en sevdiğim şiiri ay ' dır
"zaman beni sürükleyen bir nehir; ama nehir benim
beni parçalayan bir kaplan; ama kaplan benim
beni tüketen bir ateş; ama ateş benim
evren ne yazıkki gerçek
ben ne yazıkki borges'im"
arjantinli yazar, gerçeküstü kısaöyküleri ve şiirleriyle daha çok tanınır, kumkitabı adlı öyküsü mutlaka biyerlerden bulunup okunmalıdır.
gereksiz not: borges.in karikatürünün biryüzünü süslediği özel basım demir 2peso.luklar mevcuttur.
jorge luis borges insanın kendisine yakışanı giymesidir
okumaktan kör olmus ifadesi, mitlestirme adina yapilmistir. gözbozuklugu zaten ailesinden geliyor. uzun bir zaman tedavi felan olmus ama hikaye.
cok afili bir hayat yasamamis. ama fakirligin göbeginden gelmiyor. iki farkli irkin cocugu. ve de unutmadan, ömer hayyam hayrani bir babanin cocugu. Jorge Guillermo Borges. babasi da bir docent. ayni zamanda felsefe hocasi. bir de yazar ve mütercim. annesi ve babasi farkli dillerin cocuklari. borges'i anlamak, o'nun eserlerini anlamaktir.
ingilizcesi de o yüzden iyi.
tam ismi de;
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo
acevado, annesinin borges babasinin soyadi.
ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...
niye nobel vermediler, peron'a açıktan karşı çıkmadı diye. Lakin adam kütüphane memuru, hayatını başka türlü kazanamıyor, bir bağlantısı becerisi olan tüm arjantinli okur yazarlar kaçmış, dışarıdan konuşuyorlar. Bu adam içerde kalmış, iki laf etmiş hemen mezbahaya atamışlar kütüphaneciyi. Üzücü ama mezbahadaki kütüphaneci de hem komik hem güzel.
w. blake in kaplanıyla, düşsel yaratıklarıyla, dünyanın bütün hazineleri ile dolu bir kristal, ve bir kaleidoscope gibi, özün yansımalarının bütün renkleri ile fışkırdığı tatlı moruk.
bu yaşımda bile, her okuduğumda beni dizine oturtup hikaye anlatıyor.
Ay
Sessiz arkadaşlığı ayın eşlik ediyor sana,
dalgın gözlerinin bugün toza dönüşmüş
bir bahçe ya da avluda onu son kez çözümlediği
-zamanın derinliğinde yitip gitmiş- o akşam
ya da geceden bu yana. Son kez mi?
Biliyorum, biri çıkıp şöyle diyebilir
günün birinde sana, tam da gerçeği söyleyerek:
Parlak ayı görmeyeceksin artık, tükettin
yazgının sana bağışladığı fırsatların toplamını.
Tüm pencerelerini açsan da dünyanın, boşuna.
çok geç artık. Onu bulamayacaksın bir daha.
Yaşamımız boyunca keşfeder ve unuturuz
o alışılmış güzelliğini gecenin. Biliriz,
göktedir hep ay. Oysa iyi bakmak gerekir ona.
Kim bilir, belki de sonuncusudur!
anlar şiirini okuduğumda beni çok etkiledi
hayatımı deiştirdi desem yeri...
1899 da buenos aires te doğmuş adamımız. "acayip" "fantastik" diye nitelendirilebilecek öyküleriyle meşhurdur. tanrı, düşler, kabala, gaşolar, kanun kaçakları
işlediği konuladan bazıları.magnum opus u "alçaklığın evrensel tarihi" serlevhalı kitabı. platon un esin perisi tezine inanırmış. edebiyatı güdümlü bir düş olarak anar hazret.
konuşmalarının derlendiği "yedi gece" binbir gece masalları,karabasanlar , şiir vb hakkındadır. en az öyküleri kadar esaslıdır konuşmaları
kitapları doğulu diyebileceğimiz kahramanlara da sahiptir bazen. "muhteşem türk" lerden biriyle bile karşılaşabilirsiniz. hatta kuran dan bir alıntı. binbir gece masallarını çok beğenir ve bunlardan esinlendiği öyküleri de vardır.
poe, kafka üstadları arasında. nasıl olmuş da nobel vermemişler. latin edebiyatının usta yazarlarından. hatırlayabildiğim aşkla ilgili tek hikayesi var: ulrike
"ey okuyucu , Tanrı seni uzun önsözlerden korusun"
diyor. bizde burada duralım.
yıllar bana kilgore trout olmaya boyun eğmeyi öğretti
Yazgı; karmaşık binlerce nedenin sonsuz ve kesintisiz bileşimine bu adı veriyoruz.
Gölgeye Övgü s.28
borges bir şiirirnde özetle şöyle der...''keşke daha çoh hata yapmış olsaydım yaşarken'...neden öyle demiştir?çünkü hatalarla ve onun verdiği acı ve pişmanlıkla daha da insan olur insan, çünkü yaşayarak öğrenir..
kitaplardan bahçe yapar
okumaktan kör olduktan sonra aynaları sevmeye başlamıştır ... yine aynı dönem yazısında bir bozulma başlar:ÇN biçimleri ve ölümleri sayılmayacak kadardır..
henüz 20 yaşındayken oscar wilde'in mutlu prens ini ispanyolcaya çevirmiş,hayatı boyunca henüz 18ine girmeden babasını götürdüğü genelevde yaşadıklarının etkisiyle cinsel hayatında başarısız olmuş ve bu kadınlarla olan ilişkilerine de yansımış.
bir gün bir gazeteciyle diyaloğu;
-siz borges misiniz?
- bazen!
-Sizi almaya mı gelecekler?
-Evet benim yaşıma geldiğinde gözlerin hemen hemen hiç görmeyecek.Sarı rengi,gölgeleri ve ışıkları seçeceksin.Aldırma.Adım adım gelen körlük o kadar acıklı değil.Ağır ağır gelen bir yaz akşamı gibi.
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim,
seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya,
Daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu
hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar, siz de "an"ı yaşayın.
Hiçbir yere, yanına; termometre, su, şemsiye ve
paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda, papuçlarımı atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer...
Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...
Ölüyorum...
Anlar/Jorge Luis Borges
zamanin akisini hizlandirmak icin yazıyorum diyen başak burcu yazar.