1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

kısa öykü beni tanımlar diyenler

toplam 14 kişi bulundu. 14 adedi gösteriliyor.

kısa öykü hakkında kısa öykü

~13 ahkam var.

    öykü'nün kısa' sı olmayan kısaldıkça vuran öyküler... Bir kaç cümleden bile oluşabilir, buna minimal denir ki kanımca ferit edgü türkçeden en iyi örnekleri verir. ''Roman her raund puan toplayarak kazanabilir, ama ksa öykü ilk raundta knock out etmelidir'' demiş Cortazar

    kakanuvis   23 Nisan 2010 22:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    30 yaşımı doldurduğumda hala sosyomattaysam söz size hayat hikayemi yazıp sonlandırıcam hayatı.

    agznbrnndgtrm   01 Şubat 2010 21:58   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    elizabeth sokağın köşesinde ölü bulundu, bunu duyan cemallettin york beyberbeyi 2. alfonsoya mesaj atarak naberr koduum mortu çekmiş seninki dedi, alfonso müslüman oldu , öldü

    jb3   01 Şubat 2010 21:56   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    odasının anahtarını kadına uzattı.kadın, anahtarını alırken elini adamın parmaklarına değdirdi.sanki bilerek yapmıştı,sanki okşar gibiydi.adamın kafasında bir soru işareti belirdi.kadın dönüp asansöre doğru ilerlerken adamın gözleri ister istemez kadının kalçalarında gezinmişti.kadın asansöre binmeden dönüp adama baktı.adamın birşeyler söyleyeceğini sanmıştı.neden dercesine sorguladı gözleri.adam sustu.başka zaman der gibiydi gözleri.

    packard   04 Haziran 2008 07:12   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kısa öykü isteyen arkadaşlarım
    http://www.zifir.org/guncel/kapak.htm
    buyrun..afiyet olsun

    Maggie   31 Mart 2008 21:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    adı kalbimde bir kozaydı.kırıldı.kanatlandı.
    herkes bekliyordu.o ise ömrünü yalanladı.
    yazılana inat upuzun yaşandı 24 saatlik hikaye..
    kar Yağdı.yangın oldu.kelebek kayboldu küller arasında..
    karda kara mazot izleri,yerini zift gibi bi yalnızlığa emanet etti sonrasında..
    şimdi onun ardından..hep deneyip yanılmaktan yorgun ben kaldım.
    avucumda tabiatına mensup bir dolu kelebek ölüsü..
    içimde bir koza.
    anladım ki,o bir tek tanrıya karşı çıkabilmiş.
    ve anladım ki benim yaşadığımda onun günahına kesilen bir ceza..

    s0sYopatik   14 Mart 2008 15:13   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    WALKMAN

    Kulaklığı çıkarmaya çalışırken az kalsın boynuna doluyordu. Masanın üzerindekilere ilişmemek için ranzadan sürtünerek kurtuldu. Dolap kapağına asılı oduncu gömleğini aldı. Koridora fırladı. Üç katın merdivenlerini koşarak indiğinde çıkardığı seslere asık suratıyla bakan bekçinin uykulu gözleri eşliğinde güçlükle açtığı kapıdan kendini dışarı attı, hızla yürümeye başladı. Kaba inşaatı yeni tamamlanmış araştırma-geliştirme binasının yanından sola dönüp yürümeyi sürdürdü. Merdivenlerin ilk basamağına adımını attığında ,o, merdivenleri bitirmek üzereydi. Koşmaya başladı. Akşam üstleri, geceleri çocukların patenle kaydıkları alana çıktığında onu arkadaşlarıyla konuşurken buldu. Yanlarından hızla geçti. Soluk soluğa kaldığı kütüphane binası girişinde bir yandan panodaki film afişlerini inceliyor,
    bir yandan da onun geçip geçmediğini anlamak için dışarıya bakıyordu. Sonunda küçük siyah deri sırt çantası, sarı yağmurluğu, omuzlarına değen parlak siyah kıvırcık saçlarıyla gözüktü.
    Peşinden kampüsün dışına çıktı. Artık daha yakınındaydı. Perdeleri çekilmemiş boğaz manzaralı evlerden yansıyan dev ekran televizyon ışıklarını, reklam panolarında insanları şehrin en büyük eğlence merkezine çılgınca eğlenmeye çağıran dilleri dışarıda gençleri, çimlere uzanmış öpüşen sevgilileri, caminin önündeki korsan kitap tezgahlarını geçtiler. Karşıya geçip “Dikkat, köpek var.” uyarısına aldırmadan dekorasyon şirketinin önündeki demir korkuluklara yaslandı. Önündeki takside bekleyen polislerin tüm tedirginliğine rağmen onunla ilgilenmemeleri işine geliyordu. Gelip geçen öğrenci gruplarına, arabalara, kavşağın ortasındaki çimenlikte uyuklayan köpeklere, ikide bir karşıdaki marketin girişine baktı. Beklemeye daha fazla tahammül edemeyip marketin yanındaki kahveye girdi. Yeşil
    çuhayla kaplı masalara yayılmış gazeteler… At yarışı bültenleri… Ellerin yüzeylere, taşların ıstakaya değerken çıkardığı sesler… İstemediği halde garsonun getirdiği çayın buruk tadı… Onun peşi sıra yokuştan aşağı inerken her adımında hafifçe öne çıkan gövdesi, yere daha sert bastırdığı ayaklarından, düzenli aralıklarla rahatça duyabileceği pat pat sesleri çıkartıyordu. Çimentosu eksik kaldırım taşları postallarına yağmur suyu sıçratmış, paçalarını batırmıştı. Kavaklar göründüğünde çevredeki evlerden yükselen sesleri yavaş yavaş ayırt etmeye başladı: “ Ben de özledim ben de, resmin var şu an elimde, sana koşmak istedim, derman yok dizlerimde…” nakaratındaki ağlamaklı erkek sesine tavuk gıdaklamaları karışıyordu. Yokuşun bir alt sokağı kestiği kavşakta kaldırım kenarında durdu. Sağa sola bakıp adımlarını sıklaştırdı. Yolun karşısına geçtiğinde vadide yükselen devasa köprüden geçen arabaların uğultusuyla irkildi. Sağdaki apartmanın önüne sedir atılmıştı. Soldakiler tek katlı duvarları yeşil boyalı, bahçesinde incir, asma ağaçlarının olduğu betonarme evlerdi. Yokuşun ortasında top oynayan çocuklardan kaledeki uzun boylunun ayağında terlikler vardı, anlamsız sözler söyleyip karşısındakilere el kol hareketleri yapıyordu. Göz göze geldiler, oğlan şaşıydı. Soldaki ara sokağın köşesinde önüne tek bir sandalye atılmış, geniş kirli camında kartona eğri büğrü yazılmış ayran-tost ilanıyla, kağıt oynayan orta yaşlı erkeklerin çevrelediği tek bir masanın beklediği kahvehaneyi yorgun bakışlarıyla süzdü. Bakkallar, tekstil atölyeleri, apartmanların bodrumlarına inen dar merdivenlerden arabesk nağmeler yükseliyordu. Yol artık düzleşmiş, ona daha da yaklaşmıştı. Okullar bölgesine yakın üç yol ağzına geldiler. Önce sağa ardından önüne çıkan ilk sokaktan bir kez daha sağa dönerek geldikleri yöne doğru yürümeye başladılar. Yan yana yürüyebilecekleri yakınlığa ulaşmak için daha da hızlandı. O, sağdan ikinci evin demir kapısını açıp bahçeye girdi, merdivenleri çıktı, zili çaldı. Kapı hemen açıldı. İçeri girdi. Çevrede kimsecikler yoktu. Dolmuş, otobüs geçmiyordu. Birden başı ağrımaya başladı. Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine neden olan bu saçma, alaycı düzene kafa tutarcasına yokuş yukarı hızlı hızlı yürümeyi sürdürdü.

    nckhrnby   14 Mart 2008 14:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sylvan harikasın

    PeR   20 Aralık 2007 22:40   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sait faik...

    sylvan    20 Aralık 2007 22:40   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kısa oyku amerikan pragmatizminden doğmamıştır. daha amerikanın kendi küllerinin dumanı bile tütmamişken maupassant la çehov la başlar kısa öykü.

    roman gibi değildir. kişiler sınırlıdır. olay/olaylar azıcıktır. mekan sayısı azdır. hatta sadece bir yol, bir mahalle olabilir. olaylar kişiler üzerinde dağılmaz çok.

    kısa öykü turkiyede yeni gelişen birşey değildir. omer seyfettin, vusat bener, haldun taner, cemil kavukcu sadece bir kacı.

    clockworkmonkey   28 Ocak 2007 02:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    amerikan manyaklığı, amerikan kıvraklığının 20. yy'a vurulmuş hali olarak bilinir.

    aptal viktorya dönemi pembe dizilerinden sonra ilaç gibi gelir edebiyat tarihine...

    uygulaması da yeni kalemler için iyidir. tavsiye ederiz.

    meosenturc   01 Aralık 2006 02:30   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ? Küçük ? senaryosu? Değil... Kısa öykü.

    soytari   20 Kasım 2006 12:15   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :soytari

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage