1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

iklimler beni tanımlar diyenler

toplam 27 kişi bulundu. 0 adedi gösteriliyor.



iklimler hakkında iklimler

~62 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 önceki sayfa »

    Boş vaktin 1/24 olduğu zamanları bilirsiniz. İşten kaytarmak için atmayacağınız takla yoktur. Tam da böyle bir zamanda, ani karar mekanizmam sayesinde aldım İklimler biletini ve sorumluluk duygusunun verdiği huzursuzlukla koltuğa yerleştim.

    Nuri Bilge Ceylan'a ait Fibresci ödüllü Cannes portakalı İklimler, fragmanındaki buz gibi görüntülerden uzak bir filmmiş meğer. Deniz kenarına iliştirilmiş eski bir dost muhabbetiyle açılan perde ilk dakikadan yakalıyor insanı. Dil öyle samimi ki sanki elinizde bir kamera, sandalyeye oturmuş da bu muhabbeti çekiyormuşsunuz gibi. Burada oyunculuğu fena halde eleştirilen Ceylan'ın avukatlığını yapmak durumundayım. Hem Uzak'ta gördüğüm Ceylan'dan daha başarılı bir oyuncu duruyor karşımda, hem de senaryo spontane işlediğinden takılmalar veya yapmacık diyaloglar yok. Ayrıca özellikle ilk yarıya hakim kara mizah öğeleri, anne baba veya öğretim görevlisi muhabbeti gibi, içten bir gülümseme nedeni oluyor.

    İkinci yarıda ise filmin asıl konusu sessiz sedasız işlenmeye başlıyor. Terkedişler, başlangıçsızlıklar...
    Peşinden kilometrelerce uzağa gidip yalvardığı kadının gözüne baka baka yalan söyleyen bir adam. Soğuk, Ağrı, kalp ağrısı, minübüs sahnesinin çarpıcılığı, birden biten ya da bitmiş gibi görünen bir hikaye, insanın hem içini hem dışını üşüten binbir ayrılıkla dolu bir sahne kareler hakkında hem gözünüzden hem de zihninizden geçiyor.

    Filmin Ceylan dışındaki oyuncuları ise durgun güzelliğini özellikle karlı sahnelerde aklımıza işleyen Ebru Ceylan ve hafif meşrep Serap rolündeki Nazan Kesal. Özellikle filmdeki en çarpıcı sahne olarak akla kazınan, Irreversible'dan sonra gördüğüm ikinci rahatsız edici cinsel münasebet sahnesindeki rolüyle Kesal'in hakkını Kesal'e vermek lazım. Ve elbette çatalını sergileyen fındık fetişisti N.B Ceylan'ı da cesaretinden ötürü kutlamak. Animal Nitrate dedikleri bu olsa gerek; adam karısından soğumuş herhalde.

    Karla kaplı film bittiğinde dışarı çıkıp Ankara'ya yağan ilk karı görmek ise bu güzel kareleri tamamlayan perdedışı sondu. İroniyi de severim tesadüfleri de. Ama bu kadarı da fazla!
    Nuri Bilge Ceylan'ın cebimize sıkıştırdığı teşekkür mahiyetli hediye paketleri gibiydi bu kar taneleri. Ağzımın kenarına tüneyen bir damlayı yutup gülümseyerek ben de Ceylan'a teşekkür ettim. Hem günümü güzelleştirdiği, hem iklimimi değiştirdiği için...

    star starcrazy   05 Kasım 2006 22:18   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    zeki demirkubuz yazsın,nuri bilge çeksin

    simulacr   01 Kasım 2006 19:49   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    az once youtube'dan fragmanini izlemeyi akil ettim, pek bisi anlamadim,iyice meraklandim.sitesine girdim baktim NY a gelecek falan bisiler demisler...tek umudum odul almasi, o zaman e dusuyor... bi deyiverin bakalim, Istanbul'da mi geciyor nereler gozukuyor filmde? bana dokunuyo da uzaktan bogaz havasi...

    d o a   31 Ekim 2006 05:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    izlediğim en kötü film olmakla beraber,in tamamiyle aile anisi kalsin diye cektigini dusundugum,bir nevi sülalesinden yeteneksiz bir kac kisiyi oynatmasi sonucu,insan hayatindan 2 saat calan dir.film,bir kac dan öteye gitmemistir.

    siddetle izlenmemesi gerekir.

    awakeonatrain   30 Ekim 2006 18:23   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    filmin müziği k466 fa minör sonatı.

    izeoftheworld   30 Ekim 2006 13:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    1. nuri bilge "gereksiz" sahnelerden gene vazgeçmemiş. ( Ör: ishak paşa sarayında taksici ile olan fotograf muhabbeti )

    2.nuri bilge bi sinema ogrencisinin bile yapabileceği, düsünebileceği "basit" göstergelerle filme derinlik katmak istemiş. dikkatli izleyiciler bunları kesnkes takip eder. ama nuri bilge göstergeler konusunda gene çok ama çok zayıf. ( Ör: adam kapıyı kapatır ve komidinin rafına kafasını koyarak yataga uzanır, kadın ise kapıyı açar ve masmavi mis gibi ruzgarlı denize verir kendini )

    3. karakterler gene çok kaba kaba işlenmiş. feodal bir tip olan adam artık " oha ya" dedirtecek tarzda hareketler içinde. adamın içindeki feodalliği vermek için yuz kere sahne koyulmaz ya.

    4. karşı karakter olarak konulan kadınsa adam ne kadar uçtaysa oteki uca konmuş. adam ne kadar feodal, odun, şiddet eğilimli ise kadın zayıf, duygusal, bi guzel lafa dokunusa muhtaç (!) bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. filmi izlerken bu karakterlere ehh beaa çok yapay, çok abartı artık dememek için kendinizi zor tutuosunuz. bi de "serap" adındaki üçüncü kadın var ki o da akıllara zarar bir tiptir.

    5. dialoglar cidden kotu otesi. mumkunse bu arkadas yazmasın baskasına yazdırsın belki daha sairane, duzgun dialoglar cıkabilir. şöyle ki adamın feodalliğini yansıtmak için verilen bu muhabbetler filme karşı yabancılaşmaya neden oluyor.

    6. tek elle tutulur şeyler adamın - ismini anmıorum artık nuri bilge nin - sinema artık goruntu akışı değil görüntülerin süzülüşü fikrine iştirak ettiğinin göstergesi. tamam bi tarkovski olursun, szabo olursun, kieslowski olursun dondurursun muhteşem anlamlı bir goruntuyu sonradan da patlatırsın dehşet bi dialog. yok şte o dialog olmayınca görüntü insanın kafasında "fotograf" olarak kalıyor.

    sonuç olarak film kotu. dialoglar berbat. karakterlerin işlenişi zayıf ötesi. bu filme cannes te odulu verdilerse arada bir iki hatta filmin sonuna dogru verilen fotograf kareleri için verilmiş diye dusundum. sanırım enikonu bir sinema ögrencisi basbaya bole bir filmi kotarabilir.

    clockworkmonkey   29 Ekim 2006 20:57   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    film o kadar gereksiz uzunluktaydı ki 10dklık bir kısa film olabileceğini düşünüyorum.

    ladylazarus   27 Ekim 2006 13:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kötü kelimesi "k" harfiyle yazılır. türkçede g ve k sesleri değişkendir. bakınız da gizlidir. ama beceriksize allah artık ne yaparsa sesim çıkmaz. yayından araba kaldırıyoruz. heborey.

    beceriksizliğim için çok özürler. bir daha yapmam.

    fallik osman   27 Ekim 2006 12:39   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bir şeye açıklık getirmek lazım, her gün 1 saat kadar dream endless'a "hadi cnmss sen benden daha güzel ayar veriyonn nolur şu herife gıcık oldum haraslaa raatsız et plxx" dememe rağmen kendisi bu konudaki gıcık olduğum nazik tavrını korumaktadır. zaman zaman bana bile ayar vermekte , ahkamlarda beni elaleme rezil etmektedir. gereksiz ve iklimler'le alakasız bir yazı, ama dünyayı aydınlatma içgüdümü yenemedim, i sevenlere saygı duyuyoruz. peace, saygılar, sevgiler.

    japanese telecom   26 Ekim 2006 16:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben nasil izleyecem onu deyiverin bakalim

    d o a   26 Ekim 2006 15:12   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Simdi ozur kabahatten buyuk olmus diyorum,kiskanc bir erkek arkadas ve japanese telecom ile filmi birlikte izleyip saatlerce tartisan bir issiz olarak.

