japonya dedik dedik, animulari raw izliyecegiz dedik, doujinshi cevirecegiz dedik. (zira cevirdim, ama bu japonlarin nedense "ya birak canim bizim basinda kullanilan 1945 kanjiyi, verdir ortaya karisik ki yabancilar okuyamasin" tarzi yaklasimi nedeniyle "lan bunun radikali ne, cok sanatsal ama" diye gozum yumuk yumuk oldu, ama pisman degilim. morita yanimdaydi benim hep. ya.)
bi yerden sonra, kanji namus meselesi haline geliyor, hepsini ogrenmek istiyorsunuz, insaniz olmuyor.
japon bulayim, konusmami gelistireyim, mixi'ye davetiye cakayim diyorsunuz, millet almis basini kanjiyle boyamis, ingilizceniz bir anda over 9000 gozukuyor.
twitter'a uye oluyorsunuz, laf atmadiginiz, 'ehelehe gunaydin' demediginiz japon kalmiyor.
haruhi'nin alaska'sinda work and travel'de calisan, japon kultur'den arkadasiniz internete girdigi anda japonca konusuyorsunuz, bir yerden sonra arkadasiniz 'e ingilizce konussak bari' diyor. ..ayol diyorsunuz.
japonyaya gideyim diyorsunuz, he diyorlar, osaka'da is buluyorsunuz, fellik fellik darlar geliyor 'bunlarin lehcesi uzaylica' diye, gidis tarihi yaklastikca mutfakta cumle kurmaya calisirken buluyorsunuz kendinizi.
yine kanjiye donuyorsunuz, cunku namus. elden gitmesin, butun kanjileri dalindan ben koparayim. olmuyor tabi. daha bir darlaniyosunuz.
ama seviyorum tabi, isvecten arkadaslarimi kapalicarsi'da gezdirirken; japonlara bilerek konnichiwa demek ayri haz. osaka'da gorecegim tabi ben konnichiwa'yi, namus dinlemiyor diye, tek korkum tokyo'da fazla alisveristen borcum dolayisiyla yakuza'lara gelin gitmek. ya da orada ne diyorlarsa.
..ogrenin canim, egleniliyor. yani.