Russell Means Röportajı, " Lütfen Türklere onları sevdiğimi söyleyin. "
Bağımsızlığımızı tanıması için Türkiye’ye de başvuracağız 30 Aralık 2007
Ayten SERİN
Büyük şef beyaz adama kızarsa ne olur? Bu sorunun cevabını geçen hafta dünya basını önünde ABD kimliğini yırtıp atan Lakota kabilesinden eylemci ve aktör Russell Means (68) verdi. Amerikan basını onu Oturan Boğa ve Çılgın At’tan bu yana en meşhur Kızılderili olarak tanımlıyor.
Washington’da Amerika Yerlileri Hareketi liderleriyle birlikte yaptığı basın toplantısında, Siyu kabilesinin kolu olan Lakota yerlileri olarak ABD hükümetiyle 150 yıl önce yaptıkları antlaşmayı geri çektiklerini, bağımsızlıklarını ilan ettiklerini açıkladı. Means, nüfusu 80-90 bin olan Lakotaların halen yaşadığı beş eyalette kendilerine katılanlara sürücü belgesi ve pasaport çıkaracaklarını söyledi. Beş eyalet derken Kuzey ve Güney Dakota’nın batı bölümlerini, Montana’nın doğusunu ve Nebraska ile Wyoming’i kastediyordu. Dünyayı şaşırtan bu girişimi telefonla ulaştığımız Russell Means’e sorduk. 40 yıldır Kızılderili hakları için uğraş veren Means yakında Türkiye’nin ABD Büyükelçiliği’nin de kapısını çalıp Lakotaların tanınması için başvuru yapacağını söyledi.
Geçen hafta bir basın toplantısı düzenleyip ABD kimliğinizi yırttınız. 150 yıl boyunca değil de neden şimdi ?
- Aslında bu hareketin bir geçmişi var. 1800’lerde savaş meydanlarında ABD ordularını ilk kez Lakotalar yendi. Barış için yalvardılar biz de onlarla bir antlaşma yaptık. Ama 150 yıldır bu antlaşmaya uymuyorlar. Yaşlılarımız 1974’te Antlaşma Konferansı’nda bir araya geldi ve Sürekli Bağımsızlık Deklarasyonu’nu hazırladı. Bir zamanlar özgür olduğumuzu asla unutmamak gerektiğini söyleyerek bize iki emir verdiler: Birincisi Birleşmiş Milletler’e gidip Lakotalar olarak tanınmamızı sağlamaktı. BM Genel Kurulu bu yıl eylülde Yerli Hakları Deklarasyonu’nu kabul etti. Birinci emri yerine getirdik. İkincisi ise tam bağımsızlığımızı yeniden kazanmaktı. Üç ay sonra bunu da yaptık. ABD hükümetiyle tüm anlaşmalarımızı iptal ettik. Şimdi yeniden özgürüz. Özgürlüğün verdiği hissin tarifi yok...
Birçok kişi çıkışınızı absürd buluyor. Bu girişimi ne kadar uygulanabilir buluyorsunuz ?
- Lakota bölgesinde yaşayan diğer herkese özgürlük teklif ediyoruz. Eğer ABD vatandaşlığından çıkıp bize katılırlarsa vergi ödemeyecekler. Ama şimdiye kadar bunu yapan olmadı. Çünkü bu ülke korku üzerine kurulu. Kimse artık özgürlükle ilgili bir şey yapmıyor.
BİZ HEP BARIŞÇIYDIK YİNE ÖYLE KALACAĞIZ
Açıklamanızdan sonra ABD hükümetinden bir cevap gelmedi. İleride mahkemeye gitme düşünceniz var mı ?
- Mahkemeye gitmemize gerek yok. Yaptığımız her şey, ABD Anayasası ve Viyana Konvansiyonu’na dayanıyor. Yani hem ulusal, hem uluslararası hukuka göre şu anda özgür ve bağımsız bir ülkeyiz. Topraklarımızı geri kazanmak için ABD Anayasası’nı kullanıyoruz. ABD kanunlarına göre ülkemizde emlak veya toprak satışlarını durdurabiliriz. Buna bir nevi "ihtiyati haciz" deniyor. Bu tüm ABD’deki emlak piyasasının sarsılması anlamına gelir. Bunu yapmak istemiyoruz. Topraklarımızdaki diğer ABD vatandaşlarıyla birlikte yaşamak istiyoruz.
Şimdi uluslararası topluluk tarafından tanınmak istiyorsunuz. Bunun için ne yapacaksınız ?
-Şimdiye kadar Washington’da dört büyükelçiliği ziyaret ettik. Bolivya ve Küba’nın bizi tanımasını bekliyoruz. Venezüella bizimle dayanışma içinde olduğunu söyledi. Sadece bu ülkeler ABD’den korkmuyor. Dünyada çok az ülke ABD hükümetini kızdırmak ister. Yakında Türk büyükelçiliğine de gideceğiz. Türkler yaptığımız her şeyin yasal olduğunu bilsin.
Türkiye’den de size destek var. Örneğin Tüketiciler Birliği sizi desteklediğini belirten bir basın bülteni yayınladı.
- Çok güzel. Halkımız ilk resmi ziyaret davetini Türkiye’den bekliyor. Lütfen Türklere onları sevdiğimi söyleyin. Ben sadece özgürlük isteyen Lakotalılar adına konuşuyorum.
Bağımsızlık için nasıl bir planınız var? Bayrağınız, milli marşınız var mı ya da bir ulusal harita çizdiniz mi ?
- Bayrağımız belki olacak belki olmayacak. Buna halkımız karar verecek. Ama kendi dilimiz, kültürümüz ve milli marşımız var. Bunlar bir millet olmak için sadece vitrin. Bizim için önemli olan ABD içindeki otoriterlerle birlikte çalışmak. Şu anda kırsal kesimdeki milyonlarca insan şehirlere göç ediyor. Çünkü hiç toprakları yok. Biz, burada yaşayan herkesle birlikte olmak istiyoruz.
Bunun için nasıl bir ekonomik model kurmayı düşünüyorsunuz ?
- Ekonominin ilk kuralı şudur: Enerjiyi kontrol eden ekonomiyi de kontrol eder. ABD’nin doğal kaynaklarının yüzde 40’ı topraklarımızda. Ama sahip olduğumuz en önemli şey toprak. Yüzölçümümüz Bolivya’nınki kadar, yaklaşık 1 milyon kilometrekare. Para konusunda endişemiz yok.
HOLLYWOOD’DA KORKUNÇ SENARYOLAR OKUDUM
"Bağımsız bir ülke" olarak kalma şansınız ne kadar ?
- Başarı şansımız bizim topraklarımızda yaşayan diğer insanlarla birlikte çalışmamıza bağlı. Yani beyazlardan, Amerikalılardan bahsediyorum. İstemezlerse bu onların seçimi. Beyaz tarihçiler ne söyler bilemem ama biz tarihimiz boyunca barışçıydık ve öyle kalacağız. Gerektiğinde kendimizi savunuruz ama onun dışında barışçıyız.
Amerika yerlisi bir aktör olarak geçmişte nasıl zorluklar çektiniz ?
- ABD hükümetlerine karşı 40 yıldır mücadele veriyorum. Bu nedenle 1970’lerde bana beş kez suikast girişimi yapıldı. Hollywood’dayken halkım hakkında yazılmış korkunç senaryolarla karşılaştım. Kızılderililerin filmlerde sunuluş biçimini hep değiştirmeye çalıştım. Az da olsa bunu başardım. Çok para bile verseler ırkçı film tekliflerini geri çevirdim.
ABD’de herkes toplumun çeşitliliğinden, kültürlerin karışımından bahseder. Bu kadar yıldır içinde yaşadığınız Amerikan kültüründen kendinizi ne kadar izole görüyorsunuz ?
- Çok izole! Amerikan toplumu dünyanın en cahil halklarından biri. Hakkımızda hiçbir şey bilmiyorlar. Avrupalılar ve Türkler, Amerikan yerlileri hakkında Amerikalılardan daha çok şey biliyor. Washington’da antlaşmayı feshettiğimizi açıkladığımızda AFP ve AP gibi uluslararası haber ajansları olmasa, iş Amerikan basınına kalsa, dünyanın yaptığımızdan hiç haberi olmazdı.
YEDİ SİYU KABİLESİNDEN BİRİ
Kuzey Amerika yerlilerinden Lakotalar, Siyu halkını oluşturan yedi kabileden biri. 18. yüzyılda sayıları 20 bindi ve bufalo avıyla uğraşıyorlardı. 1850-1891 arasında ABD ordusuyla birçok çatışmaya girdiler. Anlaşmalarla barış sağlandı ama Lakotalar, kamplarda yaşamak zorunda kaldı. Son başkanları John Yellowbird Steele 2007’de seçildi.
Afrikalılardan kötü koşullardayız
Lakotalar Afrikalılardan daha kötü koşullarda yaşıyor. Dünyadaki en düşük ömür beklentisine (44 yıl), en yüksek hastalık ve intihar oranına sahibiz. İşsizlik yüzde 93. Dinimizi kanun dışı saydılar. Çocuklarımızı kendi okullarında okumaya mecbur edip beyinlerini yıkıyorlar, kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşüyorlar. Bugün tüm Lakota nüfusu 80-90 bin civarında. Çoğu asimile olmuş durumda, sadece 12-13 bin kişi özgür olmak istiyor. Bize uygulanan apartheid (ayrılmış bölge) sistemi için Hitler, "ABD, ırkları ayırmak için en iyi yolu bulmuş" diyordu. Buradan yola çıkıp toplama kamplarını kurdu. Güney Afrika buna dayanarak 1964’te apartheid sistemini kurdu. Filistin’de de aynısı oldu.
Kızılderililer Amerika kıtasının ilk yerlileri. Asya’dan Dünyanın en büyük kıtası. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.
Bering Boğazını geçerek çeşitli zamanlarda Amerika’ya ulaştılar. Göçler 10.000 yıl önce, belki 25.000 yıl önce başlamış ve birbirini takib eden zamanlarda gerçekleşmiştir. Göç eden gruplar lisan, kültür ve fiziki bakımdan birbirinden farklıydı.
Kuzey Amerika’nın kuzeyinde o zaman bulunan dev buzullarda deniz suyunun depo edilmesi sonucu, deniz seviyesi düşüktü. Bunun sonucu Bering Boğazı, Asya’yı Amerika’ya bağlayan bir köprü şeklinde bulunmaktaydı. Şimdi bile Bering Boğazı 75 km genişliğindedir ve Asya ile BERİNG BOĞAZI Alm. Bering-See, Fr. Mer de Bering, İng. Bering Sea. Kuzey Pasifik Okyanusundaki Bering Denizi ile Kuzey Buz Denizi ve Chukchi Denizini birleştiren boğaz. Batısında Sibirya ve Asya'daki Kamchatka Yarımadası, doğusunda Alaska ve güneyinde Aleut Adaları bulunur. Kuzeyden güneye 1500 km, doğudan batıya 2000 km uzunluğundadır. 2.266.250 km2lik bir alanı vardır. En geniş körfezleri batıdaki Anadyr ve Norton Souhd ve doğuda Bristol körfezidir. Başlıca Kuzey Amerika arasında iki ada bulunmaktadır. Kuzey Amerika’da bulunan buzulsuz bir yolla Orta ve Güney Amerika’ya inilebilmekteydi. Başka bir yol da Amerika’nın güneyindeki Pasifik kıyılarına gelen deniz yoluydu. Ancak burası o zamanların deniz vasıtaları için oldukça tehlikeliydi. Bu göçlerden binlerce yıl sonra, Avrupalılar Amerika’yı keşfetti. Hemen hemen her yerde yaşayan yerli kavimler bulunmaktaydı. Ancak sayıları azdı. Avrupalıların kıtaya ayak bastığı sırada Kuzey Amerika’nın tamamında nüfûsun 4,2 milyon, Güney Amerika’nın ise 10 milyon dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupalıların Amerika’yı keşfinden sonra Kızılderili nüfusu hızla azalmıştır. Buna Kızılderililerin kullandığı tabiat kaynaklarının Avrupalıların eline geçmesi, Avrupalıların kıtaya getirdikleri bulaşıcı hastalıkların Kızılderilileri telef etmesi ve yapılan katliamlar sebeb oldu. Aslen Asyalı olan Kızılderililer, düz siyah saça, koyu kahverengi göze sahiptirler. Derileri, genellikle orta kahverengi olup, sarımsı kahverengi ile kırmızımsı kahverengi arasında değişir; tamamen kırmızı değildir. Ancak, bazen vücutlarının bir kısmını kırmızıya boyarlar. Kafa ve burun yapıları gibi diğer vücut karakteristikleri de çok farklılık gösterir. Kızılderili lisanları birbirinden oldukça farklıdır. Hiçbirisinin Kuzey Amerika, kuzey yarım kürede bulunan, kuzeyde Arktik Okyanusu, doğuda Atlantik Okyanusu, güneyde Karayip Denizi, ve batıda kuzey Pasifik Okyanusu'yla çevrili olan kıta dır. Avrupa, Asya veya Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunanca'da Europa olmuş ve Ege Denizi'ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad verilmiştir.
