Atalarımız ne doğru söylemiş kaçan balık büyük olur diye...
İnsan elinden geleni yapsa da bazen hem kaçanın tercihi, hemde belki de kaçıranın yeterince istememesinin sonucu çıkar bazı insanlar hayatımızdan...
...ve varlığında değeri anlaşılmayan insanın değeri yokluğunda anlaşılır bazen...
Ama neden sonuç odaklı yaşıyoruz ki hayatı?
Sonsuza kadar mutlu olacağın birini bulmak tabiki her insanın istediğidir...ama düşünmek lazım belki de o sonsuz mutluluk ulaşılması gereken bir zirve midir, yoksa yol boyunca hayata gözlerimizi yumana kadar yaşadıklarımızın ve yaşayacaklarımızın sonucu mudur...
Trenlerin peşinde koşmaktansa, ve bir trenden diğerine atlamaktansa, ve her kaçan trenin arkasından ağlamaktansa belki sadece sevmek gerekir...hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, hayattan bağımsız olarak istediğin kadar yüreğin el verdiği kadar sevmek gerekir...
ve sadece ve sadece sevmek gerekir...
birşey beklemeden...
sonunu düşünmeden...
planlar yapmadan...
sadece ve sadece sevmek gerekir...
bu hayat bir yarış değildir çünkü varış noktası olan...bir yoldur herkesin başka noktalardan başlayıp bambaşka yönlere gittiği ve nerede biteceğinin bilinmediği...öyleyse yolu dolu dolu yaşayıp keyfini çıkarmak yerine varış noktasına gitmeğe çalışmak niye?
ve kaçan trenler aslında hayatımızda harika hatıralar bırakan mevsimler gibidir...ve insanlar ne kışın ardından, ne de yazın ardından yas tutmaz...ne kadar sevseler de o mevsimleri...hiçbir mevsim bir daha tekrar etmeyecek olsa dahi...
...ve insanlar geçen günlerin ardından da asla yas tutmaz hiçbir yaşanan gün bir daha tekrar etmeyecek olsa dahi...
Yaşamın keyfini çıkartmak gerekir bazen başka birşey düşünmeden...ve bunun için de yüreğin yettiği kadar sevmek gerekir bazen birşey beklemeden...
sadece sevmek gerekir bazen...
sadece sevmek...
birşey beklemeden...
sonunu düşünmeden...
planlar yapmadan...
sadece sevmek gerekir bazen...
sadece sevmek...
sev çünkü sevmek en kolay
harika bir anekdot, sayin zazaenden.
yalniz kacan trenin her zaman yanlis tren olmamasi da soz konusu.
mesela ben yillar once mugla-izmir otobusunu kacirmistim. sonra, uzulmek yerine, hemen "demek ki yanlis otobustu, simdi kesin kaza yapar o" dedim. som agizli biri olmama ragmen, (cok sukur) kaza falan yapmamis o otobus. bunu ogrenince kafamda simsekler cakti. procrastination olayini yani useniyorum oyleyse yarin mantigini sorgulamaya karar verdim ben de. (ama hala elim degmedi bir turlu. :P)