toplam 79 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | LolaS |
| tuttum | adasakini |
| tuttum | Francis Felidae |
| tuttum | benyagmurvesonbahar |
| tuttum | molecule |
| tuttum | cilekesdoktor |
| tuttum | dizzy scarface |
| tuttum | kahvekedi |
| tuttum | Nik0 |
| tuttum | grey utopia |
| tuttum | nofate84 |
| tuttum | cristophermarlowe |
| tuttum | sefilkedi |
| tuttum | kidloco |
| tuttum | I and their |
| tuttum | weeping meadow |
| tuttum | ligea |
| tuttum | efrasi |
| tuttum | dorukst |
| tuttum | sokak perisi |
~24 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
“Günümüzde hoşgörüsüzlük, bildiğim çok sayıdaki olaydan bir sonuca varmam gerekirse, öteki söylemleri dışlayan belirli bir söylemin dayatılması şeklinde değil, daha çok, her tür söylemin reddi şeklinde, kendi içinde söylemin alaya alınması şeklinde kendini gösteriyor. Sonuçta, örtük olarak öngörülen, sessiz değil, iletişimsiz bir dünya olsa gerek: Kendini zaman zaman bireysel ve toplu saldırgan çıkışlar, zaman zaman gerilimdeki düşüşler aracılığıyla dile getiren bir dünya. Aslında sözün ciddi bir hastalığa tutulduğu, uzun bir süredir açıkça ortadaydı; sözgelimi, siyasal dilde bir yoksullaşma, anlamların silikleşmesi ve silinmesi olgusu yaşandı. Bugün sözün reddi, artık başkalarını dinlemek istememe, bence bir ölüm arzusunun göstergesidir. Dışarıdan hiçbir şeyin bize erişemeyeceği; öteki’nin, ulaştığımıza inandığımız tamamlanmamışlık halini sürekli olarak bozmak üzere araya girmediği durumu hedef edinmek, ölülerin durumunu kıskanmak demektir. Hoşgörüsüzlük, dışımızda olanın, içimizde olduğuna inandığımız şeye eşit olmasını, yani dünyanın cesetleşmesini dilemektir. Bazı durumlarda hoşgörüsüz kişi öldürücüdür; her durumda kendisi bir ölüdür.”
İtalo Calvino-Söze Dair
atalarımız üçlemesi:
ikiye bölünen vikont
ağaca tüneyen baron
varolmayan şövalye
" Bazen de duman dudaklardan çıkar çıkmaz yoğun ve ağır, havada öylece duruyor, başka bir görüntüyü, metropollerin çatıları üzerinde biriken buhar ve kokuları, dağılmayan opak dumanı, ziftli yolların üzerine çöken zehirli havayı getiriyordu sahneye. Ne belleğin değişken sisleri, ne kuru saydamlığıydı bu, kentlerin üstünü bir kabuk gibi saran yanmış yaşamların yanık kalıntıları, artık akmayan bir yaşam cevheriyle şişen sünger, hareketin haliyle taşlaşmış yaşamları donduran geçmişin, şimdinin ve geleceğin tıkanmışlığıydı.. ,,,"
görünmez kentler ....... kent nedir sorusuna verilmiş en güzel cevabı içinde barındırır fikrimce ....
Palomar, insanın içini burkan, farklı bir okuma ile level atlatan kitabı Calvino'nun...
"eğer zaman tükenecekse, anı anına anlatılabilir bu" diye düşünüyor Palomar. ve her an, anlatılınca, öylesine genleşiyor ki, sonu görülmez oluyor...
bir kitabın nasıl yazıldığını anlattığı için postmodernist bir özellik gösterir bir kış gecesi eğer bir yolcu kitabında. kitaplarının içinde kaybolursunuz. ilk cümleden itibaren siz de o kitabın bir öğesi olursunuz artık. okuru bir güzel yönlendirir aslında kitaplarında, siz farkında bile olmazsınız bu durumun.
hep merak etmisimdir "karda kaybolan kent" romanında kaybolan Marcovaldo muydu yoksa italo mu....yitik duygulardan arınmıs herkese belkide
hiç okumadım, isminden dolayı kendisini severim.en yakın bir zamanda en yakın kitabına yakınlaşıp okumayı kendime görev bilicem.
yahu ne eğlenceli bir adamdır bu, su gibi anlatır, çağdaş masalcı...
zaman ve mekanın ötesine götüren yazar..işte ben bu hayal gücü içinde kaybolmayı seviyorum dediğimiz..beynimin ilgili kısımlarının deniz yatağı...
marcovaldo karakterini bilir misiniz?
tam bir anti kahramandır.
Küba asıllı yazar, eserlerini genç yaşta göç ettiği İtalya'da yazmıştır. aynı zamanda komunist parti üyesidir.
eserleri: ağaca tüneyen baron, ameraika dersleri, bir kış gecesi eğer bir yolcu, gözlemci, ikiye bölünen vikont, jaguar güneş altında, palomar,savaşa giriş, varolmayan şövalye, zor sevdalar, karga sona kaldı, sıfır zaman, marcovaldo ya da kentte mevsimler, kesişen yazgılar şatosu ve de kozmokomik öykülerdir.
kozmokomik öyküler ile zamanın öncesine dair öyküler yazabilmiş yazardır kendisi. özellikle evrim basamaklarında sudan karaya geçiş dönemindeki bir canlının karaya bir kac nesil once cıkmıs birine askını anlatması eğlendirmiştir beni.
italo calvino denince akla nedense görünmez kentler gibi onun daha entellektüel yapıtları gelir öncelikle.. sanırım, anlamsızsa iyidir gibi bir motto bu..
oysa benim için italo calvino demek atalarımız 1 2 3 adlı üçlemedir.. ve özellikle gurdulu..
ama bu başka bir etiketin konusu herhalde..
görünmez kentler'de şöyle yazmıştır:
"biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. iki yolu var acı çekmemenin: birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. ikinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek."