toplam 146 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | devrimkiz |
| tuttum | haylazad |
| tuttum | orhei |
| tuttum | nuipey |
| tuttum | Ariaris |
| tuttum | ciceroo |
| tuttum | anarchor |
| tuttum | oko29 |
| tuttum | nimri |
| tuttum | Libertias |
| tuttum | fuki34 |
| tuttum | tall |
| tuttum | bayanarchy |
| tuttum | ashun |
| tuttum | fawkes |
| tuttum | ozgurluksokakta |
| tuttum | moosic de toreador |
| tuttum | kelrapunzel |
| tuttum | metalprisoner |
| tuttum | Hephaestus |
~287 ahkam var. 1 2 3 ... 15 önceki sayfa »
yazıklar olsun bu nası bi ülkedir ki bağrına bastığını da katlediyo bağrına basanı da ne diyim hep o kaldırımda yatarkenki görüntüsü kaldı aklımda ayakkabısı yırtık üzerine gazete örtülmüş yazık değil mi bu ülkenin aydınlarının güzel insanlarının siyası birtakım cıkarlar ötürü bu şekilde hatırlanması nası bi ülke olduk nereye gidiyoruz
Rakel Dink: Yaşamak cesaret ister
Sevgili kardeşlerim, Ne demişti eşim hayattayken "Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım başta! Beni gömmeye değil yaşatmaya gelişinizin ilk töreni olacak bu. Bırakın ağlaşmayı... Yoklayın yüreklerinizi... Aranızdan ayrıldığını sandığınız yürek çırpıntılarımı orada duymuyor musunuz?"
Bir yıl sonra onu yaşamak için yine buradayız. Burada, yani onun kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım bu şekilde temizlenebilir mi, unutturulabilir mi, üstü örtülebilir mi kardeşlerim? Bu ancak ve ancak vicdanların oynamasıyla, kanları dökenlerin pişmanlık ve ikrar ve af dilemeleriyle mümkün olabilir. Yoksa Kelam'daki Habil'in kanının susmadığı gibi, dökülen hiçbir kan ve bu kaldırıma dökülen kan susmayacaktır.
O kan bir yıldır hiç susmadı kardeşlerim. Çünkü kanın sesi ancak adaletle susar. İşte bugün sizler de adalet için buradasınız. Sessizliğinizde adalet çığlığı duyuluyor.
Peki adalet nasıl yerini bulacak? Geçen bir yıl içinde adalet adına ne gördük? Katilimizin eline ülkenin bayrağını verip poster çektirenlere ülkemin adaleti ne yaptı? Sadece görüntüleri basına verenlere dava açtı.
Stadyumlarda "Hepimiz Ogün'üz" diye bağıranlara, katlinden sonra onu hain ilan eden devlet görevlilerine ne yaptı ülkemin adaleti?
Telefonda "Tek farklılık kaçmayacaktı ama bu kaçtı" diyen ve kimin öldüreceğini bilen Emniyetçilere ne yaptı ülkemin adaleti? Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti?
Cinayet planları yapılan ocaklara ne yaptı ülkemin adaleti? Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısı ve sözde yakınlarına ne yaptı ülkemin adaleti?
Diyorlar ki "301'den kim hapse girmiş." Ben de diyorum ki "Keşke çutağımı yaşatsalardı da hapiste olsaydı." Çünkü yaşatsalardı bugün gerçekten 301'den hapisteki üçüncü ayı olacaktı.
Evet kardeşlerim, bugün adalet istediğimiz için buradayız. Daha kimler bıçaklandı, kaçırıldı ve daha kaç ölüm... Sayısı yok. Elbette acılı yüreklerin de sayısı yok. Ama kimler cesaret bulacak da, onun dediği gibi, terörün gücü ve gücün terörüne karşı gelecek. Kimler karşı gelecekler.
Çutagımın dediği gibi: "Uğruna ölünesi davaları, uğruna yaşanası davalara dönüştürmedikçe, belli ki bu tür vahşetler daha çok yaşanacak."
Bizi acılarda akraba ettiler.
Maalesef yas da kardeşlik de bugün cesaret istiyor, ama asıl, yaşamak cesaret ister. Umut cesaret ister. Adalet cesaret ister.
Hrant Dink suikastından bir ay önceki gazeteleri..Örnek olsun diye de "Türkiye Türklerindir" sloganını Logosunun kenarına koyan "Kaptan Gemisi" gazetenin yayınlarını arşiv olarak önünüze koyun..Sonra da,cinayetten sonraki yayınları ile karşılaştırın.
Göreceksiniz oynanan oyunu...
Önce Türkleştirip sonra da Ermenileştirme'lerin nasıl yapıldığını...
Ve..Hedefin ne olduğunu...Figüran olarak kimlerin seçildiğini...
Herkeslere selamlar.
'Ölü mü denir şimdi onlara
Durmuş kalbleri çoktan
Ölü mü denir şimdi onlara
Kımıldamıyor gözbebekleri
Ölü mü denir peki
En büyük limanlara demirlemiş
En büyük gemiler gibi
Kımıldamıyor gözbebekleri
Ölü mü denir şimdi onlara.' Edip Cansever
Bilgi, emek, zeka, tevazu ve sevginin ; kullanmak icin bilincli olarak cahil birakilmis, hizmetin degil sadece cikarlarinin pesinde olan sistem tarafindan ruhlarina nefret ve kin enjekte edilmis kurbanlarla yok edilemeyecegi ; buna firsat vermeyecek kadar uyanacagimiz, buna karsi koyacagimiz, buna pabuc birakmayacagimiz, bu bollugu-cesareti nereden bulduklarinin hesabini gozlerimizin icine bakarak vermeye mecbur kalacaklari, bunun vicdan azabini cekecekleri gunlerin yakin olmasi umuduyla...
işte hasadımda boş günler, boş avlular
puştlar geçiyor protokolden
gözlerinde, düşlerinde namlular
birazdan
vuracaklar!
birazdan
vuracaklar!
ve bizim çocuklar,
hesabını acıların
rüzgarlara soracaklar...
oysa dünya ne geniş, koğuşum dardı
bıraksalar martılarla randevum vardı...
halkların kardeşliği mücadalesini veren bunun karşlığını ırkçı faşistler tarafından göz göre göre katledilmesiyle ödeyen devrimci.
bu güzel insanın anısına saygı için 6 temmuz'da adliyenin önündeyiz.
Bebeklerden katil yaratan karanlığa ışık düşürmek için!
6 Temmuz'da
sen de
orada ol!
HRANT DİNK
davasının mağdurları ve
takipçileri olarak
6 Temmuz Pazartesi günü
Beşiktaş İskele
Meydanı'nda
saat 10:00'da
biraraya geliyoruz!
Vatan Gazetesi muhabiri Kemal Göktaş'ın "Hrant Dink Cinayeti - Medya, Yargı, Devlet" isimli kitabı çıktı.
Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve yazar Ali Bayramoğlu'nun önsözünü kaleme aldığı kitap, Hrant Dink cinayetinin bütün yönleriyle ortaya konulmasını hedefleyerek yazıldı. Cinayetin anatomisini çıkarmaya odaklanan kitap, cinayeti sadece polisiye yönüyle değil, politik, medyatik ve hukuksal süreçleriyle ele alıyor ve okurun yakın dönemin bu trajik öyküsünü bütünlüklü olarak görmesini amaçlıyor.
Göktaş'ın Güncel Yayıncılık'tan çıkan kitabının ilk bölümünde, Ankara Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Lisans bölümünde hazırladığı "Türkiye'de Basının Kamuoyu Oluşturması, Örnek Olay: Hrant Dink'in Hedef Haline Gelen Bir Siyasal Figüre Dönüştürülmesi" tezi yer alıyor. Bu bölümde Hrant Dink'in ilk "Türk kadın pilotu" ve Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in Ermeni asıllı olduğu iddiasına ilişkin yaptığı haberden sonra nasıl hedef haline getirildiği örnekleriyle anlatılıyor. Geniş bir basın taraması ile yazılan bu bölümde Dink'e yönelik nasıl bir ötekileştirme yönteminin izlendiği i ortaya konuluyor. Bu bölümün önemli bir noktası da Gökçen haberinden sonra Genelkurmay'ın yaptığı açıklama ve bu açıklamaya ilişkin basının tutumunun ele alınması oluşturuyor.