Afrika’da kullanılan lisanlarla bağlantısı yoktur. Bazı diller, diğer yaygın kullanılanlardan türemiştir. Dilleri gibi kültürleri de birbirinden çok farklıdır. Çiftlik genel olarak yerlilerin ana ekonomik kaynakları idi. Bunun yanında avcı ve balıkçı olanları da vardı. Siyasi organizasyonlarında şehir devletleri yanında, kabile konfederasyonları da mevcuttu. Dini hayatları Aztek ve Mayalarda olduğu gibi müesseseleşmiş ve karmaşık seremonilere sahipti. Ancak bazı topluluklarda bu çok ilkel olup, hastaları iyi etmek, doğum ve cenaze merasimlerinden ibaretti. Yaklaşık 20 tane bitki, Amerika’nın keşfiyle Avrupa’ya geçti. Mısır, Afrika, Avrupa'nın güneyinde, Atlantik Okyanusu'nun doğusunda, Hint Okyanusu'nun batısında ve Antarktika'nın kuzeyinde bulunan kıta. Eski dünya karalarından birisi olan Afrika, 30 218 000 km² yüz ölçümü ile kıtalar arasında Asya ve Amerika'nın ardından üçüncü sırada gelir. Afrika adı, Kartaca'ya ilk defa ayak basan Romalılarca "Afri" veya "Africani" denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir. Afrika adı bu ülkeye Pön savaşları sırasında verilmiştir. Tütün, Tütün (Nicotiana), Solanaceae (patlıcangiller) familyasından Nicotiana cinsinden yaprakları sigara yapımında kullanılan bir yıllık otsu bitki türlerine verilen ad. patates, Patates (Solanum tuberosum), patlıcangiller (Solanaceae) familyasından yumruları yenen otsu bitki türleri. Boyu 60-80 cm’ye varan, beyazımsı-pembemsi çiçekler açan, yumruları hariç zehirli otsu bir bitkidir. Bitkinin toprak altında kalan yumruları “patates” olarak bilinir. Bu yumrular nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir. Patateste nişastadan başka belli bir oranda protein de bulunur; nişasta %20, protein %12'dir. Vatanı tropik Amerika ve Batı Afrika olan, kavliflor bir bitki. (Çiçeklerin yaşlı dal ve gövdelerden çıkması olayına kavliflor denir.) Kakao, theobroma denilen bir bitki türünün kurutulmuş tohumlarıdır. Kahve gibi içilmede kullanılır. 10-15 m boyunda bir ağaçtır. Çiçek ve meyveler ana gövde üzerinde bulunur. Bitkinin ancak 5-6 yaşından sonra meyvelerinden istifade edilir. Meyveler kavun şeklinde, küçük bir hıyar büyüklüğünde ucu sivri, tazeyk yerfıstığı bunlar arasındadır. Kızılderililerden ileri olanlar ahşap işlemeyi, çanak-çömlek yapmayı, dokumayı ve taş işlemeyi bilmekteydiler. Yer fıstığı (Arachis hypogaea), baklagiller (Fabaceae) familyasındantohumlarında %45-60 oranında yağ, %20-30 oranında protein, %18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içeren, özellikle yağ sanayi ve çerez yapımı başta olmak üzere, sapı kuru ot ve kabuğu da çeşitli şekillerde değerlendirilen değerli bir bitkidir.mAstronomi ve metalurji Avrupa’da olduğu kadar ileri değildi. Ancak bazı konularda dikkate değer ilerlemeler yaptılar. Köpek ve hindi dışında evcil hayvanları bilmezlerdi. Tekerlek Orta Amerika’da oyuncak şeklinde bulunduğu halde henüz kullanılmamıştı. Bakır, altın ve gümüşün kullanıldığı ve bunların kullanılışı ile ilgili tekniğin oldukça ilerlediği bilinmemekteydi.
Kızılderililer Avrupalılarla karşılaştıklarında teknolojik bakımdan yaklaşık 3000 yıl gerideydiler. Bu gerilik sayılarının az oluşuna dışarıyla irtibatlarının bulunmamasına ve yeni bir kıtaya yerleşmek için harcadıkları zamana bağlanabilir. Kızılderililer, Avrupalı işgalcilerin katliamlarından asırlarca kurtulamadılar. ABD’nin resmi organlarınca katledildiler. En çok kelle getiren Kızılderili avcılarına mükafatlar verildi. Kızılderili kellelerinin teşhir edildiği bir müze kuruldu. Ülkenin en verimli topraklarından sürülen Kızılderililer, ancak 1924’te vatandaşlık hakkına kavuşabildilerse de bugüne kadar horlanmaktan kurtulamadılar.
Astronomi (Yunanca: astron "yıldız" ve nomos "yasa"), GÖKBİLİM olarak da bilinir, bütün gökcisimlerinin ve evrende dağılmış olan yıldızlararası maddenin kökenini, evrimini, bileşimini, uzaklığını ve hareketini inceleyen bilim. Gökcisimlerinin ve evreni oluşturan maddenin fiziksel ve kimyasal özelliklerini konu edinen astrofizik bu bilimin bir dalıdır.
Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir. İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir.
Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim İspanyol güney doğu Avrupa'nın İber Yarımadası'nda yer alan İspanya'nın yerli halkına verilen isimdir. Bunun yanı sıra, en büyük kısmı Latin Amerika'da olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde İspanyol kolonicilerinin soyundan gelen önemli sayıda İspanyol yaşamaktadır.
Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.
Amerika yerlileri tek bir ırktan mı oluşmuştur?
Bu soru çok defa tartışılmıştır. Yüz yıl kadar önce İsveçli Retzius burada üç ırk ayırt ediyordu. Başkaları bunu sekize kadar çıkarmışlardır. Fakat uzmanların çoğu, özellikle yerlileri bizzat yerinde incelemiş olan Amerikalı bilginler bunların aynı bir ırk içinde sınıflanmasını haklı gösteren bir aile havzasının mevcut olduğu fikrindedirler. Bazılarının dediği gibi “bir yerliyi yakından gören kimse bütün yerlileri görmüş demektir” sözüyle yetinmeyip onlarda mevcut ortak çizgilerin tümünün tanınması yoluna gitmek gerekmektedir.
Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.
Kafa deformasyonu adetinin çok yaygın olması nedeniyle baş şeklini takdir etmek çok defa güçtür. Gerçek dolikosefal nadirdir. Yüz geniştir. Daima çıkık olan elmacıklar, köşeli ve kuvvetli bir çene ile yüzün ifadesi az anlamlıdır. Burun iyi gelişmiştir, gerçek Mongollardaki basıklık burada yoktur; fakat Avrupalıların burunlarından daha etkilidir. Gözler koyu renk ve hafifçe eğridir. Çok kez, ve özellikle çocuklarda hafif bir mongol pilisi vardır. Bunlara mahsus bir karakter de kesici dişlerin arka yüzünün yukarı kısmının kürek şeklinde oyuk olmasıdır.
Bütün bu çizgilere fizyolojik soydan olan diğerleri de katılmaktadır. İlkin 0 kan grubunun fazla oluşu. Bunun yalnız saf kan yerlilerde böyle olduğu iddia edilmemiştir. Olaylar bu hipotezi teyit etmemiştir. Fakat % 80-90 oranında mevcut olduğu da nadir değildir. Yeni dünya’nın kuzeyinde olduğu kadar orta ve güneyinde de böyledir. Diğer bir genel karakter nabızların yavaşlığıdır. Buna mentalitedeki garip bir benzerliği de ilave etmek lazımdır. Amerika’nın bir ucundan öteki ucuna kadar bütün yerliler soğukturlar, suskundurlar. Bu yönden diğer birçok ırklarla , hatta Eskimolarla, açık bir çelişki halindedirler. Nüfus ve bölgesel dağılım“Kuzey-Pasifik Yerlileri: Alaska’da ve Kaya dağlarını Pasifik’ten ayıran yayla ve dağlar bölgesinde otururlar. Avrupalıların buralara girmesi ile az çok değişmiş olan birçok kabileleri içerir. Bu kabilelerden en tanınmışı APACHE’lerdir.”
“Kuzey- Atlantik Yerlileri: Kızılderililerin en büyük kısmını teşkil eder. Savaşçı kabilelerden oluşmuşlardır, ava ve balık avcılığına düşkündürler; Kaya dağlarının doğusunda Atlatik’e kadar uzanan ormanlar ve çayırlar alanında otururlar. Fransız ve İngilizlerin 18. yüzyılda giriştikleri saldırılar bunların bugün bulundukları sığınak bölgelerine sürülmeleriyle sonuçlanmıştır. Mohican, Delaware, Huron, Iroquois, Sioux, Cheyenne, v.s.ler bugün çok azalmışlardır. Kanada’da hala takriben 100.000 yerli bulunmaktadır, Birleşik Amerikada 1930 da 30.000 kadar Sioux vardı, Delaware’ler 2.000 kişiye inmişlerdi, Mohican’lar 1890 da aşağı yukarı 121 kişi idiler, bugün pratik olarak sönmüşlerdir” Günümüzde ise yerli nüfusun neredeyse yokolmakta olduğunu görebiliriz
Amerika Yerli Kabilelerinin Popülasyonu ve Oranları A.B.D deki 30 büyük kabilenin nüfusu ve kabile nüfuslarının toplam yerli nüfusuna göre oranı (1990 nüfus sayımı raporlarına göre)
U.S. Department of Commerce)
Amerika Yerlileri Nüfusu 1,878,285 = 100.0 %
Kabile İsimleri Nüfus Kabilelerin nüfuslarının toplam yerli nüfusuna oranı %
Cherokee 308,132 16.4
Navajo 219,198 11.7
Chippewa 103,826 5.5
Sioux 103,255 5.5
Choctaw 82,299 4.4
Pueblo 52,939 2.8
Apache 50,051 2.7
Iroquois 49,038 2.6
Lumbee 48,444 2.6
Creek 43,550 2,6
Blackfoot 32,234 1.7
Canadian & Latin America 22.379 1.2
Chickasaw 20,631 1.1
Potawatomi 16,763 0.9
Tohono O' Odham 16,041 0.9
Pima 14,431 0.8
Tlingit 13,925 0.7
Seminole 13,797 0.7
Alaskan Athabaskans 13,738 0.7
Cheyenne 11,456 0.6
Comanche 11,322 0.6
Paiute 11,142 0.6
Puget Sound Salish 10,246 0.5
Yaqui 9,931 0.5
Osage 9,527 0.5
Kiowa 9,421 0.5
Delaware 9,321 0.5
Shoshone 9,215 0.5
Crow 8,588 0.5
Cree 8,290 0.4
86 küçük kabileye ait toplam 1000 kişi civarında yerli nüfusu yukarıda yer almamıştır.
“Güney-Pasifik Yerlileri: Bu bölgede birçok kavim bulunur. Bunların arasında Colomb’dan önceki Amerika’nın büyük medeniyetlerini geliştirmiş olan Aztek veya Nahau’lar, Güney Meksika’da çok ileri bir topluluk yaratmışlardır. Yukatan‘da Maya‘lar henüz daha çözülmemiş hiyerofik bir yazıya sahiptiler. Cordillere’lerde Aymar’lar ve Quichua’lar İnka imparatorluğunun temeli olmuşlardır. And’ların güneyinde bulunan Arokan‘lar aynı ırka mensupturlar”.
“Güney-Atlantik Yerlileri: Esas itibariyle büyük Brezilya ormanını işgal ederler. Boyları ortalamanın altındadır. Bu yerliler birçok kabileleri meydana getirirler. Bunların çoğu Avrupalıların etkisinden tamamiyle uzak kalmışlardır ;bazıları bugün bile az bilinmektedirler. En yalıtılmış olanlarından biri Ekvator’un Amazon yamacındaki kelle avcıları yani Jivaro’lardır”.Jivarolar beyaz yağmacıların katliamlarından Amazon’un derinliklerine kaçarak kurtulmuşlar ve bölgelerine kimsenin girmesine izin vermemişler, bunu deneyenlere de çok acımasızca davranmışlardır. Kelle avcıları denmesinin sebebi budur. Bu küçük kabileler beyazlarla melezleşmemişlerdir, fakat eski esirlerin soylarından olan Boni zencileriyle bazı melezleşmeler olmuştur.
