Nazım Hikmet'in Bahar Gülü adlı yazısı... Hep baharda kalıp bir türlü bahardan geçemeyenler için:)
Akşamdı adı bahar mı gül mü güz mü ilk görüşte gülmeye başlamıştı. Biraz dalgın sesi titrek selam vermemiştim, oysa belki de kırdım istemeyerek. Hızlı hızlı yürüyordu. Kaşını almış, dudağını boyamıştı. Yüzü sonbahar hüznü, güneşe benziyordu gülüşü. Birden bire geldi... Beklemiyordum... Keskin bir bıçak gibi saplandı aklıma; hep böyle cana yakın mı bakar acaba? Akşamdı... Uzak bir deniz kenarında oturmuş efkar yakıyordum, karanlık tutmuştu yolları... Kimbilir kimin boynundaydı kolları gecelerdir. Kötümserdim... Sakallarımı uzatmış durup durup uzakları dinlemiştim... Belki de bir zehirli göz tarafından zehirlenmiştim. Telefonu geldi aniden; dilinde kelimeler bir şeyler söylüyordu, dilinde kelimeler silerek bilmeyerek bir şeyler söylüyordu... Gülerek yaz geçti, kış geçti benden... Bir bahar geçti... Ben bahardan geçmedim... Akşamdı, uyanıktım, yatağımda oturuyordum... İstanbul mışıl mışıl uyuyordu... Şimdi ne yapıyordu, ne yemiş ne içmişti? Nerede dans etmişti? Gözleri dolu muydu yoksa, düşleri dolu muydu? Neyse neyse bunları düşünmek istemiyordum... Kanıma girmişti bir kere; sanki başı göğsümde, eli elimdeydi. Yaşamak sevmekten geçer diyerek belki de sevdim isteyerek... Sabahtı... O yoktu, ben yıkılıp gitmiştim. Bir daha ne zaman nerede ne olacağımızı ikimizde bilmiyorduk. Belki yeni başlayacaktık, belki hiç başlamayacaktık... Belki de başlayıp bitirmiştik... Belki de... Belki de...