toplam 55 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Pablo emilio escobar |
| tuttum | ninguem |
| tuttum | piyya |
| tuttum | HELLFREAK |
| tuttum | 1Zeynep |
| tuttum | nayzen |
| tuttum | ozqara |
| tuttum | Lizge Asmen |
| tuttum | le noir |
| tuttum | 1917lenin |
| tuttum | dilahatun |
| tuttum | srpmadden |
| tuttum | rockAgazel |
| tuttum | kelrapunzel |
| tuttum | lds |
| tuttum | alexxis |
| tuttum | tylerdem |
| tuttum | Vidalgo |
| tuttum | aristotales 84 |
| tuttum | asya36 |
~60 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »
vurulduk beşer ona dağların doruğunda
gerildik çarmıh çarmıh işkencehanelerde
gümbür gümbür gümlüyor yüreğim kan içinde
filizlenmiş sevdamız munzur gözelerinde
hey hey hey hey dağlar hey
dikenli patika yollar yollar hey
isyan ateşiyiz biz yanarız alev alev
dağların doruğunda zafer namlularında
isyan ateşiyiz biz yanarız alev alev
dağların doruğunda
bilmeyenler bilsin bizi duymayanlar duysun bizi
bilmeyenler bilsin bizi duymayanlar duysun bizi
sevdalıyız hepimiz biz güneşe vurgunuz
çıkacak aydınlığa mutlak bizim yolumuz
koşarız dere tepe biz halkın umuduyuz(biz halkın ordusuyuz)
karanlık dünyamızda kızıl bir meşaleyiz
hey hey hey hey zalimler hey
hey hey hey hey hainler hey
önderimiz ibo bizim cihanımız vardır bizim
önderimiz ibo bizim cihanımız vardır bizim
isyan ateşiyiz biz yanarız alev alev
dağların doruğunda zafer namlularında
isyan ateşiyiz biz yanarız alev alev
dağların doruğunda
mevcut ideolojiye karşı düşüncelerini savunanlar solculardan çok şeriat adı altında şer'iyeyle de ilgisi olmayan birtakım garipler isteyenlermiş gibime geliyor ya da tikko'nun dini kolu var :s
olmayan bir şeyi yaratan, yoku var kılan, üstüne üstlük var kıldığı yokluğa dokunup bizi inandıran, bize gösteren bir filozof, bir gerilla, bir "öteki".. aşk yoktur diyenlere inat aşkla ölenler... yıllar sonra hala yolumuzu aydınlatmakta..
1970'lerin kabaran kitle hareketlerinin içinde kasketli, yeşil gözlü bir delikanlıydı.Genç yaşına rağmen yaşadığı koşulların ve dönemin pratiği içinde geliştirip-büyüttü düşüncelerini. Kaypakkaya'yı ülkemizdeki burjuva ve burjuva demokrat aydınlar özellikle "yok" sayar.... O'nu israrla görmezlikten gelirler. bunun tek nedeni vardır. O da, hiç kuşkusu yoktur ki Kaypakkaya'nın proleter Devrimci çizgisidir. Çünkü O'nun, Türk devletinin niteliğini ve Kemalizm'in faşist özünü, komprodor burjuvazi ve toprak ağalarının temsilcisi olduğunu, Türk devletinin Kürt ulusunu ezidiğini, Kürtlerin ezilen bir ulus olduğunu ve Kürt ulusunun ayrılma hakkı olduğunu net olarak ortaya koyması; ve bunlarla. proleterya önderliğinde demokratik halk devrimi ve kesintisiz olarak Sosyalizm ve Komüznizmi hedeflediği için, ne burjuvazinin ne de burjuvazinin etki çemberi içindeki bazı demokrat aydınlarımızın hoşuna gider. öte yandan Kaypakkaya'nın düşünceleri ve çözümlemelerinin, bu kesimlerin hoşuna gitmesi zaten beklenemez. Bu gerçeklerin yanında bir başka gerçek daha vardır ki; Kaypakkaya'nın kurduğu işçi sınfının öncü örgütü Proletarya partisi TKP/ML 'nin , sınıf savaşımını kesintisiz ve O' nun ortaya koyduğu Marksist-Leninist-Maoist çözümlemeler ışığında dirayetle yürütmesidir.Burjuvaziyi ve onun idolojik-siyasal çemberi içinde olanları korkutan esas öğe de budur. Çünkü, Kaypakkaya'nın düşünceleri savaşıma kaitiyen ara vermemiş, yarı yolda asla tökezlememiştir.ve yaşadığı dönemden bugune onun düşünceleri bu coğrafyada en tehlikelisi olarak belirlendi. Bundandırki "Saklanmaya çalışılan bir meşaladir İBRAHİM KAYPAKKAYA!!"
