"paradise lost - lost paradise" devrik kullan olsun edebi sorun
:)
fakir edebiyatı gibi bişi işte.
inş seneye okucaım böLüm ..
ing edebiyatı derkene alman edebiyatı okuorumm
"ben coleridge ve wordsworth'u tanırım gerisi yalan derim..
çekilirim köşeme
untitled 22 Eylül 2006 11:57 "
william shakespeare demeyi unutmuşum
okurken nefret ettiğim ama bitirmeden bi süre önce aşık olduum bölümüm..ullyses bitirdin beni,ama senin gibisini de görmedim,en zor dersimde en profesyonel araştırmamdı,pedru yu da unutmamak lazım tabi efsane hocam benim...bahsedilecek o kadar çok şey war ki aslında...
ama mezun olduktan sonra genek kültürden başka hiçbişeye YARAYAMAYAN bi bölüm olması ziyadesiyle üzüyor insanı..
gerçekten de kafayı kırar uğraşırsanız normal bi insan olarak kalmanız çok güç bu bölümde..ziira sıyırmamak elde deil:))
çok ecdadsızlar
Bölümde erek bulmak oldukça zordur
okursunuz okursunuz ve okursunuz 4 yıl boyunca
Adam and Eve, alienation, Shakespeare, Jane Austen, colonization, good and evil, discrepancy between appearance and reality, Oscar Wilde, changable social masks.... ve benzerleri kelimeleri ve kişileri sıkça duydugunuz, kulagınızın artık aşina oldugu bölümdür.
mezun olduktan sonra artık fazlasıyla bilgi depolamışsınızdır, bilgileri dışarı vurmak istersiniz ama etraftaki insanlar bazen sizi anlamsız bulabilir.
sadece edebiyatı öğretmez bu bölüm hayatı öğretir, bakış açınızın değişmesinde çok ama çok büyük bir rol oynar, hatta başroldedir bu konuda...
seviyorum bölümümü hem de çok...
oscar wilde mahvettin beni
tanidiklarim ogretmenlik yapiyor...
okudum bitti gitti
ingiliz dili yeterli
okuduğum bölümdür,mary shelly's frankenstein diye anlatımın defalarca ağız değiştirdiği bi kitapla bölümüme başlatılmış ve nası bi mantıksa sonradan kısa hikayelere geçip hepimizin çıldırması sağlanmıştır.erkek bulmak zordur,alınan farklı kültürden ve aşırı edebi eser yüklemesinden olsa gerek bölümdeki kızların %80'i eşcinseldir,%10'u heteroseksüel diğer %10'uysa bi karar verememiştir.Yurt partileri epey eğlenceli. :D
ingiliz dili ve edebiyatı öğrencileri aşırı yüklemeden devredışı kalabilirler.duyarsızlaşabilirler ya da aşırı duyarlı olabilirler.ayarları biraz kaçıktır.hatta bazısı 'ignorance is bliss' diye bağıra bağıra dolanır.garip tepkiler verebilirler.
okuduğum bölümdür..
canımdır cicimdir..
bazen tam dayaklıktır..
ben coleridge ve wordsworth'u tanırım gerisi yalan derim..
çekilirim köşeme
ingiliz dili ve edebiyatı mı ingiltere edebiyatı mı?
kötü bir tartışma olmuş burada. üzüldüm.
ingiliz edebiyatı ingiliz edebiyatıdır. hatta okuyan bilir ki hindistan edebiyatı da postkolonyal damarından burayla ilgilidir. jamaika edebiyatı da. mesele burada ingilizce olmasıyla alakalıdır. amerikan edebiyatı de tabi, e güzel evladım. o tamamen ayri bir kültürün oluşmasıyla alakalıdır. hatta kanımca da bu ayrım gereksizdir. ancak amerika birleşik devletleri bir kültür politikası olarak bu bilim veyahut da sanat dalını tüm dünyaya dayatarak eleştiri alanında kendilerine bu isimle yer kazandırmıştır.
mesela kafka bir alman edebiyatı figürüdür. burada etnik bölücülük yapmanın bir anlamı yoktur. mesele dildir. o zaman yahudileri ayıklayalım. ırkçılık diyalekt falan diyeceksek.
ken loach mesela filminde ingilizceye benzeyen bir dil kullanır ama bir ingiliz sineması figürüdür. aynı şekilde türkçe yazan kürt edebiyatçı diye bir şey de yoktur. cemal süreya de de kafanı kırayım. kürtçe yazan, yazılı kürtçe bilen bir avuç insana hitap etmeye çalışanlara lafım yok. onlara kürt edebiaytı demenin bir sakıncası yoktur. telifi kürtçe diliyle yazılmıştır zira.
irlanda nedir galler nedir iskoçya nedir kuzey irlanda nedir. ingiliz edebiyatı dediğimiz şey ingilizcedir. ingiliz halkını veya tercih edenler için ırkını bağlamaz, ingilizce dilini bağlar. bu açıdan elif şafak bile postkolonyal damardan ingiliz veya amerikan edebiyatı figürü olabilir. nerede yaşadığın da önemli tabi. az önceki lafımı ciddiye alanlara bir şaka olarak.