JEFF BUCKLEY "Bir ara yeryüzüne inmiş melek"
Jeffrey Scott Buckley 17 Kasım 1966'da doğdu. 29 Mayıs 1997 günü Missisippi Nehri'nde boğuldu. Babası Tim Buckley'nin izinden gitti. Jeff, eskiden yeryüzünde melekti, şimdi de gökyüzünde. O, böyle bir sonu haketmedi, gençti, cool herifti, sıkı bir şairdi, şarkıları, grubu vardı. Gitar, bass çalıyor, kendi şarkılarını söylüyordu. Ölmesi için bir sebep yoktu. Böyle bitmesi tam bir trajediydi. O, ölümü değil. Ölüm O'nu seçti. Erken yaşta yitip gitti. Geriye şiirlerini bıraktı. Şarkıları sanki birer şiir. Şarkıları genellikle kişiseldi ve duygusal derinliğe sahipti. Zaman zaman depresif olabiliyordu. Jeff, şarkılarını söylerken kayboluyor, kendinden geçiyordu. 4 oktavlık tenor sesi ile haykırıyordu. Bir dolu adam O'nunla çalışmaya can atıyordu. Ancak O Patti Smith ile çalışmayı herşeyden çok istiyordu. Smith'in "Gone Again" albümünde 2 şarkıya back vokal yapmayı başardı. Tüm duygusallık, naiflik, narinlik yansımış şarkılarına..Bunu nasıl beceriyordu, yani alıp götürmeyi? Özellikle 1994 tarihli "Grace" albümü şaheserdir. Peki ya "Sketches for my sweet heart the drunk" Dinleyip de etkilenmemek mümkün mü? Hele ki "Lilac Wine"...
Babası Tim Buckley 25 Haziran 1975 günü 28 yaşındayken öldü. Dolayısı ile Jeff, babasını hiç tanımadı. Los Angeles'da bir otel odasında verdiği röportajlarından birinde yanındaki gazeteciye "Babam hakkında söylenen tüm şu şeylere baksana, ben onu hiç tanımadım bile, nasıl onun gibi görünebilirim insanların gözüne? Bununla yaşamak çok zor. Ben Jeff'im, Tim değilim. Söylenenler doğru mu sence, babama mı benziyorum? Onu hiç tanımadan nasıl onun etkisinde kalmış olabilirim?" diye soruyordu. Jeff'in orda burda defalarca sorduğu bu sorular, hiçkimse tarafından cevaplanamadı. Çünkü, gerçek gerçektir ve Jeff'le ilgili en büyük gerçek onun "babasının oğlu" olduğuydu.
Jeff'in müziğini defalarca dinleyebilirim, sıkılmadan. Her defasında yeni şeyler keşfederek...