İbrahim Kaypakkaya'nın Hayatı Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist(TKP-ML) ve Türkiye İsçi Koylu Kurtuluş Ordusu(TIKKO)'nun kurucusu İBRAHİM KAYPAKKAYA 1949'da Çorum'da doğdu. İlkokulu Karamahmut, Ortakışla ve Alacaköy'de okudu. 1961'de Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nun sınavını kazandı ve öğrenimini burada sürdürdü. Devrimci düşünceyle Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nda tanıştı. Bu okuldan mezun olduktan sonra, Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Sınıfına bir yıl devam etti ve İstanbul'da Çapa Öğretmen Okulu'na kaydoldu. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrecisiydi. Bu yıllarda, özellikle devrimci gençliğin antiemperyalist mücadelesine yakın ilgi duydu. Sosyalist düşünceyi benimseyen Kaypakkaya, okuldaki arkadaşlarıyla birlikte FKF İstanbul Sekreterliği ile ilişki kurarak, kendi okullarında da örgütlenme çalışmalarına başladı. Bu yıllarda TİP üyesi olan Kaypakkaya, siyasal düşüncelerinin yanısıra, sanata ve edebiyata olan eğilimi, her konudaki bilgisi, alçakgönüllü kişiliği ile dikkati çekti. Mart 1968'de, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'ndaki arkadaşlarıyla FKF'ye bağlı Çapa Fikir Kulubü'nü kurdu. Kurucuları arasında Muzaffer Oruçoğlu'nun da bulunduğu kulüp, okul yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı.Yüksek Öğretmen Okulu'ndaki devrimci öğrencilere karşı, baskı ve sindirme politikası başlatıldı. Fikir Kulubü'nün başkanı olan Kaypakkaya, 6.Filo'ya karşı bildiri yayınladığı gerekçesiyle Kasım 1968'de okuldan atıldı. Buna karşı Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı almasına rağmen, Kaypakkaya'nın Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ile olan ilişkisi kesildi. Bu dönemde 6.Filo'ya karşı eylemlere, öğrenci örgütlerinin düzenlemiş olduğu gösterilere katılan Kaypakkaya, FKF ve TİP içinde başgösteren ayrılıklarda, Milli Demokratik Devrim(MDD) görüşünü benimsedi. Okuldan atıldıktan sonra, çeşitli işlerde çalışarak ve matematik dersi vererek yaşamını sürdürdü. Yine bu yıllarda, özellikle İşçi-Köylü gazetesinin İstanbul'daki bürosunda çalışan Kaypakkaya, burada, Aydınlık Sosyalist Dergi ve Türk Solu'nda çeşitli yazılar yazdı. 1969'da FKF Genel Kurulu'ndan sonra, MDD görüşünü benimsemiş olanlar arasında başgösteren ayrılıkta, Doğu Perinçek ve arkadaşlarının başını çektiği, Proleter Devrimci Aydınlık(PDA) çevresiyle birlikte davrandı. 1969 ve 1970'te yoğunlasan kitlesel eylemlerin büyük bir bölümünde yer aldı. Silivri Değirmenköy'deki toprak işgalini desteklediği için gözaltına alındı. O yıllarda meydana gelen Demir Döküm, Petrix, Sungurlar, Gıslaved gibi işçi eylemlerini de destekleyen Kaypakkaya, 1971'de Çorum ve yöresini gezerek, izlenimlerini "Çorum İlinde Sınıfların Tahlili" adı altında kaleme aldı. Bundan sonra bir süre Malatya, Tunceli ve Gaziantep yörelerinde örgütsel etkinlikte bulundu. Sıkıyönetim ilanıyla birlikte aranmaya başladı. 1972'de o güne kadar birlikte olduşu PDA çevresiyle ideolojik anlaşmazlığa düştü. Aynı yıl Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi(TİİKP)'nden koparak, birlikte olduğu arkadaşlarıyla, Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist, ve ona bağlı Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nu kurdu. Özellikle Malatya, Elazığ ve Tunceli civarında örgütlenen TKP(ML)'nin aynı zamanda ideolojik önderliğini de yaptı. 24 Ocak 1973'de, Tunceli'de, Vartinik-Mirik Mezrası'nda çıkan çatışmada, Ali Haydar Yıldız öldürüldü, kendisi yaralandı. Yaralı olarak kaçan ve beş gün çeşitli köylerde saklanan Kaypakkaya, 29 Ocak 1973'de kaldığı köyde bir öğretmenin ihbarı üzerine ele geçirildi. Yaralı olmasına rağmen yürütüldü. Buradan ayakları donmuş olduğu halde Diyarbakır'a getirildi ve hastaneye yatırıldı. Ayaklarının kesilmesine izin vermemesine karşın, yemeğine ilaç konularak, donmuş olan ayakları kesildi. İyileştikten sonra günlerce işkenceye maruz kalan Kaypakkaya, sorgusunda kendisini ve örgütünü bağlayacak hiçbir ifade vermedi. 16 Mayis 1973'te götürüldüğü sorgudan iki gün sonra Diyarbakır'a gelen babasına, intihar ettiği söylendi ve işkencede parçalanmış cesedi teslim edildi.
Okudukça sevdim, daha çok okuduğumda daha çok seveceğime de eminim.
ben bir neferim.baş olsam da öldürülsem bile,binlercesi çıkar ne senden ne de senin gibilerden korkmuyorum...
köyüne uğradım, ölü bedenlerimizden nasıl korktuklarını bir kez daha gördüm.
önder ibrahim kaypakkaya yoldaşın kemalizim üzerine tezi
"1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.
5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye'nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»
10— Kurtuluş Savaşı'nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır."(Age, s. 140-141)
"1— Türkiye'de Kurtuluş Savaşı'nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935'lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.
2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB'ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB'nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.
3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye'de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP'nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950'de DP iktidara getirilmiştir.
4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.
5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP'nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP'nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.
6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir." (Age, s. 149-151)
İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın katledilişinin 20. yılında; Mayıs 1993'te Yeni Dünya İçin dergisi tarafından yayınlanan, Özel Sayı da, yukardaki alıntıların devamında şunlar söylenmektedir:
"İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın eserinin sürdürücüsü olan Türkiye-Kuzey Kürdistanlı Bolşevikler, onun Kemalizm konusundaki görüşlerini değerlendirdikten sonra, şu belirlemede bulunmuşlardır:
<
türkiyenin gelecegi çelikten yoğruluyor.belki biz olmayacağız ama o çelik aldıgı suyu unutmayacak.(i.kaypakkaya)
mezarı jandarma karakolu haline getirilmiş efsanevi komünist önder.kemalizm=faşizm tespitide çok çarpıcıdır sormayın kaynağını bilmiyorum.
alexxis engin tecrübelerinden yararlanmak için bekliyoruz devam et lütfen
www.turksolu.org sitesinde dikkat ettiyseniz deniz gezmiş'in resmi var ve ona dair bir sürü güzelleme. ibrahim kaypakkaya'nın yok ama, ne cismi ne de ismi. turksolu sitesinde. (devire devire cümleleri altında kalıcam enkazın) sonracıma, liberaller, devrimciler hakkında ahkam kesip onları ittihatçı slash milliyetçi olmakla suçlarken hep deniz gezmiş örneğini veriyorlar. kimse kalkıp ibrahim kaypakkaya nın adını ağzına almıyor. n e d e n a c a b a cicim? al sana puzzle.
cevabı merak ediyorsanız beni okumaya devam edin, mükafatını göreceksiniz.