toplam 132 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~110 ahkam var. 1 2 3 ... 6 önceki sayfa »
nine-ee ne okuyodun sen yavrım?
ben-iktisat
n-hee(kafayı aşağı yukarı sallama hareketi)
b-...
n-su ürünleri gibi bi şey mi bu?
b-:/
ekonominin bu kadar kötü olduğu bir ülkede adım başı iktisat fakültesi olması ve her 100 kişiden 40 ının iktisat mezunu olması ne kadar acı.
x- ne okuyosun?
y-iktisat
x-olsun ya
a-e şimdi sen iktisatı bitirince ne olcan?
b-iktisat mezunu
o-bölüm ne senin
ö-ekonomi
o-artık parayı neye yatıralım sölersin bize keh keh
hiç ağzımı bozmak istemiyorum yani şuan.. iktisat dersini sevmiyorum sevmediğimi de fazlaca belli ediyorum.. yeter lan vereyim artık bu sene şu dersi yetti canıma..
immoral bir bilim değildir (bana kalırsa bilim de değildir). zaten bilim veya öğretiler adet, örf ve geleneklere duydukları hassasiyet ölçüsünde immoral olarak adlandırılmazlar.
olan biten şudur: ampirik billimler, insanın algısal yollar ile erişmek istediği mevcut bilinmezliklere derman olmayı dolaysız hedef seçerler. tıp bilmini kısmen müstesna tutarak, fizik, biyoloji veya kimya, insana ilişkin ahlaki kaygılar ile ilgilenmez, muhattap olmaz. yalnızca sosyal bilimlerin, doğaları gereği moral değerler ile, dahili olarak, hesaplaşması zorunluluğu vardır. öte yandan, sosyal bilimlerin temel çatısı çok geniş değildir ve neredeyse tüm sosyal bilimler için moral zaten bir inceleme konusu teşkil eder.
bugün, iktisat, yarı-ampirik olma iddiasını taşıyan iştirakçileri tarafından kendi sınıfı olan sosyal bilim hattından bir parça ayrılmaktadır. ancak bu, hala bir sosyal bilim olan iktisat'ın yalnızca bir (adet) ideolojik yorumudur. tartışmalı bir bilim olan iktisata dair mutlak hakikat olmaktan çok uzaktır. zira, hala sosyal bilim sayılan iktisadın, neden ampirik aklın bir aracı olarak kullanılabileceği ya da var sayılabileceği konusunda, şahsen şu ana dek çok doyurucu izahatlar almadım.iktisadı aktif bir doğa bilmi olarak kabul eden yaygın iddianın arkasında muğlak bir felsefe yatmaktadır. hatta iktisadın aracı olan, yüksek matematik arkaplanına dahi gönderme yapılarak, iktisat ile diğer doğa bilimleri arasında bir benzerlik yaratılmak istenmektedir.
iktisat ilmine ilişkin bu kafa karışıklığının, bugün hala kuvvetli olmasının sebebi, akademik veya pratik yollar ile mainstream eğitim almış ve kendilerine ekonomist denilen kimselerin iştigal ettikleri mesleğin "moral" motiflere yer vermesinin başarısızlık addedileceği, aktif ekonomi birimlerin de sosyal bir bilim olan iktisatı, sadece pragmatik düzlemde benimsemeleri gerektiği fikrinin doğru olacağı inancının yaygın olmasıdır. mevzu bahis durumun, koskoca bir sosyal öğreti ve algılama biçmi olan iktisadın, yalnızca bir biçimi (burjuva iktisadı) tarafından salık verilmekte olduğunu unutmayalım.
bir diğeri için;
(bkz: marksist iktisat)
aptal mahluklar iktisatçılar....parayla ekonomiyle bozmuşlar kafayı zekası en arkada olanlar bir adım ilerlemeyenler...
bende dahil iktisatçı olarak
çankırının umulmadık bir yerinde hiç beklemediğim bir yapıda hapsoldum...adını da karatekin üniversitesi koymuşlar bu viranenin...saçmalıklar üzerine kurulmuş bir şehirde kendime göre bir sığınak bulamadım...burası kendine yetmiyor ki bizleride kaldırsın....
bu arada aramızda çankırılı varsa çok özür...sözüm meclisten dışarı....birileri beni burdan kurtarsın...
help pleaseeeeeeeee
bir kamu yönetimi öğrencisi olarak en fazla zorlandığım dersler iktisat dersleriydi. makro ve mikro yu geçince ne sevinmiştim bir daha görmeyeceğim diye. ama kahpe kader kpss ye çalışırken iktisatı çıkardı karşıma. şimdi hepsini eşşek gibi bilmek zorundayım
eczacılık için öss'ye hazırlanırken kendimi içinde bulduğum bölüm. çok şey kattı bana. yemişim mesleğini, fikir sahibi oldum ben. seviyorum bölümümü.
Çok içine girdiğinizde paradan bile nefret edebilirsiniz (: Tüm dünyayı siz kurtaracakmışsınız, paraya resminizi bastırabilecekmişsiniz hissine kapılabilirsiniz ((:
klasıkler,keynes,yenı klasıkler,yenı keynesler yeni zellandalılar falan kafayı yedirtti
hepsi birbirine gider yapmış götoşlar
cillop sosyo'cular,
Söze şuradan gireyim: ortaçağda bir takım uyanıklar tenekeyi altına çevirmeye çalışıyordu (=simyacılar). Aynı dönemde, güneşin dünya etrafında döndüğü son derece bilimsel bir kabuldü. Günümüzde bu görüşler terkedildi, akıl-mantık kazandı, ne güzel.
Ancak, genelde atlanan, bu iki fikrin de doğruluğundan şüphe duyulan ama yanlışlığının tam olarak ispatlanamadığı dönemde, simyacılar ve astronomların fikirlerin İSPATLARI giderek karmaşık bir hal aldı. Yani, olaylara açıklamanız yanlışsa, zaman içinde karmaşıklaşırlar.
Şimdi, iktisatta Parasalcı-Yeni Keynesyen-Yeni Klasik tartışmalarından da hiçbir şey anlamayanlar, anlamamakta haklılar, çünkü ortada anlayacak birşey yok aslında. Tüm bu okullar, son derece karmaşık argümanlar kullanmakta, ama bu argümanlar hiçbir bilimsel sonuç ortaya çıkarmamakta. İktisat, günümüzün simyası durumunda.
Tüm bunlardan bir BİLİM olarak iktisata inanmadığım sonucu çıkmasın. Eğer iktisadi düşünce Klasikler (normal-neo-yeni) ve Keynesyenlerden (eski, yeni, daha yeni, en yeni, vb) ibaret olsaydı, yüzüne bakılmaya değmezdi, o kesin. Ama iktisat bunlardan ibaret değil. Sorun, iktisatta yaygın bilimsel kabul olarak seçilen şeylerin, tamamen ideolojiye dayanarak seçilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu bilimsel kabullerin de manasızlığı her geçen gün daha da ortaya çıkıyor.
İktisatta şöyle bir garip durum var: merkezde, "neoklasik" tabir edilen bir teori yumağı var (herşeyi 3-4 temel teoriyle açıklama iddiasında olan). Ancak, bir de üzerinde düşünüldüğü zaman neoklasik teorinin tam tersi sonuçlar veren bir takım kavramlar var. Bunlar su ve zeytinyağı gibi birbirlerine karışmıyorlar, ama aynı ders kitabının da farklı sayfalarında kimseyi rahatsız etmeden yer alıyorlar.
Örneğin, ölçek iktisadı (veya, aynı kapıya çıkan ölçeğe artan getiri) diye bir kavram her kitapta vardır. Buna göre, üretim miktarı arttıkça maliyet düşer, veya, en azında DÜŞEBİLİR. Gerçek hayatta da bunu gözlemliyoruz, mesela toplu siparişlerimize indirim yapılıyor.
Aynı kitabın başka bir sayfasında ise marjinal maliyetin sadece ARTABİLECEĞİ anlatılıyor ("arz kanunu"). Ve neoklasik piyasa teorisi çerçevesinde, piyasanın nasıl dengeye geleceği inceleniyor. Ama, uzak bir ihtimal de olsa, azalan marjinal maliyet varken piyasanın nasıl işleyeceğini incelerseniz, çok daha gerçekçi ama iktisata "uygun olmayan" sonuçlara ulaşıyorsunuz. Ve bu da kimseyi pek rahatsız etmiyor gibi görünüyor.
Sonuçta, iktisat teorisi, kendini garantiye almak adına, öğrencileri düşünmemeye, anlamamaya, öğrenmemeye teşvik eder bir halde. Yani, iktisat eğitimine bakınca ekonominin anlaşılmaması üzerine kurulu.
Ne olacak, bu işin sonu, bilmiyorum vallaha :)
sosyal bilimler genellikle formuller üzerine kurulmaz....İktisat insan odaklı bir bilim dalı olduğundan ötürü sosyal bir bilimdir.Belirsizliklerle dolu olması yine insan odaklı olmasındandır.....Burada abes olan;sosyal bir bilimden matematiksel bir sonuç beklenmesidir. =))
Hayatta 2 şeyi sevemedim biri FENERBAHÇEYİ diğeri İKTİSAT DERSNİ:))))))