ince memed yaşam stilisti.. umut ekmeği gibi..
abdi ağa ölüe yerine kel hamza gelir. ölür yerine başka abdiler hamzalar gelir. ama bir ince memed olur yerine bin on bin ince memed gelir. içteki kurt olmez. onlar azlık ince memedler çokluk..
sonra her yer birden seyran kokar..
okudum tekrar okuyacağımm :) hiçbir kitabı bu denli severek okumadım ve okuduktan sonrada bu denli sevmedim
yüce dağ başında bir koca kartal açmış kanadını dünyayı örter
çakmağı yandıran kavdır
demiri dövdüren tavdır
dayan ince memed
şimdi direnecek çağdır
ince memed toroslar’dan gürledi
buhurcular kulak verip dinledi
onyedi kurşunu yedi ölmedi
dayan ince memed dayan
n’idelim gardaş n’idelim oy
tut elimden ince memed
gidelim dağlar gidelim oy
kıratın boynunda püsküllü koza
kanlarım damladı çimene toza
kurtulursam eğer sorarım size
buhurcular bölük bölük geldiler
ak bağrımı delik delik deldiler
duvarın dibinde resmim aldılar
ak kağıt üstünde
tanıyın beni gardaş n’idelim oy
dayan ince memed dayan
n’idelim gardaş n’idelim oy
tut elimden ince memed
gidelim dağlar gidelim oy
yek pare yürek
mecbur adamın romanı..
Ah o çakır dikeni yok mu nefret ediyorum kendisinden. ilk 2 cildi okurken hurriyet gazetesinde cıkan bir yazıda; Yaşar Kemal'in ilk cildi yazarken büyük yokluklar çektiğini hatta evinde ısınabilmek için yazdığı sayfaların bir kısmını yaktığını, gazetede çıkan tefrikalar sonucunda romanın büyük başarı elde ettiğini sonunda kitap olarak basıldığını, aradan biraz zaman geçtikten sonra 2. cildi çıkardığını daha sonra da Yaşar Kemal'in aradan geçen yıllar sonucunda parası bittiği için 3. ve 4. ciltleri çıkardığını okumuştum.
Kimbilir belki de bu yazıyı okuduktan sonra 2. cilt biraz zorlama yazılmış gibi gelmişti ve 3. ve 4. ciltleri okumayı ileri bir tarihe ertelemiştim. Ama o 1. cilt... tek kelime ile muhteşem. Hatırlıyorum bitmemesi için kitabı kapatıyordum fakat dayanamayıp tekrar açıp okumaya devam ediyordum.
Daha once okumamış, hatta kalınlığı nedeniyle gözü korkmuş olan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
Akçasaz, Anavarza, bembeyaz köpüklere batmış al atının üstünde yüreği inip inip kalkan ve terden ıpıslak ince... Ve tetiğe yaslanıp Abdi ağanın hesabını kesiveren o hırçın yürek.
Aslında Yaşar Kemal'in bu eski ve belki de en bilindik romanı daha sonraki zaman dilimi için yazarın içten içe öfke duyduğu feodal düzene bir başkaldırıyı simgeliyor. Hal böyle olunca, Yaşar Kemal de Türk edebiyat tarihine ağa-köylü ikilemini hemen her romanında işleyen bir dev olarak adını yazdırıveriyor. Aslında onun, bırakın paragrafları, sayfalar süren betimlemeleri ile roman yeni bir yüz kazanıyor, hayat buluyor, okura doyumsuz anları müjdeliyor...
bence türk edebiyatının en unutulmaz karakteri.birinci kitabını okumaya doyamadım. .ama serinin devamı aynı tadı vermemiştir maalesef.
yaşar kemal yazınının en önemli eserlerinden biridir, 4 ciltlik bir seridir..ilk ikisi önce yazılmıştır, diğer ikisi ise sonradan (sanırım arada 20-30 yıllık bir zaman farkı var) yaşar kemal anlatamının en güzel ve en yalın hali bu kitaplardadır, başından itibaren tasvirler ve betimlemeler insanı sanki Çukurovaya götürür, Anavarza Kalesini görürüsünüz ve burnunuza püren kokusu gelir..sanki çakır dikenlikte yürüyor gibi hissedersiniz kendinizi, bir koyakta yatarsınız geceleyin, Topal Ali ile iz sürersiniz..türk edebiyatının kilometre taşlarından biridir..
her seferinde jandarmaları öldürmemek için sonunda canını veren güzel insan bir nevi yerli robin hood
yaşar kemal adını dünya edebiyatına kabul ettiren roman. rahatlatan tasvirler içeren, hayal gücünü hareketlendiren nadir türk romanlarından.