İnsanın dünya'yı baştan tanımaya ve açıklamaya çalışırken ,dikkatini kendi benine çevirmesi sonucu doğan akım.
Kalabalıklardan sıyrılıp çıkan insan için,etrafını olduğu kadar ,kendini araştırmak ;eşyanın olduğu kadar kendi özünü öğrenmek de bir ihtiyaçtı.
Aydınlık çağlar insanı ,kendini bilmek istemesi sonucu humanizmaya ulaştırmıştır.Bu,yaşam üstüne belki fizik ve kimya olaylarından daha çok ilgi çeken bir olaylar bütünüdür.
Hümanizm-İnsan sevgisi olarak- Bireyin genel'e dönüşmesidir. Oysaki birey bir bütünlüktür. İNSAN büyük harfle birey'in bir türü olamaz. Ben Ahmet olarak başka bir adla, parmak izimle ve genetik kodumla apayrıyım. Soyu kendisi olan eşsiz ve biriciğim. Benim eşitim kendim bile değilim -zaman ve mekan içinde-...
Ama HÜMANİZM tanrı sevgisinin yerine kendisini koyarak -ki tanrı sevgisi de nedir? Bir hayalet'in bizi sevmesi kadar gerçek dışı- Tanrının krallığını ele geçirir. Sonsuzluk kategorisini ve hiyerarşisini, Hümanizm, Tanrının Kutsallığında arar ve tek bulduğu bireyin kendisine gene amaçlar ve ödevler yükleyerek kendi kendisine ettiği zulümden başka bir şey değildir.
İnsan hakları olarak Hümanizm insana sevgiyi yada saygıyı amaçlamaz Kendisine sınırlar koymanım bir başka sapık yoludur.