toplam 119 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | redhead arab |
| tuttum | Fake messiah |
| tuttum | erotomaniac |
| tuttum | Kirijolith |
| tuttum | GrandFunkRailroad |
| tuttum | chell |
| tuttum | fenderli |
| tuttum | pentatonik |
| tuttum | tnwn |
| tuttum | rammsphere |
| tuttum | anlamsiz |
| tuttum | Francis Felidae |
| tuttum | aaaasssssyyyaaaaa |
| tuttum | lDreamEviLl |
| tuttum | Mortiss |
| tuttum | yes no maybe |
| tuttum | Drum |
| tuttum | jolieist |
| tuttum | Siamese Twins |
| tuttum | lady in black |
~59 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »
sözleri ayrı müziği ayrı etkileyen her dinleyişte içimdeki dominoları düşüşe geçiren nacizane güzellikteki rüya şehri..
düşüncelerimi altüst eden, içimin ürpermesine ve gözlerimin dolmasına sebebiyet veren şaheser..
yavaş bir çürüme tarafından
tüketilen bir hayata giden çimen daha yeşildi,
ışık daha parlaktı
dostlar etrafında
mucize gecesinde
Şarkıcı ve Grup hakkında çok fazla yorum yapmama gerek yok pink floyd deyince zaten akan sular durur muhakkak, Eğer su durmuşsa zaten hareketlenmeye başlar , yeri yerinden oynatacak ilahi bir güce sahip olduklarını düşünüyorum , bu tanrısal birleşimin ardından , tanrı'nın müziğide böyle birşeydir diye içimden geçiriyorum , sanrısal yönü bir yana dünyada bilmem kaç kez altın plak almış albümleri milyonlarca satılmış bir grubun neden yüzlerce şarkısı arasından bu şarkıyı seçtim ,
aslında bu zor olmadı.
Beni durduk yere ağlattı , hemde sıradan ve aklımda düşünüp tasalanabileceğim hiç bir dert yokken , hemde dinlediğim zamanın böyle bir ortama müsait olabileceği en son yerlerden biri olmasına karşın ve ağlanacak yerin en son yer olmasına karşın ağlattı, tabi buda yetmiyormuş gibi klibi beni dehşete düşürdü , uzun zamandır bu kadar hayranlıkla severek hissederek dinlediğim , izlediğim başka bir şarkı olmamıştı , değişken zamanları değişen yaşımla zamanla birlikte dahada ağırlaştığını hissetdiriyordu.
Lise döneminde slayer ile başlayan ağır müzik hayranlığım , okul dönemi sonunda heavy metal e kadar düşmüştü İron Maiden dinleyip işte diyordum huzur ve yavaşlık , ama bu yetmiyormuş gibi dahada yavaşlıyordum , daha melodik , gothic ağırlıklı şarkılar iştahımı kabartıp beni hazza ulaştırıyordu , sonunda işte anathema yavaşlığın en dibi , düşülebilecek en derin yer , yüzülebilecek en sığ su diyordum , hareket etmek bile zordu , sanki hayat ağır çekimde işliyormuş gibi oluyordu , ta ki high hopes'i hissedene kadar.
Uzun sololu şarkılar oldum olası dikkatimi çekmiştir , mesela led zeppelin in stairway to heaven şarkısı yada queen in bohemian rhapsody şarkısı gibi ,
Şarkıyı sesiz bir ortamda dinleyince dağda , çayırlarda yalnız dolaşan içi huzurla dolan bir insan silületi aklıma geliyor, sürrealist bir yaşayışa ilham verecek ironiler hissetdiriyor , yaşadığınız dünyayı tersinden sanki daha net görebiliyor hissi uyandırıyor bu şarkı.
Duygusallığın sınırlarını zorlarken sözler içinize içinize girip kanınızı kaynatıyor fışkırtmak istercesine. Sanki yüksek dozajda eroin enjekte etmişsiniz damarlarınızada o hissiyatsizliği yaşıyorsunuz , sekiz dakikalık dozaj sizi başka dünyalara götürüyor. Huzur diye tanımladığınız duyguyu hissediyorsunuz. aşk ile gözyaşı ile perçimliyerek işte yaşamın keyfi işte huzurun nirvanası diye içinizden geçiriyorsunuz.
Sözlerin ve anlatımların , anlaşmazlıkların , anlaşılmazlıkların yaşandığı bu kült çevrede sanki daha once yaşadığınız yada yaşamak istediğiniz bir deja vu ile karşı karşıya geliyorsunuz , zannetdiğiniz his sanki dün rüyanızda görür gibi olduğunuz yada zihninizin arkasında oluşturduğunuz o huzur hissine benziyor.
girişte çalan ve devam eden çanlar ve o büyüleyen melodi sizi sanki yaşamın yavaşlığına hazırlıyor.
Sanki nefesiniz daha yavaş ,
zaman daha ağır işliyor ,
sonra herşey eskisi gibi
ufkun ötesinde, gençken yaşadıgımız yerde
mıknatıslar ve mucizeler dünyasında
düşüncelerimiz başıboştu, sürekli ve sınır tanımaz bir şekilde
başlamıştı, ayrılık çanları çalmaya
geçitte ve uzun yol boyunca
buluşuyorlar mı, hala kesişme noktasında
bir grup vardı, paçavralar içinde
ayakizlerimizi takip eden,
kaçan, zaman düşlerimizi almadan önce
bizi toprağa baglayan sayısız küçük yaratıgı geride bırakıp
yavaş bir çürüme tarafından tüketilen bir hayata giden
çimen daha yeşildi,
ışık daha parlaktı
dostlar etrafında
mucize gecesinde
ardımızda yanan köprülerin közlerine bakıyoruz
diğer tarafın ne kadar yeşil oldugu ilişiyor gözümüze
adımlarımız ileri atılıyor, ancak uykumuzda geri yürüyoruz
sürüklenerek bir iç dalganın gücüyle
daha yükseklerde sakin bir bayrakla
ulaştık düşlenen dünyanın baş döndürücü dağlarına
sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü
bir açlık daha var doyurulmamış
yorgun bakışlarımız hala başıboş geziniyor ufukta
çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerinde defalarca
çimen daha yeşildi,
ışık daha parlaktı
tat, daha tatlıydı
mucize gecesinde
dostlar etrafında
şafak sisi ışıldıyordu
su akıyordu
sonsuz nehir
sonsuza dek, daima
bu nasıl bir parça yarabbim
pink floyda aşık eden ilk bakış ilk söz ilk ses ...
içmeden beni ucurabilen etkiye sahip ,klibini izlemedende yaşayabildigim bir pinkfloyd şaheseri...
gece başlanan ve saatler 07:09'u gösterirken halen play listte erdoğan görünümdeki parçam :) ama erdoğan bu parça kadar çekici ve vazgeçilmez değil sanırım.
Minnettarım sana Pink Floyd
şarkı farklı bir ruha büründürüyor dinlerken. içindeki kilise çanı arı sesi çok farklı bir tat katıyor. sonrasındaki solosunu tarif edecek kelimeler bulamamak ne denli büyük olduğunu ifade eder sanırım.
yalnız şu var, klip değildi sanırım ama bir canlı performans (konser) da o sondaki solo kısmı gitarla değilde çok farklı bir enstrumanla çalıyorlardı, defalarca izlememe rağmen ne olduğunu çözemesemde o sahneye hayran kaldığımı ifade etmek,
kısacası bu bir parça değil, tarifi imkansız bir şey..
şarkıya zaten bişi demiyorum da o nasıl kliptir
tüylerim diken diken olur
"Bu müzikse diğerleri ne?" dedirten cinsten...
the grass was greener
the light was brighter
the taste was sweeter
the nights of wonder
with friends surrounded
the dawn mist glowing
the water flowing
the endless river
kısmı beni benden alır...
Benzer için; comfortably numb