bi kere gittim gözyaşlarımı zor tuttum
bahadır için internette pak bahadur için özgürlük platformu açılmıştı.
biraz önce tekrar baktım da şarkı bile yapmışlar bizim file. bu saatten sonra özgürlüğünü versen nolur ki 60 yaşındaki hayvana? free willy/özgür willy sadece bir filmdi. nasıl başedecek uzak kaldığı doğal ortamına? nasıl yaşayacak? "fittest survives" ilkesi nolacak? gereksiz savaşlar bunlar. onun yerine hayvanat bahçesini iyileştirseler, beton yaşam alanlarını ortadan kaldırsalar!!?
ayrıca öldü diye hatırlıyorum onu ben :(
bir de filin ağzından "halka sesleniş" var ki, iğrendiğim için tüylerim dikeliyor.
neyse, zürafanın adı da Emre, onu unutmam.
allah diye kükreyen aslan efsanesi olmasaydı izmir'de bir hayvanat bahçesi oldugundan bi haberdik.
en son gittiğimde, ki nerden baksan 3 sene olmuş, sevgilime doğumgünü için yavru siyam kedisi alacaktım. tabi böyle sürprizler eskide kaldı. şimdi kimse sevgilisine yavru kedi hediye etmiyor. onun yerine abik gubik şeyler alıp veriyorlar. neyse. bende bu kedilerin erkeği var bi tane, dişisinden de adama alayım da, hem onlar arkadaş olsun, hem biz dediydim. (olm, ne fesatsınız?) neyse gittim görevliye. beni siyam kedilerinin olduğu büyük bir kafese götürdü. bir kaç ay önce yavrulamış anneleri. böyle 4-5 tane siyam. ''hangisi?'' dedi görevli. sanki manavdan karnabahar alıyorum. ''içeriye girebilir miyim?'' dedim. omuz silkti. arkadan dolaştık. kafesi açtık. girdim içeri. ayyyy! nasıl berbat, nasıl pis. ''yazık ya bu hayvanlara.'' dedim, ''nasıl?'' dedi, ''yok bişey!'' dedim. dört bir yana kaçışan yavru kedilerden bir tanesini yakaladım. hemen altına baktım. kukusu var. güzel. çok da sağlıklı gözüküyor. ''bunu almak istiyorum ben. ama annesi ve kardeşleri bunalıma girmesin?'' dedim. veteriner olduğunu iddia aden ve aslında kapıcı olduğundan şüphelendiğim bıyıklı bi amca ''yok yok. bişey olmaz.'' dedi. sonra ben 30 ya da 50 milyon türk lirası verdim. şaşkın bakışlarım arasında makbuz verdiler bana. baktım, üzerinde ''bir adet kedi'' falan yazıyor mu diye; yazmıyordu. küçük bir karton kutu rica ettim. kediyi içine koymadan baktım gözlerine. ''lokum gibisin kızım sen. adın lokum olsun.'' dedim. miyavladı. bu da izmir hayvanat bahçesi ile ilgili bir anımdır.
o değil de, ne yaptı acaba lokum'u bunca sene sonra? kesin bakamamıştır da, annesine vermiştir. ipne!
Bu ender raslantısal güzellikler değil mi ki zaten insanı hayata bağlayan?
Etiketin dikkatini dağıtma kardeşim... özelden yaz mesajını.
ulen daha dün gece "vay, be demek bu espriyi şu anda buldun, tebrikler" diyen kimdi, allahsız!
fretcim- gercek hayatta yapmayacağına söz veriyorsan, sosyomatta espirileri senin yapmana benden full destek, ben asabiyet ile yetinebilirim nihoheha
vaay vain kardeş, asabilikten espritüelliğe yatay geçiş yapmışsın? Burada esprileri ben yaparım arkadaşım! Zamanında burun kıvırdığın sosyomata pek bi ısındın bakıyorum, laf sokmaya bile başlamışsın baksana sdlkfjlsajals
@fret "kızgın"ı anladım dostum da.. "dertli"?? ... san diego hayvanat bahçesinde geçirdiğin o iki yılı diyorsun diyeceğim ama orası beş yıldızlı otel gibi diyordun. Yemini suyunu hiç eksik etmiyorlar, seni doğal ortamında (gitar yanı- laptop başı) koruyorlardı... :))))
türkiye'deki hayvanat bahçesi yok; hayvan hapishanesi var. Eğri oturalım, doğru konuşalım. Hayvanlara insan isimleri konması şirinliği, onların bir kafese kapatılıp yaşamaktan bezdirildiği gerçeğini örtmek için 347539457398612 numara küçük kalıyor maalesef.
çok sert çıktım lan bi anda, şu güzel ortamı bozdum kusura bakmayın... ama çok dertli ve kızgınım bu konuda.
hafızamdaki en eski anılardan birinin geçtiği yer.. ya da ben ordan geçiyodum işte..
her haftasonuda gidilmezki be ya aynı hayvan aynı şey ama öyle olur mu gidilecek maymunlara leblebi atılacak..aslana kükreme sesi çıkartılıp coşku verilecek..keçiler okşanacak..yılanlara korku içinde bakılacak..bende o canım hayvanlarla büyüdüm denebilir :)
hayvanat bahcesi kavramina (zoo konsepti yane, ingilizce biliyorum) tamamen karsi olmakla birlikte, Bahadırin hayatimda benim bile anlamlandiramadigim bir yeri var. yalniz olmadigima sevindim
hehehe :)
@minimi: puhu kuşunun resmini de bahadır'ınki gibi buraya koyup teşhir etmeyelim hayvanı... ne de olsa utangaç bir kuş bu Bubo Bubo Puhu Kuşu. :D
Hayvanat bahçesi gezmek eğlenceli olmakla birlikte, hayvancağızların hiç de doğal hayata uygun olmayan kafeslerde tepiştirildiklerini görmek içimizi burktu.İnsanın kendini öteki üzerinden değerlendirmesine olanak sağlayan, bu değerlendirme için gündelik hayatında en kolay ulaşabildiği canlı türüne bakarken pek de kendi insanlığımızı hatırlayamadık. Farklı bir duygu içimizi sardı. Kendimizi o kafesin arkasına koyup ötekileştirdiğimizde hissedeceklerimizi düşündük bir miktar. Bir şeyi görmezden gelmenin inanılmaz hafifliği belki de oradaki herkes için ortaktı. Yalnız milletimizin hayvan severliği , kendine özgü iyilik yapma şevki bizi etkiledi..(Tuzlu fıstık verme sendromu).. Bununla birlikte Bubo Bubo Puhu Kuşu çok hoştu. . :)
aha! biz gördüğümüzde de böyle yaslamıştı kafayı..
@fly bayan: isim "begümcan" ehahhoha... hem kafesleri ayrı efe'nim, hem de daha 10 yaşında kızımız. o bi küçük hanfendü!

kendisi orcinal bahadır,3 yıl önceki hali işte)
azuthla boş boş laklakladığımız yine olağan günlerden birinde bahadırın hayatımdakini önemini uzuncana anlatmıştım.burda kısacasını anlatırsam çocukluk arkadaşım,babamın ömrünüyü yiyen fil.en son 3 sene önce gittim görmeye,şimdi gitmiyorum çünkü onu o yaşlı haliyle görmek beni çok üzüyor,eski güzel günlerimizdeki gibi hatırlamak istiyorum onu (oha!)
ufaklıgım bahadıra ekmek atmakla gectı hey gidi heybetli günler