kitsch denen şeyin babası kabul edilir filmlerini izlemek için bir adet kusmak için torba, karın ağrısını engelleyecek mide ilacı, bol miktarda antidepresan ve çıkarabileceğiniz kadar iğğğy, fışşş, aahh, hahaah efektlerinizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim ya da etmem: en iyisi şu: ahlak yönünden çok ama çok rahat bir insanım diyenlere öneririm bu adamı...
filmlerini kendi kasaba eşrafını toparlayıp küçük bütçelerle çeken (ana-baba parasını da yiyerek) baltimorelu kült yönetmen. sinema tarihinin en acayip karakterlerini yaratma konusunda çok başarılıdır -misal: divine, karyolamsı bişeyin arkasında durarak bütün gün eggman'i bekleyen bi kadın, kıçıyla şarkı söyleyen bi adam vs. vs. karakterlerin çoğunu hemen hemen bütün filmlerinde bulmak mümkündür, tabi ki divine başta gelir. waters'ı waters yapan film tabiki pink flamingos'tur, iğrençlikte sınır tanımaz, bütün ahlaki değerleri ti'ye alır, bize farklı insanlar ve yaşamlarla dolu acayip bi dünyanın kapılarını açar. bazı filmleri arada "hofff yeter artık, tamam anladık kardeşim iğrençsin de gözüme sokup durma" diye bıkkınlık yaratsa da waters'ın sinemadaki yeri ayrıdır, doldurulamaz.
neden böyle filmler çekiyor bu adam manyak mı gibi sorulara bi ipucu şu olabilir: evinin salonunda elektrikli sandalye ve duvarlarında ünlü seri katillerin bikaçının resimleri varmış.