301 LİNCİ VE ERGENEKON
Kitabın ikinci bölümünde ise Dink'in Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinden yargılanmasına ilişkin hukuksal süreç ele alınıyor. Dink'in bilirkişi raporunda suçsuz olduğu belirtilmesine rağmen cezalandırılmasını ve bu yapılırken ortaya konulan bakış açısı analiz ediliyor.
Göktaş'ın kitabında üçüncü bölüm ise Ergenekon'la ilgili. Dink cinayetinde Ergenekon'un rolü olduğu henüz delillendirilmedi. Ama kitapta Ergenekon ve Dink cinayeti dava dosyaları, İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarında bu bağın ortaya konulabileceği çok sayıda bilgi, belge ve ipucuna yer veriliyor.
Kitabın son bölümü cinayette devletin rolüne ilişkin. Cinayetten önce devletin tüm istihbarat kuruluşlarının cinayeti tetikçisine varana kadar bilmesi ve buna rağmen önlem almamaları zaten kamuoyunun bilgisinde. Kitapta bu durumun bütünlüklü bir manzarasının okurun önüne konulmasının yanı sıra yeni bilgiler ve olgular da tartışılıyor. Kitapta cinayetin işlenmesinde jandarmanın, polisin ve hükümetin sorumluluğunu gösteren bilgiler yer alıyor.
Hrant için, Adalet için 20 Nisan Pazartesi günü saat 10'da Beşiktaş Adliyesine...
20 Nisan'da yapılacak olan Hrant Dink Cinayet Davası 9. Duruşması nedeniyle 16 Nisan Perşembe ile 20 Nisan Pazartesi günleri arasında Hrant Dink Özel Yayını olacaktır. Yayın akışı içerisinde
- Hrant Dink ile yapılan röportajlar
- Dink'in yazılarının ERMENİCE seslendirilmesi : İlk defa yayınlanacaktır
- Dink'in yazılarının Türkçe seslendirlmesi : Tilililili
- Dink'in sevdiği şarkılar
- Özel röportajlar
..."Bizi acılarla akraba ettiler. Maalesef kardeşlik de bugün cesaret istiyor. Ama asıl yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kardeşlerim.”...
rakel dink
inanılmaz bişey ya. adam ermeni diye nasıl böyle gözü dönmüşçesine insan aşağılayabilir birini hemen. hemen duygu sömürüsü yapın; yok efendim ermeni çeteleri bilmem ne yapmış anadolu köylerinde. adamın taa 1915 teki olaylarla alakası ne? yaptıkları kahpelikten bahsediyorsunuz ama adam sokağın ortasında öldürüldü kahpece. bu kahpeliğe midir böbürlenmen sevinmen? bi de delikanlıdır ya güya bu insanlar. adam çıkıp onurluca, mertçe aklından geçeni söyledi.
yıllarca omuz omuza yaşadığımız insanları yok sayamazsınız. isteseniz de sayamazsınız. osmanlıyla övünürsünüz, onlardan kalma tarihi eserlerle gurur duyarsınız ama bi çoğunda ermeni ustalar çalışmışlar görmezden gelirsiniz. adamı diyaspora dışladı bizim milliyetçilerin üzerine atlayıp salya sümük sarılmaları gerekirken onlar da dışladı. mantığını çözemedim şu olayın. ne diyelim bugün ölüm yıl dönümü toprağı bol olsun. onun da cinayeti aydınlanamayacak malesef. öyle bi iki katil adam bulurlar suçu üstlenecek, bizimkilerde o adamlara tezahürat bestelerler olucağı bu. yazık bizim insanlarımıza acıyorum artık.