Can Tigana'yla vedalaşma
Tüm özelliği, gözünü bürümüş başarı hırsından ileri gelen süper ligimizde; başarısızlığı daha sezon başından ilan edilen bir teknik direktör, görevini kendi elleriyle teslim etti geçtiğimiz hafta. Ulemadan geçilmeyen futbol dünyamız, bu istifa haberinin ardından rahatladı. Tigana gidiyor!.. Şimdi her şey çok güzel olacak. Süper ligimiz, futbol sayfalarımız, yazanlarımız, çizenlerimiz huzura kavuştu. Artık futbolumuz kalitesiz kimliğinden sıyrılacak, spor sayfalarımızda en sefilinden tartışmalar yürütülmeyecek; artık tribünler çiçek bahçesine dönecek. Çünkü Tigana gidiyor. Çalsın davullar!..
Danayı bile delirten bir sistemin içinde insanların delirmemesi mümkün mü? Topluca delirdik... Bizim neyimize gerek uzun erimli planlar, emek, özveri, disiplin... Biz oyuncuyla, hocayla, yöneticiyle kanka olmaktan yanayız. Yolumuza set çekeni sular seller gibi ezer geçeriz. Biz kaos severiz, gerilim severiz ve şerden medet umarız. Tigana gidiyor, çalsın davullar! Yeni gelen hoca için çoktan hazırladık tenekemizi. Tigana'nın ardından çaldığımız tenekeleri bağlayacağız yeni gelen hocanın kuyruğuna...
Yalnız bir kovboy
Ülkesinde ona Lucky Luke diyorlarmış yani bizim bildiğimiz Red Kit. Her finalde batan güne doğru atını sürerken söyler şarkısını; "Ben yalnız bir kovboyum�" Aynen öyle� Yalnız bir adam olarak kaldı, yalnız başına savaştı. Oysa ben de umutlanmıştım� Gene yanıldım. Ne kadar safmışım...
Şampiyonluklar ve başarılardan daha önemli bir şeyi anlatmaya çalıştı Tigana. Belki duyulur sanmıştım ama olmadı. Gene bizim gürültü kirliliğimiz bastırdı anlatmaya çalıştıklarını. Belki sahaya bakıp anlaşılır dedim. O da olmadı. Sahaya bakanlar, gencecik bir takımın ligi sonuna kadar götürmek için gösterdiği çabayı değil de atılan yanlış pasları gördü, yuhaladı, küfretti. Sahaya bakanlar gördüklerini değil, görmek istediklerini yazdılar. Takımı için canını dişine takan Serdar'ı görmediler. Görseler de "bir sağbekten ön libero mu olurmuş" diye yaygara koparmak için süzdüler olan biteni... Onlar, iş ahlakına sahip olmadığı için Tigana'nın gazabına uğrayanları sahiplendiler. Büyük bir yeteneği yok etmekle suçladılar. Sahaya yansımayan, arkadaşlarıyla ter dökmeyen yetenekten kime ne hayır gelir ki?
Şiddet sarmalını besleyen cümlelerle donanıyor her yazı ve oyun olmaktan çıkan bir futbol yaratılıyor. Başarı için gözü dönmüş bir kalabalık var ve ne yazık ki böyle olduğu sürece o başarı hiç gelemeyecek.
Başarı bazen Serdar Kurtuluş'tur, İbrahim Kaş'tır, Bobo'dur. Başarı bunların omuzlarında yükselen takımdır. Başarı bazen üzülmeyi bilmektir. Geleceğe dair umut beslemektir. Bir şampiyonluğa kaç gün sevinebilirsiniz ki? Neyse sorun değil Tigana gidiyor. Tıpkı diğerleri gibi...
Red Kit yalnız bir kovboydur, evinden uzakta� Tigana da öyle. Görünürde sırtını sıvazlayan yöneticiler, gitmesi için her şeyi yaptı. Ayların anası ocak zaten mayısta ne doğuracağını bize göstermişti. Ultrasondan falan değil gazete sayfalarından. Görmemek için kör olmak gerekirdi. Belki vurup kapıyı gitmek en doğrusuydu ama, o kaldı. Kalışını anlayamayanlar çıktı. O eleştirdiğine benzemekten kaçındı. O sözünü söyleyeceği günü bekledi ve her onurlu insan gibi günü geldiğinde sahneden çekildi. Başkası istediğinde değil, olması gerektiğinde. Fakat bütün günahları sırtına yüklediler.
Beşiktaş'ın kaybettiği şampiyonluk yarışında bütün günahlar onun. Altını oyan yöneticiler, kaos simsarları herkes yerinde ve bir tek o gidiyor. Gidecek ve gitmeli de. Biz yine kendi keşmekeşimizde debelenip duralım. Burası kimleri yemedi ki? Guus Hiddink, Avrupa şampiyonu olup geldiğinde burada futbolu bilmediğini öğrendi. Öyle ya futbolu biz icat ettik. Her yıl her kupayı biz alırız. Dünya bizim önümüzde secde eder. Tigana gitmeli ve gidiyor. Yanında birazcık biriktirdiğimiz umudu, hevesi ve belkilerimizi de götürüyor. Götürmeli de zaten. Onlar buraya fazla. Onlar burası için gereksiz.
Teşekkürler
Tigana gidecek başkası gelecek ama ben yazacağım. Benimle birlikte de benden sonra da yazacaklar çıkacak. Futbol böyle bir şeydir. Şimdi ve gelecekte pek çok defa düşersin, düşeceğini bilirsin. Çünkü sahada koşmak tökezlemek ve düşmektir. Düşe kalka atılır bütün goller. Düşmeden, acı çekmeden bilmeyi, anlamayı öğrenemeyiz. Bunu kavradığımızda başka bir futbolu başka gözlerle seyredeceğiz. Belki bizden sonra; ama birgün mutlaka!
Güle güle Can Tigana. Kazandığın üç kupa için seni tebrik etmeyi düşünmüyorum. Sadece kazandırdıkların için teşekkür ediyorum.
Kaynak: 15.05.2007 Milliyet - Nilay Yılmaz Köşe Yazısı Toprakta ve Çim Sahada Yakan Top
Kişisel Not: Tüm Çarşı'ya Sesleniyorum. Bari bir teşekkürü eksik görmeyelim Tigana'dan.