    Ilk once direk su samimiyet alt basligindan girmekte fayda var.Bence film pek samimi degil,ama yine bence,bu ozellikle ayarlanmis bir sey.Hani "amma kasinti diyaloglar" yerler icin,sonradan dusundugumuzde,bu tip bir durumda zaten insan kasinti davranir,gibi bir sonuca ulastik.Filmin,anlatimi samimi ama,sadece soz oyunu ve laf ebeligi yapmak istedim.

    Benim filmle ilgili aslinda pek bir derdim yok.Sadece filmin kurgusal yapisini goruntu yonetmenligiyle bagdastirdigimdan,Nuri Bilge Ceylan'a yonetmenlik ve kurgu odulu verilmesini,anlatim yonunden eksik buldugum bu filmin "olgunluk donemine gecis filmi" olarak etiketlenmesini garipsiyor,biraz da yadirgiyorum.

    dream endless   26 Ekim 2006 14:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Hadi kustahligi kabullenelim de,yanlislik nerede merak ediyorum.

    Birincisi;hikaye anlatma takintisi,neden daha derin islenebilecek bir potansiyel tasiyan sinopsis/senaryo/diyaloglara sahipken,basitce gecistirilmis.Sonra neden daha iyi oynayabilecekken (baska birini oynatabilecekken demiyorum,dikkat![Kazim Kanat uslubu]) musamere ogrencisi gibi bir oyun var.Nuri Bilge Ceylan'in bu kadar yeteneksiz olduguna inanmiyorum,kanimca oyunculugunu da gecistirmis.
    Bunlarin cevabi,yonetmenin filmi sadece ve sadece goruntuye yaslamis olmasi.

    Simdi,daha onceki ahkamda da degindigim gibi,filmde gordugumuz o buyuleyici planlar,goruntu yonetmeninin isi.Yani,normal bir filmde,normal sartlar altinda,kameranin duracagi yeri,kadraji,kadrajin icinde neyin olup neyin olmayacagini,goruntunun renk ayarini,isigini goruntu yonetmeni belirler.

    Sunu hatirlatmakta yarar var,Cannes'a girmeden,Antalya'da en iyi "kurgu" ve en iyi "yonetmen" odulunu aliyor Iklimler.Ama filmin kurgusuna baktigimizda cogunlukla *goruntu yonetmeninin isi* olan planlarin pat pat pat ust uste konarak ortaya cikan bir konstruksuyon uzerine kuruldugunu goruyoruz,bu durumda *yonetmenlik* adi altinda bahsedebilecegimiz seyler de kisitli.

    Filmde begendigim pek cok sey var;bilhassa oyunculukla,senaryoda islenen detaylarla ilgili.Iste bu yuzden kiziyorum,niye sadece 2-3 sahnede cok ince detaylar yakalanabilmis,niye sadece 2-3 sahnede "hadi abi adam gibi oynayalim" denmis,niye sadece 2-3 sahnede Nuri Bilge Ceylan'in isi tamamen goruntu yonetmenine birakmak yerine monitorun arkasina gectigi belli oluyor,niye daha iyisi yapilabilecekken onumuze bu konuyor,niye daha iyi olabilecek (dolayisiyla eksik) bu film kurgu odulu,yonetmenlik odulu aliyor,ve ozellikle niye ederinden fazla tutuyor;bunlari sorgulayip,bunlara kiziyorum.

    dream endless   26 Ekim 2006 13:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Nuri Bilge Ceylan'ı ilk defa izleyecek olanlara tavsiye edilmemesi gereken film.Görüntülerin şahane olması bir yana filmin konusu, yere düşen fındığı seks yapmadan yiyemeyen abla, hayalkırıklığıyla dolu bir kadıncağız(ki kendisi çok sevimliydi) ve "öğretim üyesi olmuşsun ama adam olamamışsın" dedirten adamdan öteye gidememekte.

