süper insandır, abidir, candır, kandır...
-inanır mısın çok yalnızım mete
-inanmam
-ne zaman tanıştık lan biz
götümden salladım.. belki geçmiştir bu dialog
"...on yedi heceden uzun süren cümleler kurmaya gerek var mı? kiraz çiçekleri niye beyaz? sıradan tek şekerli kahve sabahlarını özlemekle, uzaktaki bir kadını bir şehri özler gibi düşünmek arasında ne fark var? giden o değilmiş gibi gelmesiyle, gelen o değilmiş gibi gelmesi arasında bir yerlere sıkışmak üzerine düşünmenin kime ne faydası olur? olur mu? rumenige niye teknik direktör değil, eğer teknik direktörse bundan benim niye haberim yok? uzatmanın bir anlamı var mı? soru ekinin ayrı yazılmasının size de garip geldiği zamanlar oluyor mu? uzatmanın bir anlamı yok mu? denize bakma isteğinin dayanılmaz bir hal alması ile ilk kadıköy tabelasını görmek arasında on iki saat geçmesi, ilk cümlenin sırf "hangi deniz?" sorusunu içermediği için yetersiz bir ifade olduğunu ispatlar mı?"
Noldu, bi sıkıntı çıkmadı inşallah?
söylemedi demeyin bi haftaya kalmaz cezaevinde...
Hani arada "kız tavlamak için blog yazıyor" filan diye insanlara kızıyorsunuz ya, adam sırf kadınlarla yatmak için kitap basıyor lan. O açıdan (da) değerlendirmek lazım.
yüzüne hasret kaldım patron
sosyomata kadar gelmişsin be patron
daha ne diyebilirim ki
kaan caydamli bir zamanlarin istanbul genciligini derinden etkileyebilmis bir adamdir. ortagi oldugu radyo programi kaybedenler kulubu, yine ortagi oldugu yayin evi altikirkbes ve hayata karsi duydugu tarifi zor hissiyati yuzunden mit haline gelebilmis ve neredeyse bir zamanlar kadikoyle ozlesebilecek konuma gelmistir. gordugunuzde karsi karsiya raki icmek isteyebileceginiz turden biridir. anlatacak cok seyi vardir ve anlatmayi sever. kadinlara karsi hayranlik duyar, onlardan korkar. ama bu korkuyu yenebilmenin yonteminin de onlari asagilamak oldugunu kesfetmistir. bunun dogru bir yontem oldugu zaman icerisinde kendisini ispatlamistir. nihilizmin kendisidir. ya da oyle gorunmeyi sever. aslinda bir suru "lanet olsun hayat o kadar bos ki" insanciklarindan daha da kaybedendir. kaybedenligi istanbul semalarinda partneri mete avunduk ile kesfetmistir.ne kadar tartisilsa da onu kullanmasini iyi bilmistir. motor sever. arkasindaki dogal kirmizi sacli kadinlariyla motorunu moda sahiline parkeder, denizi izler. pazar kahvaltilarina bile anlam yuklemeyi becerebilen bir kirmizi sakallidir.
romanlara kerim adiyla konuk olmuslugu vardir. o romanlar aslinda onun yasamindaki abaritilari goz onune serer. o abartilar onun hayatinin cogunu kaplar. bosverir.olymposu kadikoye tasiyan, kadikoylulere anlatan adamdir. zaman zaman olympos'da kendisini buldugunu soyler daha sonra konu cilli ingiliz kadinlara gelir. kadinlari gercekten sevmistir ama bunu belli etmesini beceremez. az once de soyledigim gibi onlardan korkar. zamaninda her yerde yaralanabilecegini ogrenmistir. bu ogretiler ona pahaliya patlamistir. yine de umursamaz. yada icine atar. dolar dolar patlar.
radyo programinda onun babasina edilen kufurler karsisinda guler gecer. abartilarin karsisinda karsiligini verir. kavga eder, dovusur. ama yine de kimseden cekinmez korkmaz. yaptigi seyler simdi arkasindna ona el sallarken o gelecegi dusunmekten coktan sıkılmıs manasizligini benimsemistir. iflah olmaz bir galatasaraylidir. antalyalidir.
kaan caydamli bir zamanlarin istanbul mitidir. kendisi oyle olmak istemistir. onun icin ugrasmistir. bu ona kaybedenlik yaftasini yapistirmasindan cok oncedir. kaybedenligi kazanca cevirmesini de bilmistir. sonucta insandir.
cevresinde kidemli dostlari vardir. o cemberi korumak icin birlikte sirt sirta hareket ederler. her aksam icerken, hayati, kadinlari ve kadikoy sokaklarini tekrar anlayabilecek kadar zekidir. onlari kadinlara anlatabilecek kadar da duyarli.
kaan caydamli olmus bir figurdur. zamaninda bir cok insanin ona ozendigi taklit bile ettigi bir figur. bu durum ise icten ice onu sevindirir. simartir. ama bu kaan caydamli icin sorun bile degildir...
gün batımlarının huysuz çocuğu..
-çay alır mısın??
--benimki tek buzlu olsun.