toplam 5 kişi bulundu. 5 adedi gösteriliyor.
~8 ahkam var.
Kendimi bir şiir emekçisi olarak görüyorum. Yazıyorum, okuyorum, takip ediyorum ve daha iyisini yapmak için uğraşıyorum. Hiçbir edebiyat lobisiyle ve anlayışıyla ilgilenmiyorum. Bana göre "en iyi şiir" şairinin kendini "iyi hissettiği" şiirdir. Bu yüzden, özellikle bu güzel ülkenin gençlerini yazmaları ve okumaları için özendiriyorum. Ben bunu ömrüm yettiğince yapmak için çaba göstereceğim. Bu toprakların damarlarında Yunus'tan kalkıp, Veysel'den yol geçirip, Sümmani'ye uğrayan o kalın ve güçlü şiir damarının gücüne çok inanıyorum çünkü... iyi ki varsınız ve oyunuzu şiirden yana kullanıyorsunuz...
Bu kitaba Adam Gibi ve Öylesine Sevmişim albümleri için yazdığım şiirlerle, ilk kez bu kitapta okuyacağınız yeni şiirlerimi aldım. Ayrıca daha önce Memleket Havaları isimli kitabımda yayınlanmış altı şiirimi koydum. Bunun iki sebebi var. Birincisi çok önemsediğim o altı şiiri son düzenlemeleriyle okumanız ve diğer şiirlerle birlikte yeralarak bir bütün oluşturmaları isteği..
Merak edenler için; Necip Fazıl, Cahit Zarifoğlu, Refik Durbaş, Sezai Karakoç, Orhan Veli, Asaf Halet, Hüseyin At-lansoy, Mevlana îdris. Nazım Hikmet, Mustafa Islamoğlu, Egemen Berköz, Aşık Veysel, Bahattin Karakoç, Abdurrahim Karakoç. Dilaver Cebeci, Yılmaz Odabaşı, Ahmet Muhip, Nurullah Genç, Ahmed Arif, Erdem Beyazıt şiirlerim çok seviyorum... Birde sizi!...
İbrahim SADRİ
Aksine çok da anlamlı çok da kendini iyi anlatan bir şiir olduğunu düşünüyorum... Anlayana tabi...
yıllar önce günlerden birgün televizyon izlerken -zat-ı muhterem o zamanlar "adam gibi"şiiriyle meşhurdu yanlış hatılamıyorsam- bir programa konuk olmuş şiir okuyordu.hayatımda o zamana dek böyle bir şiir duymamıştım hakikaten.zaten o günden sonrada birkaç yerde okuduğu şiirin tiye alındığına şahit oldum ki buna gayet müsait bir şiirdi.bahsi geçen şiir şudur efenim:
sen içerdeyken ben
sinemalara gittim
bütün filmlerini seyrettim
o sevdiğimiz artistin
sen içerdeyken ben
vita kutularında çiçek yetiştirdim
sokakta top oynadım çocuklarla
ayakkabılarımı eskittim
güneşe karşı durdum sabahları
geceleri bir başıma yıldızları bekledim
annenin gönlüne su serptim
aldırma dedim aldırma
bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için
bir ada rüzgarı gibi
sürtünerek geç hayata
bir sarmaşık gibi tutun
ve değer ver hatıralara
aldırma dedim
sen annesin, aldırma
sen içerdeyken ben
kiramı ödedim pijamalarımı giydim
haber bültenlerini izledim
gazetelerden kupon kestim
sen içerdeyken ben
sigara içtim, öksürdüm
otobüse bindim
fotoğraflarımıza baktım
acıyan yanlarımı körelttim
deniz kıyısında yürüdüm
manavdan soğan aldım
yeni çıkan şarkıları dinledim
kafeste beslediğimiz kuşu saldım
islık çaldım
sen içerdeyken ben
hep uyandım, sayıkladım
kanadım boyuna
takvimlur aldım
her gün bir yaprağını kopardım
deli ayrılığın
sen içerdeyken ben
gömleğimi ütüledim
sobada elimi yaktım
bir şiir yazdım
bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
hani o alnına kader değmiş
hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
hani o erken vurulmuş
gençliğimiz gibi dağıldım
sen içerdeyken ben
bir adını söyleyemedim
şöyle bağıra bağıra
bir yüzünü göremedim
görüş günlerinde
bir de eline değemedim
bir de yüreğine
şöyle kucaklayamadım bir de
ölümüne
sen içerdeyken ben
kapı kapattım, pencere açtım
mutfakta oyalandım
kanepede yattım
hatta bir yolluk aldım odaya
çok ta kulak asmadım
çokta koymadı bu bana
alt tarafı içerdeydin
alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün
bir yanımı
yani adamlığımı
yani gözlerimin ferini
yani canımı
alt tarafı şarkılar ölecekti
alt tarafı kanayacaktı kalbim
işte sensiz
işte nefessiz
işte kimsesiz bir sesti alt tarafı
her tarafım
yıldızlar yine oradaydı oysa
yazdıklarım
gözden kaçan o defter yapraklarında
boşver yüzyirmisekiz
hayat bir gemi
yürüt onu göreyim seni
boşver yüzyirmisekiz ha...
boşveriyor ya
aldırma reis
reis aldırmıyor ya
bir adını söyleyemedim
şöyle bağıra bağıra
bir yüzünü göremedim
görüş günlerinde
bir de eline değemedim
bir de yüreğine
şöyle kucaklayamadım bir de
ölümüne
sen içerdeyken ben
vitrinlerin önünden geçtim
minibüs duraklarında bekledim
simitçilerle yarenlik ettim
üstüme bir ceket aldım
el tezgahlarında kitaplara baktım
sen içerdeyken ben
hiç oturup ağlamadım
hiç karartmadım umudu
hiç bulandırmadım onuru
öyle dimdik durdum ortada
işte burada ulan işte burada
böyle burada
hiç yıkılmadan
hiç utanmadan
ve hiç unutmadan
sen içerdeyken ben
gülen resmimi yaptırdım
sokaktaki ressama
her zaman yaptığım gibi
buzdolabını ayağımla kapadım
parkların banklarına adını kazıdım
adını kazıdım duvarlara
adını, adımın yanına yazdım
hiç unutmadım, utanmadım
korkmadım
hayır bu ne ki şimdi?bence iyi bir şiir olmadığı gibi şiir değil.yapılacaklar listesi gibi bişey.ya da"eee naaptın bugün bakalım evde?"tarzı sorulara verilen cevaplar gibi:"napıyım işte.çamaşırları makineye attım.yerleri sildim.yemek yaptım.tatlı yaptım.ama şerbeti çok olmuş." .ben içerdeyken naaptın:)) bugün allah için ne yaptın
hepsi yalan söyledi
isyansa isyan ettim
nisyansa unuttum her seferinde seni
düştüm bırakma beni
yakılmış rengi kaçmış gecelerin ortasından
ateşlerin ortasından
bütün ihanetlerin
bütün kuşkuların arasından
talanların kargaşanın korkuların yakasından biriyim
bilirsin hüznü hiç yakıştırmadım ruhuma
hiç ölmeyecek biriydim
ateş mi yakardı beni
hesap mı görürdüm günahlarıma
kırmızının efendisiydim
şu kahpe dünyaya meftun
şu kendine zebun ben
bir infilakla parçalanıyorum
hepsi yalan soyledi
bittim
bırakma beni
mor menevişli dağlarım olsaydı
kor ateşler yansaydı sevdalıklarıma
güneşi sağ ayı sol elime koysalardı
vazgeçmekten bile vazgeçseydim
O geliyor dediklerinde tefler çalsaydı
küçük kızlar yetim çocuklar
dünyanın bütün mazlumlarının gözleri ışıldasaydı
ben olmasaydımda ruhum taşısaydı yükü
adımı adının yanına yazsaydı
en sona yazsaydı
bu da olsun yazsaydı
"olsun" yazsaydı
bir ceylana yoldaş olsaydı
bir çobana rastlasaydım da mendilime süt dolduraydı
bela senden
aşk senden
kayboldugum dehlizlerin sonunda yol senden olsaydı
hepsi yalan soyledi
gittim
bırakma beni
bırakma beni
bugün pazartesi
dışarda sevdiğim sonbahar
solgun bir adamın son kalesi
oda kaydımı ellerinden büsbütün kaybetmiş olacak
yani ben kendi kendinin kırılmış endazesi
sorarsın ya bezen kapatıp gözlerini usulca dünyaya
bu asiliğin bahanesini
nereye kadar gidersin
kuşların kaderle uçtuğu
her yağmur tanesini bir meleğin indirdiği
yeni doğmuş bebeğe yutkunmayı öğreten
çimene yesili
buluta maviyi
toprağa doğurganliğı veren
ey karıncanın bile kalbine merhameti indiren
görünmezi gören
bilinmezi bilen
göğe
çarkı feleğe
süreyyaya
yıldızlara
kainata sığmayıp
bir garibin kalbine giren
duy sesimi
işte bu benim
işte ben
herşeyden sonra ve herşeyin başında
kapı aralığında
mahcubum
utanıyorum aslında
vermeyi istemeseydin istemeyi vermezdin
geldim bırakma beni
Hepsi yalan söyledi
isyansa isyan ettim
nisyansa unuttum her seferinde seni
düştüm
bırakma beni...
bırakma beni...
bırakma beni...
İbrahim Sadri
seviyorum şiirlerini
hoşuma gidiyo
buzdolabını ayağıyla kapatıyomuş falan filan.
islami kesimin falan da değil.
eski solculardandır herhalde bana öle geldi biraz.
mehmet barlasta gerçi eski solculardan :D
ben seni hiç sevmedimki diyen, buzdolabının kapağını ayağıyla kapatabilen, vita kutusu hastası, islami kesim romantiği, kepçe kulaklı, nüktedan, vurgu ustası, tok sesli, şiirsel öykü tarzının (?) tepe noktası.