    Sanki yönetmenin aklına farklı zamanlarda gelen 10000 fotoğrafı arka arkaya dizmişler gibi, filmin "izlenme" boyutu bundan ibaret. Nuri Bilge Ceylan da yarım yamalak oyunculuğuyla(özellikle o sesiyle) herşeyi berbat etmiş. Kalkıp da birileri 15 dakika boyunca gülen ödüllü kadıncağızın ve ekibinin über-derin psikolojik boyutunu anlatırsa da (ki maalesef anlatmış) el sallarım, hayırlı akşamlar dilerim.

    Bana kalırsa Nuri Bilge Ceylan gibi hikayesi ve her zamanki süper kamera planları bütünlük içerisinde olan filmleriyle hatırlanmalı ve evet, diğer filmleri asla bu filmle karşılaştırılmamalı.

    japanese telecom   26 Ekim 2006 00:31   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Iklimler 22 salonda oynuyor,Hokkabaz ise 367 salonda; bu bilginin verilis nedenini merak ediyorum.Yani biz Turk milleti olarak sanattan anlamiyoruz,Nuri Bilge Ceylan catir catir sanat yapiyor,Cem Yilmaz ise bir saklaban,yaptigi film de bok gibi olur,oyle mi.Peki bu yargiya varmamiza sebep olan nedir,soyleyeyim.Nuri Bilge Ceylan'in ve Cem Yilmaz'in ayri ayri kafamizda yarattigi imajlar,NBC'nin Cannes'da ve Antalya'da odul almasi.Ben ilk olarak teshisimi koyuyorum buraya,hani salon/kopya kiyasina girilmis ya,en buyuk kiyasi kendi fikrimce ortaya ativeriyorum;Hokkabaz,Iklimler'den daha "film" bir film,biraz beylik bir deyis sececek olursak,daha "guzel" bir film.
    Neden?

    Iklimler'i sevdim,sevmedigimi soyleyemem.Yalniz sinopsisi 2 satir olan bir film oldugunu goz ardi etmemeli,senaryo ciddi anlamda basarisiz,bu bir.Evet,Ebru Ceylan muazzam oynamis,ama bir de NBC'a bakiyoruz,berbat bir oyunculuk,Nazan Kesal Antalya'da en iyi yrd kadin oyuncu odulunu yine vasat bir oyunculukla elde etmis.Diyaloglar korkunc derecede yapay,siritiyor.Insan,sadece goruntu olsaymis,diyor.Kaldi ki en iyi kurgu ve en iyi yonetmen odulunu kazanan Iklimler'de kurgusal anlamda veya yonetmenlik anlaminda elle tutulur bir seye rastlamak cok zor.Goruntu yonetmeni adayi bir kisi ile izledigimiz Iklimler'de vardigimiz sonuc su;filmi goruntu yonetmeni yonetmis.Ayarlanan kadrajlar,yakalanan ambianslar goruntu yonetmeninin vazifesi oldugu icin ya Gokhan Tiryaki ciddi anlamda dizginleri NBC'a vermis,ya da planlari direkt goruntu gecisinden olusan Iklimler'i goruntu yonetmeni yonetmis.

    Bir sahne goruyoruz,oradan hop baska bir sahneye zipliyoruz,hop ordan baska bir tane ve film bu ve bunun gibi planlar uzerine kurulmus oluyor.Evet,NBC'nin duragan/duru/sessiz anlatimindan soz edebiliriz,ama ayni seyi Kieslowski de yapiyordu,tek yaslandigi sey de goruntu yonetmeninin sectigi harikulade planlar degildi.Filmin en buyuk eksigi bu,2 satirlik sinopsis ve anlamsiz diyaloglarla kurulu bu filmi mute'a alip power point uzerinden slideshow olarak izleyebilirdim,kanimca NBC da bunun farkinda ki,bir sahnede yakaladigi goruntuyu sinifta slideshow olarak goruyoruz.

    Son tahlilde,zayif bir film olduguna inaniyorum.Bir cok yerde muhtesem film,2006'nin en iyi filmi gibi yorumlar okudum,maalesef film bir butundur,ve bu butunu goruntuler/goruntu yonetmenligi tasiyamiyor.

    dream endless   24 Ekim 2006 22:43   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    bilge ceylan, son derece kişisel ve kendinden filmiyle, "yönetmenin olgunluk filmi" klişesini kullandırtmaya karar vermiş gibi... sana bana da söyleyecek fazla bir söz bırakmıyor... dört dörtlük görüntü yönetimi, gayet tatmin edici atmosfer yaratımı, özellikle ebru ceylan'ın muazzam oyunu, son derece etkili ve kolay unutulmayacak birkaç çok özel anla birlikte iklimler'e nuri bilge'nin kişisel başyapıtı denilebilir rahatlıkla...

    filmi ceylan'ın daha önceki çalışmalarıyla kıyaslayacaklar ise yol yakınken bundan vazgeçmeli... nitekim elimizdeki filmde yine bildiğimiz duygular sızıyor içimize belki ama bunu çok daha yakına gelerek anlatıyor ceylan bu kez... buna rağmen bir kucağa oturtup anlatma durumu mevzu bahis değil... en sıcak filmi da bile hissettirdiği lık hissi iklimlerin en sertinden vuruyor bu kez yüzlere...

    filmi ayrı ayrı fotoğraf karelerine bölüp, kusursuz bir albüm hazırlayabilirsiniz kendinize... öyle şık kadrajlar, öyle ambianslar yakalıyor ki ceylan, filimin bir yerinden tutunmamanız imkansızlaşıyor... bilge ceylan oyunculuk konusunda biraz zayıf kalıyor ve özellikle bol diyaloglu sahnelerde ufak çapta bir hayalkırıklığı yaratıyor ama isa karakterinin dalgalanmalarını yansıtma konusunda pek de başarısız sayılmaz...

    ---------- spoiler ----------
    kendinin ve eşinin oynadığı isa ve bahar'ın dengesiz ve kör topal ilişkisinin sonbaharından giriyoruz devreye... güneş ensemizde yumurta pişirtecek derecedeyken şahit oluyoruz bu ayrılığa... mevsimler konusundaki bu dengesizlik filmin tonunu da bütünlüyor bir yerde... aynı iklimin duygusunu çok nadir tadarken isa ve bahar, biz de en az onlar kadar bocalıyoruz, kar soğusunda özlemlerde, yaz güneşinde ayrılıklarda...

    bahar, isa'nın gözlerini kapatıyor; isa ve bahar düşüyor... bu düşüş aynı zamanda derin bir yıkımı da tasvir ediyor... bahar düşüyor ve düşürüyor daha çok... isa'ysa ayaklanıp kırılan şeyleri yerine takıyor ama bahar'a el vermeyi unutuyor bir şekilde... ve başka bir gün başka bir aracın koltuklarında el verip doğrultmayı teklif ettiğinde bahar'a, doğrulabileceklerine inanmayı çok istiyor... her otelin istediğinde çıkarıp boynunu yaslayacağın bir çekmeceye, her ilişinin ikinci bir kez denenmeye ihtiyacı var isa'ya göre... ama bazen içimizdeki nedeni belirsiz şaşkınlık, bu sefer çekmeceye ihtiyacın olmadan da uyuyabileceğine ikna ediyor seni bir şekilde... bahar ise düştüğü anda donan gözyaşlarının ağırlığına daha fazla dayanamayınca ağırlaşıp, ağırlaşıp, kar taneleriyle birlikte düşüp, yok oluyor... derken iklimler en sertinden vurup, en bildiğiniz hislerle boğuyor sizi... film bitiyor, ışıklar açılıyor, salonun ortasında bir kar tanesi beliriverip, burnunuzun üstünde eriyor...

    lost in train station   22 Ekim 2006 18:28   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    şimdilik sadece 22 salonda oynuyormuş.
    367.

    coldfeet   22 Ekim 2006 01:17   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    nbc aynı şekilde devam ediyor kişisel sinemasına...
    ne bir eksiği ne de bir fazlası olmadan..

    xenitis   21 Ekim 2006 21:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    15 dakikalık bir kısa filmi dakikalarca süren planlarıyla uzun metraj diye izleyiciye yutturan ve nuri bilge ceylan'a en iyi yönetmen ödülü verilmesiyle hayret uyandıran film.

    El Fuser   04 Ekim 2006 11:05   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    n.bilge ceylanın an itibari ile son filmi. izlemek lazım. gelemedi bir türlü

    yetersiz veri   15 Eylül 2006 21:49   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :wanadooo

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage