""bir güney doğu gazisi diyor ki;""
"benim en çok zoruma giden ne biliyormusunuz? her gittiğim yerde, her konuştuğum insanın bana parayı sorması. herkes, ne kadar maaş alıyosun, ne kadar para veriyorlar, ne kadar para aldın diyorlar. biz oraya para için gitmedik ki. bana dünya para verseler git bu işi yap deseler gitmem ama biz oraya bayrak için vatan için gittik; para için değil.
1 ölürüz,
1000 geliriz,
bendimize sığmaz,
taşarız...
Arkadaşlar Uykulardan Uyansınlar!
Geçen akşam saat 19:00 sıralarında murat ÖZYALÇIN binbaşımızın evine haber vermeye giden grubun içindeydim.Kendisi deli murat olarak tanınan gerçekten delikanlı ve yürekli olarak bilinen bir komutanımızdı.Ezgiye haberi verebildik ama diğer çocuklara bir şey söyleyemedik.
Murat Binbaşım kışlalara sığmayan bir insandı.
AyYildizDelisi gittigi partide elbisesi sönük kaldı diye aglıyan o göz yaşlarınıda anlamazlar o acıyıda ama o gururuda yaşıyamazlar
tek istedigim biraz saygı
insan hakları iyi hoş güzelde o bildirileri yayınlayanlarla silah satanlar mayın verenler aynı kişiler! bunu ne zaman görücek insanım
Şehitler ölmez... Eğer unutmazsan
Bugün Cuma.
Yarından sonra...
Babalar Günü.
Dün, şehit düştü bir binbaşı daha.
Murat Özyalçın.
Baba.
Bizimkileri korumak için, kendi evlatlarını koklayıp, bağrına basmış, sonra da, öylece bırakıp onları, gitmişti kahpe pusuların kol gezdiği karanlık dağlara...
Utku, 4.
Özge, 7.
Ezgi, 12 yaşında.
Babalar Günü'nde sarılabilecekleri, öpecek, şımartabilecek bir babaları yok şu anda... Ama, onları öz evlat gibi" bağrına basacak dünyanın en büyük ailesi nin var olduğunu biliyorum.
Adres...
Serap Özyalçın, öğretmen.
Malkara Lisesi, Gazibey Mahallesi, Kızılay Sokak, Malkara, Tekirdağ...
Faks: 0282.427 62 88
e-posta: malkaralisesi@hotmail.com
Yazın kardeşim...
Duygularınızı anlatın... Yalnız olmadıklarını, acılarını paylaştığınızı, sizin eve de ateş düştüğünü, kahraman babalarının hakkını asla ödeyemeyeceğimizi bilsinler.
Biz bir aile isek...
Bu evlatlar bizim.
Yazın.
Yarbay Melih Gülova.
Naz'ı 4 yaşında.
Nazlanacak babacığı şehit.
Adres...
Asena Gülova, yardımcı doçent.
Celal Bayar Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Uncubozköy Kampüsü, Manisa...
Faks: 0236.233 27 29
e-posta: iibf@bayar.edu.tr
Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu.
Eren, 12.
Emre, 17 yaşında.
Babalar Günü'nde...
ÖSS'ye girecek Emre.
Adres?
Bir küçücük dua...
Hem babasına, hem ona.
yağmur,kar, tipi durmaksızın iner siperine
hiçbir ahval engel değil
kemal'in askerine
ne çelik yelek ister,ne korkar hayatından
siper olur korur onu göğsündeki iman
sineye değse mermi ,mayınla kopsa el, ayak
yinede çarpışır gaziler,marşlar okuyarak
yerin altında yatan tüm şehitler kefensiz
attığın kahpe kurşun, kanı bozuk şerefsiz
ölüm gelir yedi kat gökten, şehide açılır yer
o ne müthiş şan ki 1
şuheda naşı musallada, bayrakla yatar...
onlar diriler,sakın ağlamayın analar
haince vurulup sırtından uzanmış yatıyor
vatan uğruna, ya rab ne yürekler yanıyor!
ey, vatan için şehit olmuş
kahraman asker!...
akan kanına mahşerde biçemez kimse değer
kutsal kanın yüceltiyor, ebedi türk ilini
çanakkale yiğitleri de sizin kadar şanlı idi...
sana dar gelecek makberi kimse kazamaz
türk'ü gömelim tarihe dese de, sığdıramaz
uyan türk oğlu türk, nedir üstündeki kasvet?
tarih seninle başlar, ıspatı onaltı devlet
bilmez avrupa, vahşi batı daha dünkü velet
senin ecdanın eseridir beşer-i medeniyet
asırladır senin bu toprak
altı dolu şahadet
sen ulussun, umma hiçbir ümmetten medet
ihanetin bedeli ağırdır
hesabı görülecek elbet
kınalı şehidim, vatanında mekanında cennet
ey şehid oğlu, şehid
ne mutlu sana adın, TÜRK
sana en büyük miras
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Bazıları için küçücük gelen 5 dakika bu vatan uğruna yapılan mücadelede belkide onlarca yüzlerce şehit verdiğimiz bir andır.
O 5 dakika yaşamla ölüm arasındaki pamuk ipliğinden farksız olabilir.
Bir mermi yedikten veya bir mayına bastıktan sonra gözlerine perde inmiş , açtığında mavi gökyüzü karanlıklaşmış gören askere sorun o 5 dakikayı
Bana inanın 5 dakikayı belkide onlardan daha iyi anlatabilecek canlı yoktur bu evrende.
Ben burda birşeyler yazarken Türkiye Cumhuriyeti uğruna belkide daha önce keşfedilmemiş bir yerde tek başına düşman sesini duymasın diye sessizce nefes alan askere sorun o 5 dakikayı
O bazılarının küçümsediği 5 dakika bu vatan uğruna oğullarını veren bir annenin akıttığı gözyaşıdır belkide...
Böyle bir yazı yazdığı için genie adlı arkadaşımıza teşekkür ediyorum.
Zaman ayırıp okuyanlara da.
Ne Mutlu Türküm Diyene
dün bir arkadaşımın kafesine uğradım ve orada son şehitlerimizden biriyle omuz omuza askerlik yapmış biriyle tanıştım. kendisi de yeni terhis olmuş. komutanlarından (tanıştığım kişi öyle dedi; rütbesi umurumda değil, o da askerdi) bahsetti bana mayına kurban giden. askerine ceza vermek yerine ona küsen bir komutan düşünebiliyor musunuz? kızamıyor, küsüyor. ve bu insan kahpece bir saldırıda yaşamını kaybediyor. bu ve bunun gibi yüzlerce insan. önemli olan bu sanırım. insanlar ölüyor! hiç uğruna kayıplar veriyoruz ve adını politika koyuyoruz.
kayıpların evlerinde sönen ışığı ise sözde ampullerle aydınlatmaya çalışacak mı dersiniz hala Türk Milleti?
bunu bırakın görmeyi, düşünmek bile istemiyorum!
Evet en kutsal mertebe şehitlik ama her gün toprağa insan gömmeyi kutsal sayan politikayı lanetliyorum!!
ve genie, duyarlılığın için bir kez daha teşekkür ediyorum.
bir kez daha gerçekleri hatırlatmışsın ve yaşatmışsın..ve..biz senin neden bunları yaptığını biliyoruz genie..gerisini boşver...saol...bütün yazdıkların ve birilerine bişeyleri anlattığın için...
Çok güzel bi yazı gerçekten.
Ben gerçekten televizyonda ana haber bültenini izlediğim zaman ağlıyorum arkadaşlar bu kadar kötü iç gıcıklayan görüntüler görmemiştim.Artık haber izlemiyorum çünkü her dakika sinirlerim bozuk yüzüm asık dolaşıyorum.Savaşın olmasını ben başta istemiyorum ama bu PKK denen şerefsiz insanlar adam gibi savaşmıyolarki bütün hileler bunlarda hala şerefsizce mayın döşeyip askerlerimizin canlarını alıyolar.Türkiyenin içi dışı kan ağlıyo,eminim sizde ben gibi televizyonlarda ağlıyor,iç çekiyosunuzdur.Arkadaşlar gerçekten ağlamak iç çekmek fayda etmiyo.herkesin toplanıp eylemler,protestolar,yürüyüşler yapıp insaları bilinçlendirmesi gerekiyor.Zeka özürlü başbakanımız şehitler üstünden siyaset olmaz diyo peki kendileri yıllardır din üstünden siyaset yaptığının farkında değil mi? Bu gidişe nasıl son verilecek ben bilmiyorum.Hala çok korkuyor ve üzülüyorum ama, üzülmek gerçekten fayda etmiyor ne yazıkki...
sanmayın pkk yla başa çıkamıyoruz.o kadar çok temizlenen oluyor ki.türk ordusunun ölen pkklı sayısını gizlemekteki amacı pkkyı daha da canlandırmamak.direnişlerini arttırmamak.şehit ailelerinin başı sağolsun.
TTK!
Dilde, elde tüy bitti.. Yürüdük, bağırdık, yazdık, okuduk, okutturduk... Gösterdik, anlattık, dinlettik.. Ama hala haberleri izleyemiyorum ben, hala gazeteleri okuyamıyorum.. Onlar okuyorlar.. Onlar hala koltuk sevdasındalar.. Onlar hala AB'nin kapısındalar.. Helal olsun onlara!..
@genie, bu ilk ya da son değil yazılan,söylenen,okunan,anlatılan.. Maalesef.. "Özür dilerim asker!.." en güzeli bu sanırım.. Denebilecek tek şey bu...
"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN..."
kötü zamanlar geliyor, hemde çok kötü...
arkadaşlar uykulardan uyansınlar!!!
uzun zamandan beri okurken ağlamamıştım. gerçek dünyanın gerçeklerine perde çektik laylaylom yaşıyoruz işte. nasıl olur bilmiyorum ama uyanma vakti çoktan geldi...
Beş ayda beşi subay tam 50 şehit verdik.Bunun yanında sivil kayıplar da var.O şerefsiz itler yine azdılar.
Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bir bütündür!
OĞLUNU BEKLEYEN ANNE..
Bazılarının kulakları sürekli telefonda, telefonun çaldığı saate göre kalplerinde bir acı belirmeye başlıyor. Bu acı belki de gelen bir ölüm haberi oluyor. Gencecik bir bedenin beklendiği eve canlı bedeni yerine tabutu geliyor. Bir ateş düşüyor ki anlaşılmaz. Oğluna beğendiği gelin kızın, bembeyaz gelinlik içinde hayal eden anne, oğlunun bembeyaz kefeni ile karşılaşınca, o zaman anlıyor ki bu dünyanın bugün konuştukları onun için hiç önemli değil. O biliyor ki oğlu yanında olsaydı, bugün dünyanın tartıştığı olaylar onun için önemli olacaktı. Ona can lazımdı; ama o can gidiyordu.
Haberler her seyrildiğinde, içlerde bir korku var. Acaba nerde hele bir de Oğlunun olduğu yerde ise annenin kalp atışları birden artıveriyor, kulağı telefonda ya da hemen telefona sarılıyor, oğlunun asker olduğu birliği arıyor.
Oğulları 15 ay askerlik yapıyor, onlar ise her günü bir yıl gibi yaşıyorlar, hep o korku var. Acaba acaba soruları içinde kavruluyor yürekler. O zaman işte ne politikanın ne de Kuzey Irak’a girmenin bir anlamı kalıyor ne de mecliste verilecek oyun.
O anneler mal canın yongasıdır hayat felsefesi ile yaşadıkları için önce cana bakıyorlar. Onlara can verecek olanlara, ama ne bir can veren var ne de teselli eden. Her gün haberlerde verilen şehit haberleri bizim için yazık, tüh diye geçiştirilip 2 gün sonra unutulurken, bunları yıllardır unutamayan anneler, babalar acı içinde kavruluyor. Umutlarının yitişini seyrediyorlar. Her şey birden anlamsız geliyor, hayata küsülüyor.
20 yıl emek verdikleri, içlerinde sevgisini taşıdıkları oğulları bir kurşun ile yok olup giderken, onlar bunun ne anlama geldiğini bir türlü anlamıyorlar. Sonu aynı olan insanların, hırsları uğruna göz kırpmadan kıydıkları çocuklarının neden öldüğünü anlamıyorlar, anlayamıyorlar. Çünkü onlar sevgi yoğurdukları bedenlerine zorla lanet aşılayan insanların amacından çok uzaktalar. Onlar sadece her akşam aynı sofrada beraber oturdukları çocuklarının, bir gün gelip de eve dönmesini bekliyorlar. Plazalarda oturmaktan çok onlar için bir can önemli.
İşin acı tarafı da bu insanlar bile ölümü sevmeye alıştırılıyor. Bir ölü haber geldiğinde Allaha şükür bizim ki değilmiş diyebiliyorlar; bu insanlar ölüme şükretmeyi öğreniyorlar. Ölüme şükretmeye başladıkları nokta ise sevgilerinin bencilliği ortaya çıkıyor, ama onlar aslında paylaşmaktan yanalar.
Acınızı paylaşıyoruz diyenlerin sözleri, kulaklarına girmeden çıkıyor, çünkü bu öyle bir acı ki yaşamayan anlamıyor, tüm sözler havada kalıyor.
“Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden Mezara koydular beni
İşte bu annelerin durumu da bu ölmeden mezarı yaşıyorlar, acıyı içlerine çekiyorlar. Boş vaatlerin peşinde sürüklenmek istemiyorlar, onlar için mal hala canın yongası, ama ortada can yok. O zaman tek servetleri her gün döktükleri gözyaşları ve bu gözyaşlarından çocukların mezarında yeşeren çiçekler
eline sağlık genie kardeşim. maalesef duyarsız yaratıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. onların da canı sağolsun...