“Amerika’nın keşfi sırasında Antil’lerde Karaipler oturuyorlardı. Bunlar Avrupalılarla ilk temasa giren yerliler olmuşlardır. Karaipler kıtalarındaki kendi cinsleri tarafından tamamiyle yahut hemen hemen tamamiyle yok edilmişlerdir”. İnsan Irkları Prof. Henri-V. Vallois
AMERİKA YERLİ KABİLELERİNDEN BAZILARININ İSİMLERİ
Abenaki, Absarokee, Algonquain, Alabama, Anasazi, Anishinabe, Asbinboine, Apache, Arikara, Arapaho, Athapaskan, Blackfeet, Caddo, Cherokee, Cheyenne, Chinook, Chippewa, Choctaw, Comanche, Costanoan, Cree, Creek, Crow, Delaware, Flathead, Gros, Hopi, Hawaiin, Hidatsa, Ioway Nation, Iroquois, Karuk, Kaw, Kiowa, Miccosukee, Micmac, Miwok, Mohawk, Navajo, Nipmuc, Nez Perce, Nisga, Omaha, Ohlone (Costanoan), Ojibwa, Ojibway, Oneida, Oto, Papago, Pawnee, Penobscott, Powhatan, Ponca, Potawatomi, Paiute, Quapaw, Sarasi, Seminole, Sioux, Shoshone, Taino (Timucua), Tonkawa, Tsimshian, Ute, Ventre, Wabanaki, Winnebago, Wyandot,Yahi, Zuni.
AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NE ZAMAN GEÇTİ?
Göçün tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda çeşitli bilimsel araştırmaların ışığında birçok görüş ileri sürülmektedir. Biz bunların en yaygın ve bilimsel anlamda kabul görmüş olanlarına değineceğiz.
“İlk göçün buzul devrinin sonunda zamanımızdan 15 veya 20 bin yıl önce Bering boğazının geçmeye elverişli olduğu bir devirde gerçekleştiği zannediliyor. Amerika’ya ulaşan Asyalılar ilkel guruplardı. Bu ilk ulaşan guruplar sonraki guruplara göre daha az değişime uğramışlardır yani ırksal özellikleri sonraki guruplara göre daha az farklılaşmıştır. Amerika kıtasına daha sonra ulaşan Asyalı guruplarsa daha fazla değişime uğramışlardır. Bu durum Amerika yerlilerinin neden Mongoloid ırklarının ancak bazı karakterlerine çok az bir derecede sahip olduğunu açıklar. Amerika’nın keşfi sırasında Amerika yerlilerinin birçok kavimlerinin yüksek medeniyet derecesine karşın bunların eski dünyada yayılmış olan birçok icadı neden bilmediklerini de izah eder. Örneğin tekerleği bilmiyorlardı, demiri kullanmayı bilmiyorlardı. Amerikaya göç kuşkusuz birçok dalgalar halinde olmuştur. Bunlar Kaya ve And Dağları’nın batı yamaçlarındaki ova ve ormanlara yayılmışlardır. Bu guruplar en eski Paleolitik Amerikan İndianları’nı meydana getiren dalgadır. Bugün ise hemen hemen kaybolmuşlardır. Güney Pasifik Alt ırkını veren kol Amerika’ya daha sonra gelmiştir. Çeşitli nedenler özellikle Sibiryalılarla olan büyük benzerlikleri muhtemelen Eskimolardan sonra Amerika’ya geldiklerini düşündürmektedir. Bunlar Alaska ve Kanada’nın kuzey-batısında toplanmışlardır. Ancak Avrupalıların geldikleri sırada güneye doğru inmeye başlamışlardır” Başvuru kaynağı S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim.
AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NASIL GEÇTİ?
“Buzul devrinde suların büyük bir kısmı buz halinde kutuplara ve karalara yığıldığından denizin su düzeyi düşmüştü. (bugünkü seviyesinden 185m kadar düştüğü fosil kanıtlara bakılarak bilinmektedir) Dolayısıyla Sibirya ve Alaska en az birtakım ada dizisiyle birbirine bağlanmıştı. Yine jeolojik kanıtlar buzul devrinde Alaska ve Sibirya’nın buzullarla kaplı olmadığını göstermektedir. Çok büyük olasılıkla geçiş son buzul devrinde olmuştur.
İlk insan sitesi ise Kuzey Amerika’da Kolorado ve Arizona’da bulunmuştur (tahminen 8800-9300 yıl önce) Irklar Pleistosen’in sonunda veya biraz daha geç olarak oluşmuş, daha sonra göç olaylarıyla birbirine karışmış ve melezlenmeler meydana gelmiştir.” S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim
Tarih Herşey Amerika’nın ve Grönland’ın Arktik bölgesinde yaşayan halk. Eskimolar, Amerika kıtasının kuzey kıyılarında, Grönland’da, Labradar, Hudson Körfezi kıyılarında ve Sibirya’da bulunurlar. Eskimo ismi Abnaki yerlilerinden çıkmıştır. Eskimolar ise kendilerine “İniuit” veya “Yuit” demektedir. Günümüzde yaşayan Eskimolar 50.000’den fazla değildir. Sibirya’da 2000, Alaska’da 25.000, Mackenzie Nehri ile Kuzey Quuebek arasında 10.000 eskimo yaşar. Diğerleri muhtelif yerlere dağılmıştır. 1492'de 1492 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler Kristof Kolomb'un Kristof Kolomb (1451 - 20 Mayıs 1506), Cenovalı denizci ve kaşif. 1492'de Atlantik Okyanusu'nu aşarak Amerika'ya ulaşan ilk Avrupalıdır. Bu yolculuğunu İspanyol bayrağı altında yapmıştır.
Amerika'yı keşfiyle başladı. Tanrı adına diye çıkılan yol, ne acı ki bir ulusun yok edilmesine kadar gidiyordu. Evet Kızılderililer, Kolomb'un günlüğünde söylediklerinin tersine kovboy filmlerinde, insan öldüren, kafa derisi yüzen çocukluğumuzun "vahşi" Kızılderiler'i. Tarih bir kurmacadır belkide bu kurmacanın en somut örneği de Kızılderilerin başına gelenlerdir. Bu kadar kadersiz bir ulusa dünya tarihinde pek rastlanmasa gerek. Hem toprakları ellerinden zorla alınsın, hem yaşama biçimleri ve inançları zorla değiştirilsin ve bütün bunlara başkaldırmaya çalıştığında da "vahşi" denilerek yokedilsin.
Güneşe, aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen, dünyayı onlarla birlikte algılayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa bir avuç toprak uğruna bir ulusu dahi yoketmeyi göze alan Beyaz Adam mı?
Onlar doğanın vahşi olduğunu ilk kez beyaz adamdan duydular ve ondan sonra onlar da "vahşi"liğin içinde kaldılar. Önce yüzlerine dostça gülen, ardından bir takım belgeler imzalatıp toprakların bir bölümüne yerleşen ve daha sonra onları topraklarından kovalayan beyaz adamlardan birşey anlamadılar. "Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".
Dağların, dağlardaki vadilerin insanlarıydı onlar ama çöllere hapsedildiler. Topraklarını bırakıp beyaz adamın belirlediği çorak topraklarda yaşamaya zorlandılar. Ve beyaz adamın acımasızlığına, vahşiliğine daha fazla karşı koyamadılar ve boyun eğdiler. Ve son Kızılderili lideri Gerenimo da teslim olduğunda yüzlerce Kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş binlerce yıllık birikim, bilgelik yok edilmişti.
Şimdi onlardan geriye kalanlar kendilerine ayrılan çorak topraklarda kendi kültürlerini koruyarak yaşamaya çalışıyorlar ancak beyaz adamın hala gözü doymuş değil. Zorbalığını ve vahşiliğini asimilasyon politikasıyla devam ettiriyor. Çağdaşlaştırma kisvesi altında bir ulusun kültürü tamamiyle yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı globalleşme, küreselleşme adı altında dünyanın diğer ülkelerine yapılmaya çalışıldığı gibi.
Ne tezattır ki beyaz adam ürettiği ürünlere yokettiği insanların isimlerini vermekten de geri kalmıyor. Tıpkı arabasına Cherokee, ayakkabısına Nike, Helikopterine Apache ismini verdiği gibi. İnsanın Kızılderililer'e saygılarını ya da özürlerini ifade etmek için böyle birşey yaptıklarını düşünesi geliyor ama.
"Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir."
Kolomb'un günlüğünden" Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmüyorlar. Hiç silahları yok... Son derece sade, dürüst eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar öldürmüyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar..." (Kolomb'un günlügünden)