında kendi çocuklarını yok eden bir zihniyet hakim.küçüklerimiz sevmek büyüklerimizi saymak la başlayan her sabah okunan boş yeminler kadar yüzeyselliğin sıradan sularında yüzüyoruz toplum olarak.çocuklarımızı savaşlarda,okullarda,okul gezilerinde,saçmasapan hastalıklarda,önlem alınmaksızın açılmış çukurlarda mütemadiyen öldürüyoruz.hiza kültürü nün egemen olduğu bir zeminde hasret gültekin gibi iyi insan,herşeyden önce iyibir çocuğunun bu toplum bu siyaset,bu değerler dumanların arasında ölümünü yavaş yavaş beklemesini izledi.ölüm gelicek elbette ama birincisi ölümünü bir insanın awaş yawaş izlemesi ne kadar trajedik,ikincisi yaşasa belkide etnik unsurların bu denli önem kazandığı günümüzde çok daha büyük projelere imza atabilecek bir değerini nasıl göz göre göre bir toplum hizaya gelmiyorsan öleceksin diye kör bir karanlığa mahkum edebilir.hayatın her alanında varolan bu hiza kültürü yaptıklarıyla cesur olan yaratıcı,iyi insanları harcamaktan geri durmuyor.ondan sonra kutlanan bayramların,kutsal günlerin,değerleri yüceleştiren cümlelerin,tv deki açıklamaların hiçbir anlamı kalmıyor.
biz çocuklarımızı yaşatamadığımız gibi taammüden öldürüyoruz.yeryüzünde çocuklara armaan edilen tek bayram bizdeydi sanırım.yeryüzünde kendi ozanlarını yakan afrikadaki,eski güney amerikadaki birkaç ülkeyle bir arada anılmak sanırım o hüza kültürünün yaratıcılarının pek de ciddiye aldığı birşey değil....
yanan sadece bedeni hasret'in.ve uçan sadece ruhu aramızdan.eşi hamileliğinin son günlerinde bu acıyı yaşadı,bu acıyı yaşattık eşine.nilüfer akbal da sivasta olacakken bazı işlerinden dolayı almanyaya gitmek zorundaydı.almanyaya gittğinde stüdyoya birlikte gireceği can arkadaşının köz edildiği haberini aldı.bazen hayatta kaldığına insanlar sevinenemez.sanırım bu da böyle bir trajediydi.
insanlık tarihi trajedilerin tarihi....
hasret gültekin,nesimi çimen,behçet aysan,asım bezirci,metin altıok içimi acıtır.benim 18 19 lu yaşlardan itibaren okuduğum ne kadar şair varsa yaktık el birliğiyle.ne kadar ozan varsa derisini yüzdük,yaktık,sürdük,sürgünlerde öldürdük...
kendi geçmişine tarihine yabancı bu toplum diyeceğim o ki çocuklarına da ,gençlik anılarımıza da yaşam hakkı tanımamakta ısrarlı....
rıfat ılgaz yakın dostlarının madımakta yakıldığını duyar ve o yazın hastaneye kaldırılır.üzüntülü yüreği dayanamaz o da o yaz ölür.can yücel ise rıfat ılgaz a şu dizelerle seslenir;
ılgaz anadolunun sen yüce bir dağısın
eteklerinde kitaplar....
çocuklara yazan yazarlara da yaşam hakkı veriyor muyuz ki?
ölmek ve öldürmek dışında ne gibi değerlere sahibiz,itmek ve itilmek dışındanedir meziyetlerimiz,yok saymak,aşağılamak,ötekileştirmek dışında nedir bizim kutsadığımız yaşam ülkülerimiz???
inanmıyorum hiçbirşeye....
gerçek sanatçı...ve her gerçek sanatçı gibi hala yaşamaktadır...
şair olsam, gelsem sana
şiirler, türküler söylesem
zenci dişi aydınlığı alnında
ve kestane gözlerinde bakışıp
akşam olsam, gelsem sana
uyusan, ben de uyusam
usulcana öpsem seni
aşıkcana kucaklasam
o seni gülüm, o seni
kirpiklerin gözleri kucaklaması gibi kucaklarım seni!
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı onur mu taş dikenli yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Çırpınıp duruyor yaprak dediğin
Zenci dişi aydınlığı alnında
Ve kestane gözlerinde bakışım...