kocaman bir ağacın altındayız.ağacın kapkara yapraklarından çiğ taneleriyle beraber dilimize yuvarlanan özsuyu,kafamızı güzel yapıyor büyüleniyoruz.uzun ince boyunlu koca popolu iblislerle dans ediyoruz.ortada kaynayan kazanın içinde dolunay fokurduyor.
ayaklarımız ballarla dolu yarıklara batıp çıkıyor.-balçık kelimesinin kökeni burdan geliyormuş- diye bir muhabbet tutturuyoruz.
ormanın uğultusu tüm deliklerimizi tıkıyor ve ölümle kucaklaşmanın ılıklığı sonra.