en çok da kendine anlatanların başına gelir. başkalarına anlatılanlar palavradır çoğu zaman. ya eksik ya fazla...
bir bakışla başlattığım, hikayelerim var benim.
dile getirmediğim, sözlerim..
Hayır, sen sadece anatabilenlerinkini duyarsın ..
sen de yedin?
bu çok derin ve ciddi bir konu
hayır.başına geldikçe anlatımın gelişir ajan.
bugüne kadar tanıdığınız yalancıları bir düşünün..
anlatmak için illa yaşamak zorunda değilsiniz.hayal de edebilirsiniz.
hikaye denilen şey hayatınızın rengidir,elbette konuşmayı bilmezseniz,kimseyle konuşmazsanız nasıl bir hikaye yaşayabilirsiniz ki?orada yalnız oturan adam/kadın ile gidip konuşursanız bir hikayeniz olur.
hohov
aslında belki de onların anlatmak yeteneği sayesinde "hikaye" olurlar.
hikayeler hicbirseydir hava civa
yani diyor ki hikayenin mutlak değerini ondan bağımsız, anlatıcının hitabetine göre değerlendiririm. Pek romantik ve akılcılıktan uzak. Öyle ki ifade ediş biçimine bakınca olgusal gerçekliğine bakmadan önce akılcı gerçeklikte tıkanıyor. Tabi cümlenin tanımlayıcılarını/tamamlayıcılarını okumak gerek (varsa)
yok öle bısey beaa poponuzdan atmayın
cümleyi kuranın başına geleni az çok tahmin edebiliyorum..
kesinlikle katılıyotrum.
yaşananlar insanın enerjisini çekip alabilir.
anlatmaya mecali de kalmayabilir, nutku tutulabilir, kimseye anlatmak da istemeyebilir.
ama yaşamıştır dibine kadar.
çok zerzevat bir etiket zannımca.
saçma
Bazıları da cimriliğinden anlatmıyabiliyore
sanırım çok doğru (: